Bahçeli: Başbakandan öğreneceğimiz birşey yok

a
a
Salı, 09 Kasım 2010 - 17:14


Bahçeli: Başbakandan öğreneceğimiz birşey yok

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "PKK’nın, şehir örgütlenmesi olan TAK ile önce paklaştırılması sonra aklaştırılması arkasında da siyasallaştırılmasının amaçlandığını" öne sürdü.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yarın Cumhuriyet’in kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Hayatını içinden yetiştiği Türk milletine adayan Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin üzerinden tam 72 yıl geçtiğine dikkati çeken Bahçeli, "Varlığı sona ermiş kabul edilen büyük milletimizi, temellerinden çökmüş ve ömrü tamamlanmış bir imparatorluğun enkazı altından çekip çıkararak, hürriyetine kavuşturan bu büyük devlet adamını minnet ve şükran duygularımızla bir kez daha yad ediyoruz" dedi.

Atatürk’ün milletine inandığını ve güvendiğini belirten Bahçeli, "Bugün Cumhuriyetimiz tehlikelere maruz kalsa da dişini gösteren mihraklar, şehit kanıyla sınırları çizilen vatan topraklarımızı pay etmeye hazırlansalar da bilsinler ki karşılarında gücünü dün olduğu gibi Türk milletinden alan ve Milli Mücadele’nin hatıralarını içinde taşıyan Milliyetçi Hareket vardır ve hain emellere asla geçit vermeyecektir" diye konuştu.

Türkiye’nin, 8 yıldır AK Parti hükümeti tarafından yönetildiğini anımsatarak, bu sürenin bir siyasi partinin programını uygulaması için son derece yeterli olduğunu ifade eden Bahçeli, "AKP ile birlikte gelişmiş, kalkınmış ve güçlenmiş Türkiye özlemlerinin yalnızca sözde kaldığını, umutlar ve beklentilerin hep boş çıktığını" savundu.

"AKP iktidarı, milletimizin hak ettiği refahı getirememiş, çatışma, kamplaşma ve kutuplaşmadan beslenen siyaset uygulamasıyla 8 koca yılı israf ve heba etmiştir" diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Vatandaşla devlet arasındaki gerilimin yükseldiği, milletimizin bin yıllık kardeşliğinin sorgulandığı, kriz ve kargaşayla geçen yılların altında ezilen bir millet gerçeği bulunduğunu görmek lazımdır. AKP iktidarları süresince, ekonomi girdiği ağır bir krizle tahrip olmuş ve istikrarını kaybetmiş, sürdürülebilir kalkınma ortamı tesis edilememiş, yoksulluk ve yolsuzluk her tarafı sarmış, siyasetin alanı daralmış, devlet ile toplum arasındaki güven sorunu derinleşmiş, milletimiz farklılıklar temelinde tanımlanmış ve etnik tahrikler hız kazanmıştır. Bölücülük şımarmış, yayılmış ve kuvvetlenmiş, milli varlıklar haraç mezat elden çıkarılmış, küresel projelerin kanlı niyetlerine ortak olunarak, teşrifatçılık yapılmış ve yalan, karalamayla iç içe geçmiş bir yönetim anlayışı maalesef vasat bulmuştur.

Başbakan Erdoğan’ın, sekiz yıldır sergilediği hükümet etme anlayışıyla altı oyulmamış, dejenere edilmemiş hiçbir değer kalmamış, kanunsuzluk, vurgun ve yıkım bir kural haline gelmiştir. ’Demokratikleşme’ diyerek, etnik bölücülüğün, ’özgürlük’ diyerek canilerin cüret kazanmasına ortam hazırlanmış, bunları da ileri demokrasi maskesiyle örtme kurnazlığına şahit olunmuştur. Hakikaten Türkiye AKP iktidarıyla yorulmuş ve dermanı tükenmiştir."

