Ayna ayna söyle bana herkes mi aldatır şu yalan dünyada?

Yalnız olan da, sevgilisi olan da, evli olan da aldatılmaktan korkuyor. Hele hele daha önceki ilişkisinde aldatılmış olanlar, ikinci kez aynı şeyi yaşadıklarında şu soruyu sormaya başlıyor: “Herkes mi aldatır?” Güvenin tamamen kaybolduğu noktada bu sorunun sorulması doğaldır. Zaten asıl mesele “Güven nedir?” sorusunun cevabını bulmaktır

Ayna ayna söyle bana herkes mi aldatır şu yalan dünyada?

MEHMET COŞKUNDENİZ

mehmet.coskundeniz@posta.com.tr

twitter.com/askdoktoru

Devletin yaptığı ‘Boşanma Sebepleri’ adlı araştırma her 3 çiftten birinin aldatma nedeniyle boşandığını gösteriyor. Kadınların yüzde 31’i, erkeklerin de yüzde 32’si aldatma nedeniyle boşandığını söylemiş. İngiltere’de yapılan bir başka araştırmada evlilerde aldatma oranı yüzde 21, sevgilisi olanlarda yüzde 51. Bu araştırmalardan şu sonucu çıkarabiliriz: Herkes aldatmıyor...

Aldatmak için bazı sebeplerin olması gerek. Türkiye’deki bir araştırmada kadınlara “Eşinizden başka bir erkekten hoşlandınız mı?” diye sorulmuş. Evliliğinin iyi gittiğini belirten kadınların yüzde 13’ü, evliliğini ‘orta halli’ diye niteleyenlerin yüzde 9’u, ‘Evliliğim kötü‘ diyen kadınların da yüzde 100’ü bu soruya ‘Evet’ yanıtını vermiş. Ama tabii hoşlanma, aldatma olarak algılanmamalı.

Evliliğimizde ya da ilişkimiz sırasında başkasını beğenebilir, hoşlanabiliriz. Bu ille de onunla birliktelik yaşayacağımız anlamına gelmez. Zaten kadınların aldatma sebebinin yüzde 50’si aşk. Yani kadın aşık olduğunda aldatmaya meylediyor. Erkeklerinse yüzde 44’ü sadece cinsel cazibeye kapıldığı için aldattığını itiraf etmiş.

BİR OKURUN YAKINMASI

33 yaşındaki bir kadın okurum bana gönderdiği e-mailde erkeklerin sürekli aldatmaya meyilli olmasından bıktığını söylüyordu. 4 yıllık ilişkisi ihanetle sonuçlanmış. Diyor ki; “Şüphelendiğim zaman beni ikna etmek için çok uğraştı. ‘Öyle bir şey yok, seni çok seviyorum, senden başkasını gözüm görmüyor’ gibi sözlerle beni sakinleştirdi.

Aradan 6 ay geçtikten sonra ‘Aramızda bir şey yok’ dediği kadınla bir ilişki yaşadığı ortaya çıktı. Ben onun aldatmasından çok, aptal yerine konmaya kızıyorum. Hadi o ilişki öyle bitti. Normalde sıcakkanlıyım. Bana yakınlık gösterene, asgari ölçüde aynı yakınlıkla karşılık veririm. Ama erkeklerin bu yakınlığı başka yere çekmesi beni delirtiyor. Üstelik bunların hepsi evli. Örneğin arkadaş ortamında görüşüyoruz. Yanımda eşlerine ‘Canım, aşkım’ demeler, sarılmalar öpmeler. Sonra telefonuma ‘Senden çok etkilendim, görüşelim’ diye mesaj yazmalar...

Midem bulanıyor artık. Bu cesareti verdiğimi düşünmüyorum. Ama algıları şu: 33 yaşına gelmiş bekar bir kadın her türlü teklife açıktır... Değilim arkadaş. Ben de herkes gibi aşk arıyorum, uzun soluklu ilişki arıyorum. Ben sizin gecelik zevklerinizi tatmin edecek bir makine değilim. İşte bu yüzden erkeklere de kadınlara da güvenim sıfırlanıyor. Ve soruyorum, şu dünyada herkes mi aldatır?”

ERKEĞİN DURUMU FARKLI

Yukarıda, evliliği kötü kadınların aldatmaya daha meyilli olduğunu söylemiştik. Erkeklerde ise durum farklı. Uzun dönemli evlilikleri olan ve evlilik dışı ilişkiler yaşayan erkekler, evliliklerinden yüksek derecede memnun olduklarını söylüyor. Shirley Glass’ın araştırmalarına göre eşlerini aldatan erkeklerin yüzde 56’sı evliliğinde mutlu olduğunu söylemiş.

