Bahçeli, güzel bir evde evli, mutlu ve çocuklu

a
a
Pazar, 05 Eylül 2010 - 05:00


Bahçeli, güzel bir evde evli, mutlu ve çocuklu

Türkiye eski güzellerinden Sinem Güven dört yıl önce işadamı Murat Ersönmez’le evlenmişti. İki buçuk yaşında Defne adında bir kızları olan çift geçtiğimiz aylarda Ortaköy’deki evlerinden Kemerburgaz’daki villalarına taşındı. Kapılarını InStyle Home’a açan Sinem Güven “Evimi çok ekonomik döşedim. Kendimle gurur duyuyorum. İlk misafirlerim de Ebru Şallı ve eşi Harun Tan oldu” diyor.

Serra Akar’ın kaleme aldığı, fotoğraflarını Serra Mübeccel Gültürk’ün çektiği söyleşiyi keyifle okuyacaksınız... Kemerburgaz’da büyük bir koru içindeki bu iki katlı villaya üç buçuk ay önce taşınmış Sinem Güven Ersönmez ve ailesi. “Daha önce Ortaköy’de yine koru içinde olan bir apartman dairesinde oturuyorduk. Defne’nin (2,5) doğumundan sonra orası bize yetmemeye başladı. Oda sayısı fazla olan ve tamamen kendimize ait bir yere taşınmanın daha iyi olacağına karar verdik. Kemerburgaz çevresine hakim, aynı zamanda yakın arkadaşım olan emlakçı Lale Nişancı bize burayı gösterdi. Evi yıllar öncesinden de biliyordum. İlk haliyle şu anki arasında çok değişiklik oldu.

Dört duvar kalacak şekilde baştan aşağı her şey yenilendi burada” diye anlatmaya başlıyor. Anne olduktan sonra podyumlara veda eden Güven, sıcak yaz gününe uygun ince askılı mini penye bir elbise giymişti. “Defnoş her şeyi değiştirdi hayatımda. Giyim tarzımı bile” diyor gülerek. Evde şort-tişört gezen biriyken kızının elbise aşkı yüzünden o da elbise giymeye başlamış.“Defnoş kargo pantolonlar, spor kıyafetler giydirmemden o kadar sıkıldı ki... Sabah kalkar kalkmaz ilk olarak, ‘Prenses elbisem nerede?’ demeye başlamıştı. Ben de bu sayede onunla elbise giymeyi öğrendim” diye anlatmayı sürdürüyor Güven. Eve taşınma kararlarında mutfağın geniş, evin kullanışlı olması etkilemiş çifti. “Burayı ilk gördüğümde karanlık ve kasvetli bulmuştum. Koyu kahve ahşap kaplamalar, siyah ferforje tırabzanlar ve yerde koyu kiraz parkeler dehşet verici duruyordu. Tüm duvarları açık bejle, ahşapları lake kırık beyazla, zemini de doğal beyaz taşla kaplatınca, o kasvet yerini ferahlığa bıraktı” diyor. İki dönüm arazi içinde konumlanan 450 m2’lik evin giriş katında mutfak, salon, oturma odası, içinde banyosu bulunan bir misafir odası ve ayrı bir tuvalet bulunuyor. Üst katta ise ebeveyn yatak odası ile beraber toplam üç oda ve iki banyo yer alıyor.

“Bahçenin ve havuzun durumu gayet iyiydi. Sadece oturma gruplarına ilave yaptırdım” diyen Güven kızıyla evdeyken sık sık havuz keyfi yaptıklarından bahsediyor. “Evdeysem Defnoş tüm vaktimi alıyor. Fırsat buldukça takı tasarımıyla ilgili Kapalıçarşı ziyaretlerim oluyor. Bahçedeki bir odayı da hobi atölyesine çevirmeyi planlıyorum ileride” diye anlatmayı sürdürüyor Güven. Takı yapmaya bir sene önce merak sarmış. Şu sıralar sadece Punto mağazalarında satılan 18 ayar altın ve yarı değerli taşlarla hazırladığı son koleksiyonunu gösteriyor bize. Aralarında yılan derisi bileklikler, taştan melek, yaprak ve hayvan figürlü kolyeler, küpeler var. “Her tarz kıyafetle rahatlıkla kullanabilirsiniz. Önce kağıda çiziyorum. Sonra hangi taşı kullanacağıma karar veriyorum. Aslında teknoloji çok ilerledi. Artık her şeyi bilgisayar ortamında çizmek mümkün. Ama ben eski usul devam ediyorum” diye anlatıyor. Taşların bazılarını yurt dışından alıyor.