-"SİYASET BEZİRGANLIĞI..."-

"Sorunların, Başbakan Erdoğan’ın sinirli ve asabi siyaset tarzı yüzünden cepheleşmeleri teşvik ettiğini ve toplumsal yapıyı birbirinden ayırdığını" öne süren Bahçeli, "Bugün bize üslup ve hoşgörü dersi vermeye çalışan Başbakan’ın, bunlardan ne kadar nasipsiz olduğu herkesin bildiği gerçeklerdir ve tüm çıplaklığıyla milletimizin malumudur. Bizim üslubumuzdan şikayet eden Başbakan’a hatırlatmak isterim ki eğer edep ve izandan mahrum birisi varsa, o da sözleriyle her şeyi gözler önüne seren kendisinden başkası değildir. Hırçın ve vicdandan azade bir siyaset anlayışının yegane sahibi yine aynı Başbakan’dır" diye konuştu. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle, bugünlerde iyice su üstüne çıkan terör örgütüyle görüşmeleri daha önce ifşa ettiğimizde, buna tahammülsüzlük gösterip bu iddiamızı şerefsizlikle, alçaklıkla suçlayacak kadar ağzı bozuk olan birisinin, birden bire masum bir rol takınması içine düştüğü ikiyüzlülüğü göstermesi bakımından anlamlı olmuştur. Aynı minvaldeki sözlerini Kosova seyahati öncesinde de yineleyen bu tükenmiş ruh halinin, siyasi haysiyet ve kalite açısından nasıl bir geri seviyede bulunduğuna artık şüphemiz kalmamıştır.

Başbakanlığı ’asma ve kesme yeri’ olarak gören ve küçücük çocuklara bu şekilde öğüt veren, en galiz hakaretleri peşi sıra siyasi muhataplarına sıralayan, iftira ve çamur atma konusunda kimsenin boy ölçüşemeyeceği kişi de yine Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını yapan bu zatın sahip olduğu siyasi nezaket ve saygı konusundaki sicili, bize tavsiye vermeye asla yetmeyecektir. Adap ve seviye konusunda bizimle boy ölçüşmesi söz konusu dahi olmayacaktır. Bizim Başbakan Erdoğan’dan öğreneceğimiz bir şey de yoktur. Önerim, bir bildiği ve inandığı varsa kendisine saklamasıdır ve fitne saçan diline hâkim olmasıdır.
Partimize yönelik olarak kullanılan kötü sözlerin mutlaka hesabı sorulacak, gönül veren milyonlarca kardeşimiz bu sinsi siyaset bezirganlığının haddini mutlaka bildirecektir."

-TAKSİM’DEKİ TERÖR SALDIRISI-

Taksim meydanındaki terör saldırısını düzenleyen kişinin, PKK mensubu olduğunun ortaya çıktığını hatırlatan Bahçeli, bu durumun kendileri için şaşırtıcı olmadığını söyledi.

"Taksim’deki hunhar eylemden hemen sonra yapılan kafa karıştırıcı ve hedef saptırıcı açıklamaların, PKK terör örgütünü aklamak için kolektif bir faaliyet olduğunu gösterdiğini" ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:

"PKK’nın, şehir örgütlenmesi olan TAK ile önce paklaştırılması sonra aklaştırılması arkasından da siyasallaştırılması amaçlanmaktadır. Gelişmeler bir iyi, bir de kötü PKK imajı verilmek için yoğun bir propagandanın yapıldığına işaret etmektedir. Bölücü çevreler ve AKP hükümeti, Taksim vahşetini ’provokasyon’ olarak niteleyerek, bir anlamda terör örgütü PKK’yı temize çıkarmak için el birliği yapmışlardır. Ortada PKK’nın şehir örgütlenmesinin düzenlediği hain bir suikast vardır ve bunun tevil edilmeye çalışılması abesle iştigaldir.
Ortada, cesedi parçalanmış olsa da Kandil’de eğitilmiş ve sınırlarımız içine girip saldırılar düzenleme konusunda görevlendirilmiş bir terörist bulunmaktadır. Bu cani rahatlıkla İstanbul’a gelmiş, ev tutmuş ve hatta hastalığı nedeniyle sahip olduğu yeşil kartla tedavi dahi olmuştur. Bu süre zarfında, yapacağı cinayetler için planlar yapmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da PKK’lı teröristin, hiçbir takibata uğramadan, elini kolunu sallayarak, Taksim’deki menfur eylemi için hazırlık yapmasıdır. Toplumda herkesin telefonunu dinleyen, takip eden AKP hükümeti, nedense, böylesi bir ortamda caninin eylem planını fark edememiş ve saldırıyı önleyememiştir.

Terör saldırısının ne zaman ve hangi vasıtaları kullanarak gerçekleşeceği genel hatlarıyla önceden tespit edilemiyorsa aklımıza güvenlik teşkilatının ne yaptığı ve hangi işlerle uğraştığı konusu gelecektir.