Dolayısıyla ilişkilerde yaşanan mutsuzluk bire bir aldatma nedeni olmadığı gibi “Mutlu birliktelikleri olan çiftler aldatmaz” diye bir genelleme de söz konusu değildir. Yine okurumuza dönecek olursak, diyor ki; “Peki o erkekler o kadınlarla nasıl aynı yatağa giriyor? Ya kadınlar? Bence birçoğu kocalarının yediği haltları biliyor. Öyleyse neden devam ediyorlar evliliğe?”

ALDATMA BAZEN İŞE YARAR

Her çift kendi yaşadığı ilişkinin dinamikleri içerisinde aldatmaya farklı tepkiler verebilir ve aldatma sonrası süreci farklı yaşayabilir. Aldatmanın ortaya çıkması bazı çiftlerin ilişkisini güçlendirirken bazı çiftlerde ayrılığa yol açmakta. Aldatma sonrası çiftlerin ilişkilerini devam ettirme kararı ilişkinin geçmişi kişilik yapıları ve evliliğe bağlılıkları gibi çok çeşitli değişkenlere bağlı. Çoğu çift evliliğini bitirmek yerine kurtarmak için çaba sarf etmekte ve bu durumdan daha güçlü ve birbirine bağlı olarak çıkabilmekte.

35 yıldır ABD’deki Washington Üniversitesi’nde evlilik ve boşanma üzerine araştırmalar yapan John Gottman boşanmaların sadece yüzde 20’sinin aldatma nedeniyle olduğunu belirtip evliliği bitiren asıl faktörü çiftlerin zamanla birbirinden uzaklaşmaları olarak gösteriyor. Çiftler iletişimlerini güçlendirir, problemlerini daha yapıcı yaklaşımlarla çözmeyi aldatmanın yarattığı yaraları birlikte sarmayı öğrenirlerse daha tatmin edici, mutlu bir ilişki ve evliliğe kavuşabilirler.

GENELLEMEDEN KAÇINMALI

‘Güven’ meselesi burada çok önemli rol oynuyor. ‘Güven’in yeniden tanımlanmasında fayda var. Bir kez aldatılan kişi artık bilecektir ki; hayatta ‘mutlak güven’ diye bir şey yoktur. Bir insana sonsuz güven duymak imkansızdır. Aldatmayla ilgili kafamızda yer alan yanlış inançları bir kenara bırakmak kendi durumumuza odaklanmak bu durumdan edindiğimiz deneyimleri değerlendirmemiz gerekir. Aldatmayı genellemek yerine her ilişki içinde farklı yaşanacağına inanmak, aldatılma sürecini daha kolay atlatmamıza yardımcı olur.

ALDATMA SONRASI İYİLEŞME SÜRECİ

1) Öncelikle ilişkinin devam edip etmeyeceğine karar verilmesi gerekiyor.

2) Aldatma ile ilgili yüzleşmenin tam olarak sağlanması gerek. Aldatan taraf, aldatılan tarafa her şeyi tüm açıklığıyla anlatmalı, tüm sorularına cevap vermelidir. Bu yüzleşme bir kez yapıldıktan sonra aynı konu tekrar tekrar gündeme getirilmemelidir.

3) Aldatan tarafın ya da aldatılan tarafın psikolojik sorunları olup olmadığı konusunda mutlaka uzmana başvurulmalıdır.

4) Aldatan taraf, aldatma gerekçesi olarak karşı tarafı suçlamamalıdır. “Sen de şöyle yaptın, o yüzden evden uzaklaştım” gibi cümleler, ilişkinin kurtarılmasını imkansız hale getirmektedir.

5) Aldatılan taraf, kesin ve net bir şekilde affettiğini karşı tarafa deklare etmelidir. Affedildiğini bilen taraf da bundan sonra eşinin ya da sevgilisinin güvenini zedeleyici hareketlerden kesinlikle kaçınmalıdır.

6) Affetme sonrası flörtün ya da evliliğin ilk başladığı yılları anmak, bununla ilgili anıları tazelemek her zaman işe yarar.

7) Eski anıların yanı sıra, aldatma dönemini unutturacak yeni anılar da biriktirilmelidir. Birlikte yeniden tatillere çıkmak, hafta sonu kaçamakları, akşam yemekleri, öğle buluşmaları gibi...

8) Öfke kontrolü şart. Çiftlerin bu aşamadan sonraki tartışmalarında geçmişe yönelik hesaplaşmalardan kaçınmaları gerekiyor. Küçücük bir tartışmanın yeniden ihanet hesaplaşmasına dönüşmesi ilişkiye büyük zarar verir.

9) Daha önce aldatma olayını yaşamış ve ilişkilerini kurtarmış çiftlerin öyküleri olumlu örnek oluşturabilir. Çiftler birlikte olmasa da, tek tek bunları yaşamış kişilerle görüşebilirler.

10) İyileşme sürecinde kısa ayrılıkların da fayda getirdiği görülmektedir. Çiftler bu süreçte ayrı ayrı zaman geçirmelidir. Mümkünse birkaç günlük kısa tatillere çıkılmalıdır.

(18.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)