Sonra da Kapalıçarşı’daki atölyede ustalarıyla temasa geçiyor. Resme olan merakı da bir yıl önce başlamış Güven’in. Ressam Meray Topsakal’dan resim dersleri almış. Evdeyken en çok vakit geçirdikleri oturma odasının duvarındaki mor renkli yağlı boya tabloyu işaret ederek “Bunu önceki evimin gri duvarı için dekoratif amaçlı yapmıştım. Ama bu odaya cuk oturdu” diye anlatmayı sürdürüyor. Salondaki şöminenin üstündeki tabloyu görünce onun bu konudaki yeteneğinin hakkını teslim ediyoruz. ‘Peki sergi açmayı ileride planlıyor mu acaba?’ diye merak edip soruyoruz. Cevap gayet net, hızlı ve oldukça mütevazı bir soru olarak geliyor: “Öyle 3-4 tablo ile sergi açmayı hayal etmek biraz ayıp olmaz mı sizce?”. Verdiğimiz tepkiden güç alarak, “Belli de olmaz, bakarsınız bir gün kim bilir” diyor sonra da. Salon duvarlarında çok sevdiği ressam İsmail Yıldırım’ın iki kara kalem çalışması ve Nilgün İrmikçi’ye ait bir suluboya tablo asılı.

Sinem Güven, “Tablo ve aile fotoğrafları benim için evde olmazsa olmaz” diyor. Antre duvarı, salon ve oturma odasındaki kütüphane rafları bu durumu anlatıyor zaten. “Çerçeve almayı çok seviyorum. Zara Home, Mudo Concept ve Christofle’ın çerçevelerini beğeniyorum” diyor Sinem Güven. Evin iki ay süren tadilatında yakın arkadaşları Kaan Süral ve ekibinden çok yardım almışlar. Sonra dekore etmek onun için zor olmamış. “Burayı çok ekonomik bir şekilde döşedim. Bununla da gurur duyuyorum. İnsanların genelde ev dekore ederken gözleri korkar. Biraz merak ve araştırmayla bence harikalar yaratılabilir” diyen Güven perde ve döşemelik kumaşlar için İMÇ’de Gelişim’den istediği tarzda şık ve çok hesaplı alternatifler bulduğundan bahsediyor. “Ben oldu bitti dekorasyon işlerine meraklıyım. Beğendiğim dergilerden sayfaları kesip arşivledim yıllarca. Burayı yaparken çok ilham verdi onlar. Evde birçok mobilyayı hazır almak yerine marangoza yaptırdım. Kafamda ne istediğimi biliyordum” diye anlatmayı sürdürüyor Güven. Kendi yaptırdıklarının dışında olan mobilyalar ise tarz olarak aradığı şeyleri rahat bulduğunu söylediği Mudo Concept ve Decolibra mağazalarından.

Aksesuarları ağırlıklı olarak Woods, Cumba ve Layla’dan tercih etmiş. “Bu evin aslında karışık bir tarzı var. Açık duvar renginden ve düz kumaş seçiminden dolayı modern gözüküyor olabilir. Ama aralarda klasik dokunuşu olan objelere rustik görünümlü aksesuarlara da yer verdim” derken yemek masasının üzerindeki avizeyi gösteriyor. “Bu çok şaşalı gözüken sarı bir avizeydi.

Ben onu siyah döküm ve üzerine eklettiğim siyah tül şapkalarla ahşap masaya uygun Provence bir çizgiye çektim. Eşyaların üzerinde oynamayı seviyorum” diyor. Eşi Murat’ın ses sistemlerine çok meraklı olduğundan ve bu konuda teknolojiyi yakından takip ettiğinden de bahsediyor. Bowers&Wilkins seti Mudo Concept’ten aldıkları ahşap dolabın içine gizlenmiş. “Aslında bu daha çok şarap veya tabak konulan bir dolap. Ama ben ortada dağınık görüntü sevmiyorum” diyor. Misafirleri eksik olmuyor. “Bu daha ilk yazımız burada. Akşamları bahçe keyifli oluyor. Kalabalık yemekler için özel oturma köşeleri yaptırdım o yüzden” diyen Sinem Güven bahçenin bir köşesine huş ağacından bir gazebo bölümü eklemiş. Üzerine de renkli yastıklar yerleştirmiş. Sinem Güven “İzmir’de yaşayan ailem, yakın arkadaşlarım ve eşimin Anadolu yakasında oturan annesi de sık sık geliyor bize” diyor mutlulukla...