Bahçeli: Başbakan bizzat bölücülüğe çanak tutmuş, kardeşliği zedelemiştir

a
a
Salı, 15 Haziran 2010 - 11:07


Bahçeli: Başbakan bizzat bölücülüğe çanak tutmuş, kardeşliği zedelemiştir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Yardıma muhtaçlar yalnızca Gazze’deki Müslümanlar değildir. Şehitler yalnızca Filistin’de bulunmamaktadır. Türk dünyasındaki din kardeşlerimiz de imdat beklemektedir" dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına Kırgızistan’da meydana gelen olaylara değinerek başladı.
Orta Asya’da Sovyet rejiminin körüklediği yapay ayrımların etkisinin sosyo kültürel bir derinlik kazandırdığını kaydeden Bahçeli, binlerce yılın eseri olan "Türklük şuuru ve kültürünün" bu toplumlar arasında bağlayıcı olmaktan çıkartıldığını ifade etti.

Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerde hükümetin tutumunu eleştiren Bahçeli, "Türkiyemizi ayrıştırmayı hedeflemiş, milletimizi otuz altıya parçalamayı tekrarlayıp duran, ağzına Türk kelimesini bile almayanların bu coğrafyalarda ’Türk’ kavramını savunmalarını beklemek zaten mümkün değildir. Nitekim milliyetçi olmayı Orhun abidelerine giden yolu asfaltlamak zanneden ilkel zihniyetlerin, bu ülkelere olan bağlarında ’Türk’ kavramını zemin yapmalarını beklemek bize göre abesle iştigaldir" diye konuştu.

Çatışmaların daha vahim olaylara neden olmadan bir an önce sona ermesini dileyen Bahçeli, şunları kaydetti:
"Yardıma muhtaçlar yalnızca Gazze’deki Müslümanlar değildir. Şehitler yalnızca Filistin’de bulunmamaktadır. Türk dünyasındaki din kardeşlerimiz de imdat beklemektedir.

Hükümet, başta Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımız ve Ahıska Türkleri olmak üzere, Kırgızistan’da muhtaç olan bütün soydaşlarımıza ve insanlara Türk milletinin yardım elini derhal uzatmalıdır.

Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Gül Güney Kore’ye yaptığı ziyareti yarıda kesmeli ve Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan’ın Devlet Başkanları ile sorunu acilen ve kapsamlı olarak Türk dünyası çerçevesinde çözecek görüşmeleri başlatmalıdır."

TERÖRLE MÜCADELE

1 Mayıs’tan bu yana terörle mücadelede şehit sayısının 25’e, yaralı sayısının ise 45’e ulaştığını anımsatan Bahçeli, "Hükümet bölücülüğü siyasallaştırmaya uğraşırken, teröristin boş durmadığı, dilediği zaman, istediği noktaya saldırı yapabileceği konusunda inisiyatif kazandığı ve eylemlerini ülke sathına yayabildiği ortaya çıkmıştır" dedi.

Hükümetin "başka coğrafyalarda sözde barışı ve huzuru aradığını iddia edip gezerken" milletin "ülkesinde şehidin ve saldırıların olmadığı bir tek güne hasret kaldığını" dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başbakan’ın sanatçıları, yazarları, edebiyatçıları, sinemacıları, şarkıcıları, sporcuları ikna çabaları da sonuç vermemiş, oluşturulmak istenen cephe bir türlü gerçekleştirilememiş, nafile toplantılardan hükümetin istediği netice bugüne kadar çıkmamıştır. Yıllardır ulaşamadığı siyasal hedeflerine AKP anayasası ile erişme umudu artan terör örgütü ise hükümetin yumuşak karnını bulmuştur.
Ne kadar kan dökerse, hükümeti o kadar sıkıştıracağını, yapacağı eylemlerin şiddeti kadar taviz kopartacağını anlamıştır ve hedef gözetmeksizin eylemlerini tırmandırmıştır.

