Bağımsız sesi susturmanın tüyler ürpertici bir örneği

New York Times, Doğan şirketlerine verilen toplam 4.6 milyar liralık cezaları “Basına açık bir saldırı” olarak yorumladı

Pazartesi, 14 Eylül 2009 - 17:48

Bağımsız sesi susturmanın tüyler ürpertici bir örneği

ABD’nin saygın gazetesi New York Times, Doğan Grubu şirketlerine verilen ve şimdiye kadar toplamı 4.6 milyar lirayı bulan vergi cezalarını “Basına açık bir saldırı” olarak yorumladı

Doğan Grubu şirketlerine verilen ve şimdiye kadar toplamı 4 milyar 640 milyon lirayı bulan görülmemiş vergi cezalarının yankıları devam ediyor. Olay, hemen her gün dünyanın en önemli gazete ve televizyonlarında haber konusu oluyor. ABD’nin en önemli gazetelerinden New York Times, konuyla ilgili ikinci haberini başyazı olarak dün yayımladı. 

“Basına açık bir saldırı” başlıklı başyazıda “Hükümetin çizgisine her zaman uymayan gazetecileri susturmanın yolları çok fazla” denildi. New York Times’ın başyazısı aynen şöyle:

SUSTURMANIN BİRÇOK YOLU VAR
“Hükümetin çizgisine her zaman uymayan gazetecileri susturmanın birçok yolu vardır. 

Gazetecileri Koruma Komitesi, ölüm ve tutuklulukların listesini tutar: Dünya çapında bu yıl içinde şimdiye kadar 14 gazeteci cinayete kurban gitti, tahminen 150’si de haksız yere hapse atıldı. 

Şimdi Türkiye, bağımsız sesleri susturmanın tüyler ürpertici başka bir yolunun örneğini gösterdi: Büyük bir medya şirketini faaliyet dışı bırakmak için tasarlanmış gibi görünen 2.5 milyar dolarlık bir ceza. 

Komite’nin İcra Direktörü Joel Simon’ın da dediği gibi, ‘Büyük bir para cezası, sıklıkla baskıyı gizlemek için etkili bir perde olarak kullanılır.’
Söz konusu medya grubu olan Doğan Yayın Holding, CNN’in Türkçe versiyonunun da dahil olduğu televizyon kanalları ve gazetelerden oluşan itibarlı bir şirketler topluluğudur. 

VARLIĞINI TEHDİT EDECEK BÜYÜKLÜKTE
Doğan gazetecileri, Türkiye’nin demir iradeli Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin hoşlanmadığı haberleri yapmaktan kaçınmadılar. Medya grubunun ana şirketinin sahibi olan Aydın Doğan da, Sayın Erdoğan’ı en yüksek sesle eleştirenlerden biri. 

Bu durum, Erdoğan hükümetinin Doğan Grubuna neredeyse tüm şirketin değeri kadar bir vergi cezası kesmesini daha da şüpheli kılıyor.
Türkiye’nin güçlü bloğa üyeliğini değerlendiren Avrupa Birliği yöneticileri, endişelerini hızla dile getirdiler.  Bir AB sözcüsü, ‘Yaptırım, bu vakadaki gibi bir basın grubunun tamamının varlığını tehdit edecek büyüklükteyse, basın özgürlüğü risk altında demektir’ dedi.

Türkiye son 10 yılda anayasasını değiştirerek, idam cezasını kaldırarak ve yasalarını Avrupa standartlarıyla daha uyumlu hale getirerek önemli aşamalar kaydetti. Ancak böyle adımlar bu gidişatı baltalıyor.”

Reuters: Özel sektörde siyasi etkiye karşı duyarlılık arttı

Doğan Yayın Holding’e (DYH) rekor vergi cezası Reuters’a da haber konusu oldu. Reuters’da Alexandra Hudson imzalı haber-analizde, “Yatırımcılar, DYH’ye rekor vergi cezasını şimdilik izole bir olay olarak görüyor. Ancak, cezanın potansiyel olarak sakatlayıcı boyutu, özel sektörde siyasi etkiye karşı duyarlılığı artırdı. AB’ye girmeyi ümit eden Türkiye’de hükümet, iş dünyasının yanında görülüyor. Geçen hafta vergi yetkilileri, Türkiye’nin en büyük medya grubuna rekor düzeyde, 2.5 milyar dolarlık bir ceza kesti. Avrupa Komisyonu, çok endişeli olduğunu ve İlerleme Raporu’nu etkileyebileceğini belirterek cezayı kınadı” denildi.

