Ayrı gayrı mı var?

a
a
Pazar, 05 Eylül 2010 - 05:00

Artık samimi olduk.
Recep Bey ne demek?
Recep diyelim şuna.
Aramızda teklif mi var?
Öbürü, zaten Başbakan Kemal.
Daha öbürü, Devlet’in başına Devlet gelecek diye anılıyor. Koskoca bir “Milliyetçi Hareket”in liderine ön ismiyle hitap etmek kime nasip olmuş ki?

*

Artık samimiyiz.
Hüseyin Çelik, onu bunu arar da Başbakan Kemal, geri kalır mı?
Hülya Avşar’ı mı aramış ne? Yok, sonra düzeltti: Sezen Aksu’yu aramış.
Diyor ki:
- “Evet”le “hayır”la ilgili değil... Sağlık meselesi için aradım.
Sağlık mı?
Yahu bu Sezen, tam 35 yıllık dostumdur, bir geçmiş olsun diyemedim kıza... Halbuki Başbakan Kemal, bunca işinin arasında şıp diye buluverdi Sezen’i... Demek ki can arkadaşı.

*

Sevgili okuyucular. Referandum sayesinde artık eldivensiz konuşuyoruz.
Memur değil, dört başı mamur Kemal, meydanlarda “kalpazan” diye bağırıyor. Ankaraya dönünce de Sayın Başbakan.
Bu olmaz... Hiç değilse Sayın Kalpazan demeli.
Ama birşey söyleyeyim. Beni en duygulandıran: Mersin’de nasıl gitti öptü elini, çiftçinin annesinin?.. Tanıması şart değil. Maksat, Onur Öymen’e inat “analar ağlamasın”

*

İşte, böylesine cana yakın bir referandum dönemi geçiriyoruz.
Öyle samimi, öyle içli dışlıyız ki, merhum Ecevit’in siyasi lügata soktuğu “sayın” kelimesi bile uçtu gitti.
Ne demek sayın?
Hatta, Bey ne demek?
Recep dersiniz, bütün dünya anlar.
Recepsiyon’dan galat...