Bir yandan bu kayıplarımız sürerken, diğer yandan adına demokratik açılım diyerek maskelediği ’yıkım projesi’ne mutlaka devam edeceklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, PKK ve hamisi peşmerge reisleri ile pazarlıklar kızışmıştır.
İmralı canisinin, hükümetle PKK arasındaki görüşmelerden çekildiğini açıklamasıyla kabaran eylemlerde terörü dizginlemesi için bu katilden hükümetin ricacı olmasını istemesi beklenmektedir.

Bunun gerçekleşmesi ile birlikte kanlı terörün aktörleri yine aynı karede buluşacak, İmralı canisi, küresel katiller, açılımın Başbakanı ve AKP zihniyetinin Mesut Abisi ile Celal Amcası, aile fotoğrafında yerlerini bir bir alacaklardır. Geçen haftaki buluşma bunun ilk aşamasıdır."

"MANİDAR VE KUŞKULU"

Terör eylemlerinin hesabının sorulacağı öncelikli adresin "peşmerge reisi Barzani, bu zatın bulunduğu Irak Devleti ve ile Irak’ın işgalcisi ABD" olması gerektiğini belirten Bahçeli, özellikle son aylarda artan eylemlerin toplumda yarattığı haklı öfkenin "hem açılımın sorgulanmasına, hem de AKP’nin gerçek yüzünün görünmesine vesile olduğunu" savundu.

PKK’nın eylemleri ile İsrail arasında kurulmak istenen rabıtanın zamanlaması ve yönteminin "son derece manidar ve kuşkulu" olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:

"Elbette ki bütün başka ülkeler gibi, siz suskun kalmışsanız, siz boyun eğmişseniz her yabancı devlet gibi İsrail’de ülkemize zarar verecek unsurlardan yararlanmak isteyecek ve belki de yararlanacaktır.

Bunları bizim belgeleriyle bilmemiz ve açıklamamız mümkün değildir. Ancak, özelikle İskenderun’da meydana gelen saldırıdan sonraki üstü örtülü ve kaçamak açıklamalar sorumluluğu yalnızca İsrail’e atarak, peşmergenin ve küresel gücün suçunu örtme arayışı ve sorumluları saptırma gayreti olarak dikkatimizi çekmiştir.

Başbakan Erdoğan ülkemizin nasıl geliştiğini, kalkındığını anlatırken bunun PKK eylemleri ile baltalandığından bahisle artan terör ve bölücü eylemlere yıllardan beri süren ucuz politikacı bahaneleri ile cevap arayışına girmiştir. Anayasa değişikliği ile terörün artması arasında illiyet kurmak ise ancak Başbakan Erdoğan’ın mantığı ile izah edilecek bir garabettir.

Başbakan’ın terörün kaynağını ve tırmanışının nedenini başka yerlerde aramasına gerek yoktur. Bizzat Başbakan Erdoğan ve hükümetleri bölücülüğe çanak tutmuş, bölünmeyi körüklemiş ve kardeşliği incitmişlerdir.

Başbakan’ın getirdiği noktada bölücülüğün aldığı cürete bakınız ki, hiçbir tahkikata maruz kalmadan özgürce suç işleyen bölücülük, İmralı canisinin resimlerini taşıyarak ’Meclisi basarız, Erdoğan’ı asarız’, ’Kana kan, seninleyiz Öcalan’ diyebilmişlerdir. Milliyetçi Hareket olarak, siyasi fikirlerine ne kadar karşı olursak olalım, bu ülkenin Başbakanına bu sözleri söyleyenlerin hakkından gelmek, muhatapları sussa bile bizim boynumuzun borcu olsun."

SAHTE ÇIKIŞLAR

"Bir yanda Irak’taki zulme göz yumarken, diğer yanda Filistin’deki mazlumlara sahip çıkıyormuş gibi sahte kahramanlık ve kuru tehditlere ise inanacak kimse kalmamıştır" diyen Bahçeli, "En yeni yetme devletlerin, en onursuz devlet adamlarının bile karşı çıkacağı, tepki göstereceği, tavır koyacağı meselelerde şayet karşısında küresel güçler varsa sessiz durulmuş, boyun eğilmiş, sorunlar göz ardı edilerek suskun kalınmıştır" dedi.

