Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Bağırana adalet!

Cumartesi, 19 Eylül 2009 - 09:59

Kamuoyu vicdanı önceki gün bomba gibi patlayan iki haberle biraz olsun rahatladı: Cem Gariboğlu teslim oldu; Hüseyin Üzmez 13 yıl hapse mahkum oldu. İki olayın da kamuoyunun istediği biçimde gelişmesinde yine kamuoyu baskısının olduğu kesin. 

Evinde yaşayan bir küçük kızı taciz etmekten hüküm giyen Hüseyin Üzmez, olayın üstüne kadın örgütleri gitmeseydi ve medya o kadın örgütlerinin bu hareketini destekleyip görmeseydi bugün 13 yıl yemiş bir hükümlü olabilir miydi? Hayır! Maalesef hayır. Küçük kıza Adli Tıp’tan bir “hiçbir zarar görmemiştir” raporu uydurulmuştu, adam da beraat edecekti, arsız karısı da kocasının yanında oturup kameralara gülecekti.

Bu beyin çalıştığı gazete müsvettesi de herhalde “aklanmış” yazarlarına eskisinden daha büyük bir yer ayıracaktı. Kadınlar Bursa Adliyesi’nin önünde Üzmez’i yumurta yağmuruna tuttu, bütün köşe yazarları bu konuda yazı yazdı. Olay gündemde kaldı. Adli Tıp raporunu değiştirdi, hatta bu kurum soruşturmaya uğradı, kurumun görevli tek çocuk psikoloğu, tepki için istifa etti. Ve sonunda hak yerini buldu, Üzmez bu gibi durumlarda kulağının üzerine yatan adaletin her zaman yaptığının tersine ağır sayılabilecek bir cezaya çarptırıldı. Ve bundan sonrakilere de örnek oldu

GARİPOĞLU TESLİM OLUR MUYDU?

İkinci olay ise öldürüldükten sonra başı kesilerek çöpe atılan Münevver Karabulut cinayetinin failinin bulunmasıdır. Bunda da önce aile, sonra medya desteği rol oynadı. Küçümsedik, kızdık, acıdık, sıkıldık, eleştirdik ama eğer baba Karabulut kendini yerden yere atıp, ekranlara çıkıp ortalığı velveleye vermeseydi, medya da ona sahip çıkmasaydı, ne emniyet, ne vilayet olaya bu kadar sahip çıkmaz, kendi deyimleriyle çember daralmaz, zanlı mecbur kalıp teslim olmazdı! Nereden mi biliyorum, nereden mi uyduruyorum? Başka örneklerden! Bu eleştirilerimi CNN ekranında söyledikten sonra “Bizim de yakınımız öldürüldü, failler saklanıyor ve emniyet sadece telefon dinlemesi yapıyor, görgü tanıklarına rağmen fail yakalanmıyor, paramız yok, avukat bile tutamıyoruz” şikayetleri aldım.

Çok daha önceden gerçekleşmiş cinayetlerde zanlılar hâlâ kaçak ve yakalanması için bir çaba sarfedilmiyorsa onların anası babası kendini yakıp yıkmıyor, medya ortalığı ayağa kaldırmıyor diye mi? Diyebilirsiniz ki polis en azından kamuoyu baskısını dikkate aldı ve olayların üzerine gitti. İyi de biz olayların doğru akışında gitmesi için her seferinde böyle müdahil olacaksak yandık. En azından hakkı aranmayanlar yandı. Ve maalesef demek ki “onlar dağa çıkıp öldü de siz bizim derdimize öyle kulak verdiniz” diyenler de haklı! Demek ki hakkımızı aramak için şehirde meydanlara, kırsalda dağlara çıkacağız. Ne memleket ama...

***

TÜKENMEZ KALEMİN MÜREKKEBİ BİTTİ

Kamuoyunun ilgisi, ne onlarca bilim adamı, komutan, yazar çizerin yargılandığı Ergenekon, ne de onlarca faili meçhul cinayetin sorumlusu olmakla suçlanan bir jandarma komutanı ile belediye başkanının davasında. Varsa yoksa Münevver Karabulut cinayeti zanlısının bulunmasında. Çünkü ayrıntılar ilginç. Ortada büyük bir başarı değil, istihbarat zafiyeti var. Dünyanın bütün şaibeli ülkelerinde aranan sanık Cem Garipoğlu, meğer hiçbir yere gitmemiş, ailesi tarafından bir bağ evinde saklanmış, polis aileye baskı yapınca da sucuk ekmeğini yiyip, anayolun üstünde bekleyerek teslim olmuş, üstelik de yakalandıktan sonra kelepçelenmeden gezdiriliyor!

İstihbarat ve delil toplama konusunda bir başarısını göremediğimiz güvenlik güçlerinin diğer iki davada da bütün verileri telefon kayıtları ve gizli tanıklardan oluşuyor. Özellikle Diyarbakır’da görülen davada gizli tanıklar PKK itirafçıları. Yargılananlar PKK ile mücadele etme görevi verilmiş olan bir komutan (Albay Temizöz) ve korucubaşı olan bir belediye başkanı (Kamil Atak). Komutan, silahlı örgüt kurarak insanları öldürmekle suçlanıyor! Yani “görevini yapmakla” diyebilir miyiz? Ve daha mahkeme başlamadan jandarma komutanını suçlayan üç eski PKK’lı gizli tanıktan biri havlu atmış durumda.

“Tükenmez kalem” kod adlı bu tanık, itirafları “kelle istiyorum” diyen bir polis amirinin zoruyla yaptığını ama kendisine vaat edilen maddi manevi rüşvetlerin verilmediği için bu “iftiralarından” vazgeçtiğini beyan ediyor! Ama mahkeme komutan hakkında onlarca müebbet cezası istemeye devam ediyor. İnternet sitelerinde yayınlanan bu haberlere gelen yorumları okumanızı tavsiye ederim. Medyada köşe başlarını tutmuş yorumcuların tersine, herkes komutanın yanında ve bu dönen dolaplara lanet okuyor. Demek ki halkımız pek öyle medyanın dolduruşundan etkilenmiyor! Bağırana adalet!