Canlı bombacının kimliğinin gecikmeyle açıklanması ve dikkatlerin PKK’dan uzaklaştırılmaya çalışılması bu düşüncemizi doğrular niteliktedir. AKP yetkililerinin, PKK’yı koruma ve aklama refleksi gösterdikleri ibretle görülmektedir.
31 Ekim 2010 günü, İstanbul Taksim meydanındaki PKK canlı bomba saldırısı sonrasında, bunun arkasında PKK’nın olduğu konusunda soru işaretleri ve kafa bulanıklığı yaratmak için sahneye çıkan da ne yazık ki bizzat Başbakan Erdoğan olmuştur."
Bütün kabahatin ve suçun, PKK terör örgütü içindeki sözde kontrol edilemeyen gruplara yüklenmesinin, vahim gelişmelerin peşi sıra ortaya çıkacağını gösterdiğini ifade eden Bahçeli, "Sayın Cumhurbaşkanının ise ’barış yolunda ilerlerken provokasyonların tuzağına düşülmemesini ve bu konuda kararlı olunmasını’ tavsiye eden sözleri kaygılarımızı ister istemez daha da artmıştır. Üstelik dağdaki canilere, yanlışlarını düzeltme hususunda fırsat verilmesinden bahsetmesi, PKK terör örgütüne bakıştaki değişikliğin nerelere kadar uzandığını açıklıkla kanıtlamıştır" diye konuştu.

-"KOD ADI BALIKÇI..."-

Bahçeli, Başbakan Erdoğan’a, "Dünyanın neresinde müebbet cezaya çarptırılan bir ayrılıkçı terör elebaşısı, hücresinden gündem belirleyebilmektedir ve örgütüne talimatlar yağdırmaktadır?" sorusunu yöneltti. Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bu düşüklüğü hangi şeref ve haysiyetle izah etmek imkan dahilinde olacaktır? Türk milletinin geleceğini ve Türk devletinin kaderini, kod adı ’balıkçı’ diye servis edilen meçhul ve karanlık bir kendini bilmez mi tayin edecektir? Devlet işleri ne zamandan beri bu kimliği ve sicili meçhul zevatlar tarafından yürütülmektedir? Başbakan’ın devlet yönetiminden anladığı bu mudur? Şehitlerimizin vebali, gazilerimizin hakkı bundan sonra nasıl taşınacak ve ne şekilde karşılanacaktır? İki cihanda bu muhterem kahramanların yüzüne nasıl bakılacaktır?

Gazetelerde yüzünü dahi göstermeyen ve AKP’den aldığı talimatla aracılık yaptığı anlaşılan bir çürümüş zavallı tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin müzakere masalarına oturtulması en hafif tabirle densizliktir ve alçaklıktır. İmralı canavarıyla ilgili görüşmelerin sorumluluğunu devlete atan Başbakan Erdoğan, sanki başkanı olduğu hükümeti hiçbir şeye karışmıyormuş gibi izlenim vermeye çalışmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da benzer eğilimde olması bizce çok manidardır. Zannedersiniz ki devletin bürokratları gündemlerini kendileri belirlemekte ve akıllarına estiği gibi hareket etmektedirler. Bütün devlet kuruluşları Başbakan’a bağlı olduğuna göre, kendisinin bilgisi ve onayı olmadan, bebek katiliyle görüşme yapılabilmesi ihtimal dahilinde bile olmayacaktır. O halde İmralı’yla, Başbakanlık arasındaki aracıların, devlet adına hangi kuruluşların ve kimlerin görüştüğünü Başbakan’ın açıklaması siyasi namus meselesi haline gelmiştir. Geldiğimiz bugünkü aşamada, AKP’yle PKK masaya oturmuş, kanlı bir pazarlık içine girmişlerdir."

Bahçeli, "Suriye ile yapılan suçluların iadesi anlaşması tam bir kepazelik" olduğunu iddia ederek, "Vatanımıza saldırılar düzenleyen Suriye asıllı PKK’lı teröristler böylelikle zımnen affa tabi tutulacaklardır. İster istemez burada hatırımıza, aynı sürecin ülkemizde de uygulanıp uygulanmayacağı hususu gelmektedir" dedi.