Başbakan ve ekibinin "sıkletine uygun bulduğu ülkeler için sahte çıkışlarda bulunduğunun; karşılığı olmayan girişimlerin ve sonuçsuz cevapların verildiğinin bilindiğini" ifade eden Bahçeli, "Davos’taki olay ile Mavi Marmara Gemisi’ne yapılan saldırıya karşı tepkiler bunlara örnektir. Ancak bunların hiçbirisi AKP hükümetlerinin uluslararası ilişkilerde bir milli karakteri olamamış, her çıkışın ardından yaşadığı ani iniş, bütün kahramanlık gösterilerini bir bir eriterek gerçek yüzlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur" diye konuştu.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın bu hafta "eşbaşkanı olduğu projenin kanlı Irak ayağını eleştirmeye başladığını ve hidayete erebileceği konusunda umut uyandırdığını" kaydetti.

Devlet Bahçeli, "Eğer Başbakan, Irak’taki zulmün sorumlularının kim olduğuna dair cevabı arıyorsa, bizim ona tavsiyemiz küresel güçlerle beraber çektirdiği aile fotoğraflarından birine kanlı albümlerinden çıkartıp bakmasıdır. Bu fotoğraf karelerinde mutlaka kendisini de görecek ve deliğe süpürmeyin diye yalvaran arkadaşlarını da ilişkilerimiz mükemmel diyen hükümet üyelerini de hedeflerimiz aynı diyen danışmanlarını da tanıyacaktır" dedi.

"BAŞBAKAN ŞİİR OKUYOR"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Eksen kaymasından kasıt, şayet Hükümetin İran’a karşı BM Güvenlik Konseyinde verdiği ’hayır’ cevabı ise bize göre bu haksız bir itham olacaktır. Zira Hükümetin İran kararı kendi içinde tutarlıdır" dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Erdoğan’ın hala şiirler okuyarak "açılımı övmeyi, yıkımda ısrar edeceklerini ilan etmeyi sürdürdüğünü " söyledi.

"Mehmet Akif’ten şiirler okurken ’zulmü alkışlayamam’ diyerek tekrarlayıp durduğu mısranın tam tersine, yıllardan beridir Irak’ta alkışladığı kimin zulmüdür?" sorusunu yönelten Bahçeli, şöyle konuştu:

"Yavuz’un Kanuni’nin kemikleri sızlar derken, Avrupa masalarında yüz sürerken, Papa Heykelleri önünde imza atarken, sızlayan kemikler kimin kemiğidir? Dün diplomasi masalarında bıraktığı onurunu Avrupalı büyükelçilerle yemek masalarında ’kör müsünüz’ diyerek kurtarmaya çalışan Başbakan kimdir? ’Biz gerekirse Karadeniz gibi kükremeyi biliriz’ derken, Peşmerge reislerine karşı suskun kalan, terörist huzurunda aciz duran yönetici kimdir? Önce olmaz deyip reddeden, sonra küresel gücün tehditleriyle İslam karşıtı NATO Genel Sekreterini seçen hükümet üyeleri kimdir? ’Bu ülkeye, bu ülkenin tarihine, medeniyetine, şehitlerimize, aziz milletimize mahcup olmadık, bundan sonra da mahcup olmayacağız’ derken, şehide kelle, katile sayın, eşkıyaya abi diyenler kimlerdir? Başbakan Erdoğan şayet öze dönüş sürecine hakikaten girmişse vereceği cevaplarda da kaçınılmaz olarak kendisi ile ve lekeli geçmişiyle hesaplaşacaktır."

EKSEN KAYMASI

Son günlerde "AKP hükümetinin dış politikadaki tutarsızlıkların" yalnızca milleti değil, uluslararası camianın da aklını karıştırdığını, "eksen kayması" tartışmalarının başladığını ifade eden Bahçeli, "Bu konudaki tartışmalarda dile getirilen eksen kaymasından kasıt şayet hükümetin İran’a karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden çıkacak karara verdiği ’hayır’ cevabı ise bize göre bu haksız bir itham olacaktır. Zira hükümetin İran kararı kendi içinde tutarlıdır" dedi.

