Bağdat Caddesi'ndeki de insanımız değil mi?

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın 'Herkesi kucaklayamayanlar, ancak Bağdat Caddesi'nde gezer' sözüne yanıt verdi

a
a
Salı, 02 Kasım 2010 - 14:08


Bağdat Caddesi'ndeki de insanımız değil mi?

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın 'Herkesi kucaklayamayanlar, ancak Bağdat Caddesi'nde gezer' sözüne yanıt vererek 'Kadıköy'de yaşayan insanımız değil mi' dedi. İşte Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısındaki konuşmasından satır başları:

Teröre karşı bugüne kadar büyük bedeller ödedik. Ama bölünmedik bölünmeyeceğiz, teröre karşı direneceğiz. Terör bir insanlık suçudur. Teröre karşı mücadele etmek her yurtseverin görevidir. Teröre karşı ortak mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız.

İşimiz olacak, aşımız olacak, huzurumuz olacak. Bunu istiyoruz Türkiye’de. Bunu sağlamak için hep beraber mücadele edeceğiz. Aşı ve işi sağlayan devlettir. Ancak despot devlet değil, demokrasiyi öteleyen devlet değil. O devletin adı sosyal devlettir.

Siyasal iktidarın görevi devleti sosyal kılmaktır. Yurttaş kendisinin ve çocuklarının sosyal devletin koruması altında olduğunu bilmelidir. Mutlu bir Türkiye’yi yaratan iktidar başarılı bir iktidardır. 29 Ekim’de tüm Türkiye’ye huzur, kardeşlik ve barış mesajları verdik.

Biz huzur, kardeşlik, barış mesajı veriyoruz birileri rahatsız oluyor. Neymiş ben Kadıköy’e gidip halkla buluşmuşuz. Cumhurla buluşmak bu değilmiş. Kadıköy'de yaşayan insanımız değil mi? Ben diyorum bunlar bölücü. Gizli gündemleri var. Biz bölünmeyelim diyoruz, onlar bölünelim diyorlar. Bunu ancak asıl amaçlarına ulaşmak için gizli gündemleri olan siyasal partiler yapar.

AKP ülkeyi yönetmek değil, devleti ele geçirmek istiyor. Biz onlar gibi vatandaşı ayırmıyoruz. Esenler’deki de Kadıköy’deki de, Bitlis’teki de, Trabzon’daki de bizim vatandaşımız.

BİZ YÜZDE YÜZÜ MERAK EDİYORUZ

Başbakan yüzde 42’yi merak ediyoruz diyor. Biz halkın yüzde yüzünü merak ediyoruz. Biz 29 Ekim’de emeklilerin, işsizlerin olduğu yere Paşabahçe’ye gittik.

Orada işinden atıldığı için bedenini ölüme yatıran vatandaşımızı ziyaret ettik. Onu görmeyeceksin bu mudur sizin cumhur anlayışınız.

 Bu işçi kardeşimiz 5 yıl çalışmış. Bir gün demiş ki ben hakkımı arayayım sendikaya üye olayım. Vay sen misin üye olan. Hemen ertesi günü kapı önüne konmuş.

BAŞBAKAN’IN VİCDANIN SIZLIYOR MU?

Başbakan bu duruma bir şey diyor mu. O kadıncağızın o durumuna acaba vicdanı sızlıyor mu? Sen kendi çocuklarına beş yıldızlı otellerde düğün yaparken sıkılmadın da o kadının haline sıkılmıyor musun.

Bir de anayasa değişikliği ile bir işçi birden fazla sendikaya üye olabilsin dediler. Kadıncağız bir sendikaya üye oldu diye işinden oldu. Ya iki sendikaya üye olsaydı. Çekip vuracaklardı herhalde. Bu hükümetin söylemiyle eylemi taban tabana zıt.

BOYUN MU UZADI?

29 Ekim’de Paşabahçe’de hak arayan vatandaşın başına ne geldiğini gördük. Sonra bana diyorlar ki Köşk’e neden gitmedin. E sen 29 Ekim’de Çankaya Köşkü’ne gittin. Ne oldu boyun mu uzadı?

Ben halkın yanına gittim dertlerini dinledim. Sen mi iyi yaptın ben mi iyi yaptım.

TAŞERON İŞÇİLERE SESLENİYORUM

Tüm taşeron işçilere sesleniyorum, sizin eviniz CHP’dir. Sizin sesiniz CHP’dir. Çünkü biz ermekten, üretenden yanayız. Yiyicilerden yana değiliz.

Taşeron işçilerimiz Zonguldak’ı unutmasın. Orada ölenlerde taşeron işçilerdi. 2’sinin cesedi de bulunamadı. Başbakan çıkıyor “Kaderlerinde ölmek var” dedi. Bakanı çıktı “Güzel öldüler” dedi. Bütün taşeron işçilere söylüyorum. CHP iktidarında hiçbir işçi taşerona emanet edilmeyecek. Kadrolarını vereceğiz çalışacaklar.

Çünkü biz emekten yanayız. İki milyon işçi bize baksınlar. Ne söylüyoruz iyi baksınlar. Geçenlerde bir taşeron işçi kardeşimiz mektup yazmış yaşadığı zorlukları anlatıyor. Ama Başbakan altın çilek yiyor unuttu bunları. O bir despot artık o kral. O söylediğinin her yerde geçerli olduğunu sanan bir kişi.

(HÜRRİYET)