Bakan Yazıcı: Öneri incelemeye değer

Bakan Yazıcı: Öneri incelemeye değer

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, "bu sene toplu görüşme değil toplu sözleşmeyle çalışanların mali ve sosyal hakları belirlensin, görüşmelere ekim veya kasım ayında toplu sözleşme olarak devam edilsin" önerisinin incelenmeye değer olduğunu belirterek, "Bu konuyu karara bağlarsak bu mutabakat zaptı olacak. Hukuki bir engel varsa 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun içeriğine bağlı olarak devam edeceğiz" dedi.

Bakan Yazıcı, toplu görüşmelerin birinci turunun ardından Başbakanlık Merkez Bina’nın önünde açıklamalarda bulundu.
Yazıcı, toplu görüşmelerde bugüne kadar mutabakata varılan konuların hemen hemen hepsini hayata geçirdiklerini söyledi.

Son olarak Devlet Memurları Kanunu’na ilişkin değişiklik tasarısı hazırladıklarını hatırlatan Yazıcı, başta sicil konusu olmak üzere tasarıda memurlarla ilgili bir dizi düzenleme olduğunu belirtti.

Memur konfederasyonlarının bugüne kadar taleplerinin toplu sözleşme, grev ve siyaset yapma hakkı konularına odaklandığını ifade eden Bakan Yazıcı, toplu sözleşme hakkının çok farklı boyutları olması ve enine boyuna tartışılması gerektiğinden hareketle bu konuda çalıştay gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Referanduma sunulacak anayasa değişiklik paketinde kamu çalışanlarının ücretlerinin belirlenmesine yönelik önemli düzenlemeler bulunduğunu belirten Yazıcı, toplu sözleşme hakkının bu şekilde anayasal kural haline getirilmek istendiğini ifade etti.

Yazıcı, "Oylaması yapılacak. Kabul edilirse bundan sonra toplu sözleşme uygulama sürecine girilecektir" diye konuştu.
Toplu görüşmelerin ilk toplantısında KESK Genel Başkanı Sami Evren ve dolaylı olarak Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun "Madem anayasaya ilişkin böyle bir düzenleme var. Bu sene toplu görüşme değil toplu sözleşme olarak çalışanların mali ve sosyal haklarını belirleyelim, gerekirse bu konuyu ekim veya kasım ayında görüşelim" şeklinde önerileri olduğunu söyleyen Yazıcı, şunları kaydetti:

"Bu öneri incelenmeye değer bir öneri. Biz de bu önerinin hukuksal olarak mümkün olup olmadığı, sendikalarımızın yaklaşımları ve elbette ki kamunun hukuksal işleyişi bakımından bir görüş istişaresinin zaruretini dikkate almak suretiyle memur sendikaları ve kamu işveren tarafının bu konuya ilişkin hukuksal görüşünü hazırlamak ve konuyu karara bağlamak üzere toplantıyı kapattık. Bu konuyu görüşmek üzere 18 Ağustos Çarşamba günü saat 11.00’de toplanarak karara bağlayacağız. Bu konuyu karara bağlarsak bu mutabakat zaptı olacak. Hukuki engel yoksa bu şekilde bir mutabakat zaptı imzalayacağız. Hukuki engel varsa 4688 sayılı yasanın içeriğine bağlı olarak devam edeceğiz."

-"GÖLGELENDİRMEK DOĞRU DEĞİL"-

Yazıcı, bir gazetecinin, "Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız’ın toplu sözleşme hakkının referandum sonrasına bırakılmasının memurların baskı altına alınacağı yönündeki görüşünü" hatırlatması üzerine, şunları söyledi:

"Şimdi memurlar toplu görüşmeden yana mı toplu sözleşmeden yana mı buna bakmak lazım. Toplu görüşme veya toplu sözleşme tercihinin başka şeylerle bağlantılı hale getirilmesi çok objektif değil. Nesnel değil, öznel. Hem niye öyle bir değerlendirme yapmış bilemiyorum.

Memurlara bu hak veriliyorsa süs olsun diye verilmiyor. Bu, memurların, sendikaların talebiydi. Parlamento, anayasanın 53 ve 128. maddesinde değişiklik öngörmüş. Şimdi bunları uygulama çabası içerisinde olunmasını başka bir şeyle bağlantılı hale getirmenin ve gölgelendirmeye çalışmanın çok doğru bir yaklaşım olduğu kanısında değilim."

Bakan Yazıcı, bir gazetecinin, "Hükümet referanduma bağlı olmaksızın toplu sözleşme sözü verecek mi?" sorusu üzerine şöyle konuştu:
"Türkiye bir hukuk devleti. Hukukun üstünlüğü önemlidir. Zaten Türkiye’de sorun bazı kamu kurum ve kuruluşları, yetki kullanan bazı kamu odaklarının görev ve yetki alanlarından çıkmalarından yaşanıyor. Bunun örneklerini vermek mümkün. Dolayısıyla bizim idare olarak, yürütme erki olarak, hükümet olarak, hükümetin bir üyesi olarak yapacağımız bütün tasarrufların kanunlara, anayasaya ve bu konudaki ikincil düzenlemelere uygun olmasını gözeteceğimizi bilmenizi istiyorum. Yasaların ve anayasanın çizdiği sınırlar içerisinde hareket edeceğiz. Bunun ötesinde Ahmet, Mehmet istedi diye onun sorularına özel cevap vermem, onun özel isteklerini tatmin edici cevap ifade etmek durumunda değilim."