Başbakan Erdoğan’ın "hayır" kararının gerekçelerini "bir suçluluk duygusu içinde oylamanın yapılacağı gece, diğer ülke yöneticilerini arayarak ikna ve izaha çalışmış olmasının" dikkat çektiğini belirten Bahçeli, "Hükümetin uluslararası ilişkilerde yıllardır yaşadığı kayma yalnızca eksen değil, aslında merkez kaymasıdır ve bu merkez Başkent Ankara’dan yıllar önce uzaklaşmış, Erivan, Erbil, Brüksel ve Washington eksenine çoktan bağlanmıştır. Şayet AKP borazanlarının ve yöneticilerinin söyledikleri gibi AKP eksen kaymasına uğramamış ise o halde sadakat gösterme yarışına girdikleri küresel güçten yeni bir görev mi almışlardır, yeni bir rol mü çalmışlardır?" diye konuştu.

TARIM

Yaklaşık 5 milyona yakın insanı istihdam eden tarım kesiminin sorunlarının Türkiye’nin en öncelikli meseleleri arasında olduğunu dile getiren Bahçeli, çözümünün gecikmesi ya da ihmali halinde Türkiye’nin gıda sorunuyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Hasat mevsiminin başlaması ve bazı yörelerde tamamlanmak üzereyken "AKP’nin birkaç söz dışında çiftçilerle ilgili tek kelime etmediğini" ileri süren Bahçeli, "Başbakan Erdoğan, ülkemizin tahıl ambarı Konya’ya gidiyor ve ağzına Türk çiftçisini almıyor. Buğdayı, arpayı, yulafı konuşmuyor. Allah selamet versin Gazze’nin kaderini Konya ile bir görüyor da Türk çiftçisinin kaderinin ne olacağını hiç aklına getirmiyor. Yine Konya’dan Hamas’a sahip çıkıyor da çiftçilerimize bir kez olsun sahip çıkacak erdemi ve sorumlu davranışı gösteremiyor" dedi.

Başbakan Erdoğan’ın "başka coğrafyalardaki sorunların ardından koşmayı, Türk çiftçisi Mehmet efendinin yanında olmaya tercih ettiğini" savunarak, "Başbakan Erdoğan için Hans’ın para kazanması, John’un toprak alması önemlidir; ancak Hasan’ın aç kalması, Osman’ın toprağını kaybetmesi, Ali’nin ürününün tarlada çürümesi, tüccara, komisyoncuya teslim olması, tefecilerin eline düşmesi sıradan vakıalardır ve normaldir" diye konuştu.

Çiftçilerin "borcu borçla kapatarak sonu olmayan çok tehlikeli bir girdaba düştüklerini" öne süren Bahçeli, "Her 10 çiftçimizden 9’u haciz kıskacındadır ama Başbakan çiftçinin borçlanmasını gelişme olarak değerlendirmektedir. Çiftçimiz sahipsizdir ve yalnızdır. Geleceği belirsizdir, karanlıktır ve borçlar dağ gibi birikmiştir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, hükümete, şu önerilerle bulundu:

"Açıklanan hububat fiyatlarının yeniden gözden geçirilerek çiftçilerimizin ürünlerinin gerçek karşılığı verilmeli, maliyetlerin altında ezilmelerine engel olunmalıdır.

TMO’nun alım merkezlerinin tamamı zamanında açılmalı ve bir tek çiftçi kardeşimiz dahi ürününü satmaktan mahrum bırakılmamalıdır.
Piyasaya, emanet alım ve benzeri uygulamalarla alım yapmaktan kaçınıyor imajı vermemek lazımdır. Aksi takdirde fiyatlar gerileyecek ve çiftçimizin zararı daha da büyüyecektir.

Her ne olursa olsun, ürününü ofise teslim eden çiftçimize hiçbir gerekçe ileri sürmeden ürün bedelinin peşin olarak ödemesi yapılmalıdır. Bir ay vade uzundur ve az önce dile getirdiğim mahsurları içinde taşımaktadır.

1 Mayıs–15 Eylül 2010 tarihleri arasında 4,5 ay süreyle kapatıldığı açıklanan buğday ithalatının, yeni kampanya dönemine kadar bir yıl süreyle uzatılması doğru bir tavırdır ve sonuna kadar bu kararın arkasında durulmalıdır."
 

4