Haberde, son 3 milyar 755 milyon liralık cezanın, “Yıllık gelirleri 2 milyar dolar civarında olan DYH’nin bu yıl aldığı ikinci büyük ceza olduğu, şubat ayında da Axel Springer’e hisse satışıyla ilgili 500 milyon dolarlık bir ceza geldiği” hatırlatıldı.

‘Doğan’la uğraşılıyor’
DYH ve Petrol Ofisi’nin sahibi Aydın Doğan’ın, yaptıkları haberlerden dolayı ‘enerji ihalelerinden yasaklanmak dahil, şirketlerinin düzenlemeler ve yasal baskı altında olduğunu’ söylediğine dikkat çekilen haberde, Alman Marshall Fonu’nun Yöneticisi Özgür Ünlühisarcıklı’nın görüşlerine yer verildi. Ünlühisarcklı, Reuters’e şöyle dedi:

“Finansal suçlar yaygın. Toplumun geniş bir kesimi gibi ben de Doğan’la uğraştıklarını düşünüyorum. Genel hava, hükümetin onlara uymayan bir şekilde iş yapanları cezalandıracağı yönünde. Yabancı yatırımcılar için düzgün bir oyun sahası çok önemli. Çünkü en büyük medya grubu kendini koruyamazsa yabancı yatırımcı kendini nasıl koruyacak? Durum yatırımcı taktiklerini etkileyebilir. Yabancı yatırımcılar en iyi ortağı işe değil siyasete bakarak seçmek durumunda kalabilir.”

‘Yapılan iş çirkin’
Finans camiasının görüşlerine de yer verilen haberde, şu görüş aktarıldı: “Barclays Capital ekonomisti Christian Keller, ‘Bu hükümet, her zaman doğrudan yabancı yatırım çekmek konusunda çok istekli oldu. O yüzden bu durumun çok büyük etkisi olacağını söyleyemem. Yapılan çirkin ama durum Doğan’la sınırlı’ dedi. 

Türkiye’deki ismini vermek istemeyen bir fon yöneticisi, ‘Yıllardır, eğer hükümetin tarafındaysanız bazı ayrıcalıklardan yararlanırsınız durumu var. Ancak buradaki ceza durumu, yeni ve endişe verici. Rakam çok yüksek’ dedi. Ancak diğerleri, Doğan’a karşı duruşun daha geniş bir trendin göstergesi olması durumunda endişe verici olabileceğini söylüyor.”

Muhafazakârlar, Koç, Sabancı, Doğan gibi laiklere meydan okuyor
Maliye’nin açıklama yapmak istemediği, bir hükümet kaynağının ise Doğan’ı hedef almadıklarını söylediği kaydedilen haberde, “Son yıllarda Türkiye’deki iş alemi güçlü muhafazakârların ortaya çıkışıyla birlikte değişim gösterdi. AK Parti taraftarı elit, Koç, Sabancı ve Doğan gibi sayılı aileler tarafından temsil edilen laik iş dünyasının elindeki statükoya meydan okudu” denildi.

Türkiye’deki, aralarında ordu generalleri, yargıçlar ve iş aleminin bazı kesimlerinin olduğu laik elitle iktidarda bulunan ve kökleri siyasi İslam’da olan AK Parti arasındaki birkaç yıllık keskin gerilime dikkat çekilen haberde, şöyle denildi:

“Büyük işadamları, özellikle enerjide, hükümetin kârlı ihaleler için müttefiklerini seçtiğinden yakınıyor. Hükümet bunu reddediyor. Aynı ayrım medyada da var. 

Doğan Grubu ile  aralarında Çalık Holding’in Sabah ATV grubu, ki CEO’su Erdoğan’ın damadı ve Zaman’ın sahibi Feza Grup’un bulunduğu hükümete sempatiyle bakanlar arasında artan kutuplaşma var.”