'Babama ithafen...'

'Kör Kuyular', 'Kalamış', 'Aziz İstanbul', 'Dönülmez Akşamın Ufkundayız'...

Cumartesi, 22 Haziran 2013 - 05:00

'Babama ithafen...'

Unutulmaz bestelerin yaratıcı Münir Nurettin Selçuk’un baterist oğlu Selim Selçuk (57) kurduğu orkestra ile babasının hatırasını yaşatmak için çalışmalara başladı...

Röportaj: Ömer Gören

[email protected]

Münir Nurettin Selçuk’un küçük oğlu Selim Selçuk babasının bestelerini içeren bir albüm hazırlıyor

Münir Nurettin Selçuk kimdir?

1900’de İstanbul-Sarıyer’de doğdu. Divan-ı Hümayun muavini ve Darülfünun İlahiyat Şubesi muallimi Mehmed Nuri Bey ile Fatma Hanife Hanım’ın oğludur. 15 yaşında Dar-ül Feyz-i Musiki Cemiyeti’ne öğrenci olarak giren Münir Nurettin Selçuk, bu topluluğun konserlerine çıktığında 18 yaşındaydı.

Müziğin üstadlarından ders alan Selçuk, bestekârlığa, 1920’de Tevfik Fikret’in “Bu bir terânedir” şiirine yaptığı besteyle başladı. Türk müziği tarihinde tek başına konser verme geleneğini getiren sanatçı, koro eşliğinde solo okuma geleneğini de ilk kez uygulayan isimdir.

30 yıldan fazla İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görev yapan Münir Nurettin, birçok genç kuşak sanatçıyı yetiştirdi. Dünya müzik çevrelerinde de büyük ilgi gören sanatçı, 27 Nisan 1981’de evinde vefat etti.

Bize kendinizi anlatır mısınız?

Ünlü bestekar Münir Nurettin Selçuk ile tiyatro sanatçısı Sehime Erson’un üç çocuğundan biriyim. 1956 yılında, İstanbul’da doğdum. 3 yaşında piyano çalmaya başladım. Galatasaray Lisesi’nden mezun olunca mimarlık istedim ama puanım heykel bölümüne yetti. Ancak 1,5 yıl dayandım, sonra Türk Müziği Devlet Konservatuarı’na geçtim. Şu anda özel davul dersleri veriyorum.

Heykelden müziğe... İlginç olmalı.

Oyuncaklarımı, evdeki kuyruklu piyanonun altına koyardım. Meyve tabağını direksiyon gibi tutar, piyanonun pedallarını da fren ve gaz yapardım. Benim oyun yerim, piyanoydu. Piyanonun altında tahtalara vuran tuş seslerini, tel seslerini dinler, kendi kendime mırıldanırdım.

Seslerle oynamak, onlarla melodiler kurmak inanılmaz hoşuma giderdi. Adı konmamıştı ama hep müziğe doğru ilerliyordum. Amatörce piyano çalıp kendimce besteler yapardım. Rahmetli babam bestelerimi sorar ve dinler, bazı şarkılarıma eşlik ederdi. Hatta babamın bir konserinde birkaç şarkısına piyanoyla eşlik etmiştim.

Yani babanızın yolunda ilerliyordunuz.

Tam olarak değil. Okul dönemlerinde org, klavye çalıyordum. Sonra perküsyon çalmaya başladım. Ağabeyim Timur Selçuk kurduğu orkestrada perküsyon çalmamı önerdi, bir süre onunla çalıştım. Ardından İstanbul Gelişim Orkestrası’nda başladım ve ünlü sanatçılara eşlik ettim: Ajda Pekkan, Zerrin Özer, Nükhet Duru, Sezen Aksu, Erol Evgin...

1979 yılında caz eğitimi almak için Amerika-Brooklyn Konservatuarı’na yazıldım. Zaten Amerika’da yaşamak ve müziğimi orada yapmak hayalimdi. Eşim Nüket Ruacan’la o dönemde tanıştım. Cebimde 500 dolarla ve talebe vizemizle gitmiştik New York’a. Restoranlarda garsonluk, komilik yaptım, gece kulüplerinde davul çalarak geçimimizi sağlamıştım. Bir kızım oldu ama boşandım ve Türkiye’ye döndüm.

“11 Eylül yüzünden Türkiye’ye geldim”

Ama sonra tekrar gittiniz Amerika’ya.

Yurda döndüğümde annemin Arnavutköy’deki evini restore ederek ilk caz kulübümü, Naima’yı açtım. 1991’de ekonomist olan Esra Uras ile evlendim. Onun da hayalinde New York vardı, tekrar gittik. Yine caz eğitimine başladım. Bir kez daha boşandım ve tek başıma yaşamaya başladım. Orada kalırdım ama 11 Eylül nedeniyle ülkeme döndüm.

Neden?

Terör saldırısı sonucu İkiz Kuleler gözlerimin önünde yıkıldı. Hayallerim gibi... Depresyona girmiştim. Ülkeme müthiş bir özlem duydum ve geldim. Caz davulcusu olarak çalışmaya başladım. İki yıldır babamla ilgili proje üzerine çalışıyorum.

Nasıl bir proje bu?

Babamın şarkılarını dile getireceğim sade bir orkestra kurdum. Orkestrada piyano, ut, kanun, perküsyon, davul ve iki vokalist var. Önce canlı müzik yapacak, babamın bestelerini seslendireceğiz. Yıl sonuna doğru babamın sevilen eserlerinden bir albüm yapacağım. 50 yaş üstü insanlar babamı tanıyor. Benim amacım, gençlere de Münir Nurettin Selçuk adını duyurmak ve onu sevdirmek.

“Babamın 400 bestesi var”

Repertuar belli mi?

Münir Nurettin Selçuk’un kaç bestesi var? Repertuarda ‘Kalamış’, ‘Kör Kuyular’, ‘Aziz İstanbul’, ‘Rindlerin Akşamı’, Dönülmez Akşamın Ufkundayım’ gibi sevilen şarkılar olacak. Babamın yüzü aşkın bestesi var. Taş plakları ve diğer kayıtlarını da düşünürsek beste sayısı 400’ü bulur.

Ya projeniz hayal kırıklığıyla sonuçlanırsa?.. Albüm satmazsa mesela?..

Başaracağıma dair ümidim var. Sıkıntı yok. Hayal kırıklığına uğramam, benim eksikliğim demektir. O zaman görevimi eksik yaptığımı düşünürüm.

Ağabeyiniz Timur Selçuk’tan destek alıyor musunuz?

Hayır. Herkesin, kendi yolunda hayallerini gerçekleştirmesini isterim. İnsan, bazen içine girdiği konuyu tam olarak kavrayamayabilir! O yüzden düşe kalka da olsa her şeyin altından kendim kalkmaya karar verdim.

( 15.06.2013 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )