"Bakanın sözleri amacını aştı"

Bakan Günay'dan Tarkan'a destek, Çevre Bakanı Eroğlu'na eleştiri geldi

a
a
Cuma, 03 Eylül 2010 - 11:07


Tarkan'ın Bergama'daki antik kaplıca merkezi Allianoi'nin sular altında kalmaması için yapılan kampanyaya desteğini eleştiren Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'na bir tepki de Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'dan geldi. Günay, konuya ilişkin bir soruyu, "Bakanın sözleri amacını aştı, Tarkan'ı sorumluluğundan dolayı kutluyorum" şeklinde yanıtladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun "Allianoi Antik Kenti diye bir yerin olmadığı, bölgeyi bazı bilim adamı diye geçinenlerin meşhur olmak için uydurduğu" yönündeki sözlerini, "Sayın Bakan, amacını aşan bir şekilde
düşüncelerini beyan etmiştir" şeklinde değerlendirdi.

Günay, "İstanbul: Avrupa ve Akdeniz Kültürünün Köprü Şehri" başlıklı konferansa katılmak üzere geldiği İstanbul Aydın Üniversitesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, ’Alliaoni diye bir yer yoktur. Söz konusu bölgeyi bazı bilim adamı diye geçinenler, meşhur olmak için uydurmuştur’ dediğini ve bu konudaki düşüncesini sorması üzerine, Günay, "Sayın Bakan, amacını aşan bir şekilde düşüncelerini beyan etmiştir" diye konuştu.

Herkesin ortak gayesinin, Türkiye’nin bütün tarihsel doğal zenginliklerini korumaya çalışmak olduğunu belirten Günay, "Sanatçı
arkadaşlarımızın, aydınlarımızın duyarlılık göstermesi bizi tedirgin etmez. Aksine sevindirir. Aydınlar, sanatçılar bu topluma sahip çıkmazsa, bu toplumu kim aydınlatabilir? Ben bu duyarlılıkların artarak sürmesini temenni ediyorum" dedi.

Yortanlı Barajı’nın durumunun biraz özel ve karmaşık olduğunu anlatan Günay, barajın ihalesinin 1990’lı yılların başında yapıldığını ve inşaatının başladığını kaydetti.

Kazılarda oranın eski bir Roma hamamı ve su merkezi olduğunun ortaya çıktığını belirten Günay, şöyle konuştu:

"Bizim bütün arayışımız, halkın ihtiyacı olan barajı, çevredeki halkın istediği hale getirebilmek, bir yandan da tarihsel kalıntıları geleceğe
taşıyabilmektir. Bütün derdimiz, baraj su tutacaksa tarihi kalıntıları yok etmeden bulmaya çalışmaktır. Doğayı tahrip eden duyarsız anlayışla katiyen gelişme olamaz. Türkiye’nin turizminde inanılmaz başarı görüyoruz. Ancak doğaya sahip çıktığımız ölçüde gelişme yaşanacaktır. Kalkınma da çevre ve doğaya sahip çıktığımız sürece sürekli olacaktır."

BAKAN NE DEMİŞTİ?

Bakan Eroğlu, Tarkan'a yönelik olarak "Allianoi" diye bir yer yok. Tarkan her şeye burnunu sokmasın. Gündemde kalmak için böyle numaralar gerekiyor. Ben de baraj yapmayı bırakıp şarkı söylemeye kalkarsam işler çok değişir." şeklinde konuşmuş, dün yaptığı basın toplantısında sözlerinin yanlış anlaşıldığını söylemişti.

Eroğlu'na sözlerinden dolayı pek çok sanatçıdan da tepki geldi.

Bakan Eroğlu'na sert tepki gösteren bir yazıyı da Milliyet yazarı Can Dündar kaleme aldı. İşte o yazı:

Tarkan’ın burnu


Hani “konuşan Türkiye” istiyorduk; ne oldu? Tarkan “Allianoi sular altında kalmasın” dedi ya...
Çevre ve Orman Bakanımız ayar veriyor:
“Sanatçı sanatıyla ilgilensin. Bilmediği konuya burnunu sokmasın.”
Bakan’ın sonraki cümlesi ne?
“Muhalefet etmeyin de, işimize bakalım” mı?
Değil! Sonraki cümle şu:
“Orası Allianoi değil, bildiğin ılıca...”
Peki bakanın mesleği ne?
Mühendis...
Herkes kendi işini yapacaksa neden Allianoi üzerine kitap yazmış arkeologlar varken, uzman arkeologlara devlette kadro verilmezken, işe bir mühendisin burnu karışıyor?
Bakan belgeselci mi ki, bu konuda TRT’de yapılmış belgeseli eleştiriyor.

* * *

U2’nun solistinin Medvedev’le görüntülerini izlediniz mi?
Bono, Rusya Devlet Başkanı’ndan AIDS’le mücadelede destek sözü alıyordu.
Medvedev görüşmede bizim bakandan farklı konuştu:
“İnsanlıkla ilgilenmek sadece politikacıların yapabileceği bir iş değildir” dedi.
Bono şimdi Türkiye’ye geliyor.
Ayşe Arman’a Boğaz Köprüsü’nde iki kıta arasında yürümek istediğini söylemişti.
Yetkililer buna izin vermiş.
Tabii yanında -buralarda devletsiz şuradan şuraya adım atılamayacağının kanıtı olarak- bir yetkili yürüyecekmiş.
Bence Çevre Bakanı yürüsün ve kulağını çeksin keratanın:
“Sen şarkını söyle; AİDİS’e filan ilişme!”

* * *

Aynı şeyi Fazıl Say’a söylediler:
“Sen piyanonu çal kardeşim. Karışma bilmediğin işlere!..”
Madem öyle Başbakan niye sanatçılarla buluşup açılıma burun sokmalarını istedi.
Onları çağırdığı gün -tabii prompter’dan- şöyle diyordu:
“Siz bu ülkenin gönül dilisiniz. Türkiye’nin kanayan yarasını tedavide sorumluluk alacağınıza, her türlü katkıyı sağlayacağınıza yürekten inanıyorum.”
Sanatçılar şöyle demeliydi:
“Çok isterdik ama Çevre Bakanı’nın talimatı var: Bilmediğimiz konulara burnumuzu sokamayız.”
Galiba söylemek istedikleri şu:
“Bize destek olacaksanız konuşun; yoksa haddinizi bilin ve susun!”

* * *

Neyse ki insanlık bu zihniyeti çoktan aştı.
Yerkürenin neresinde bir yanlış varsa, nerede bir yara kanıyorsa, işkence yapılıyor, kirli atık dökülüyor, düşünce engelleniyorsa, sanatçı “üstüme vazife mi” demeden insanlık adına haykırıyor.
Bakın İran’da recm cezasına çarptırılan Sakine’yi kurtarmak için İrlandalı popçu Bob Geldof, Fransız oyuncu Juliette Binoche, ABD’li oyuncu Mia Farrow imza topluyor.
Üslerine vazife mi?
Evet, kesinlikle!
Siyaset, sadece siyasetçilere bırakılamayacak kadar ciddi bir “iş”tir ve bilgiyi tekelinde tutan ayrıcalıklı bir elitin değil, “hepimizin işi”dir.
Hele tarihsel bir mirasa dokunuluyorsa bu, bütün insanlığın gailesi haline gelir.
Siyasetçinin yapması gereken kendi sorumluluk bölgesini mayınlı arazi ilan etmek, sanatçıya ayar vermek, belgesel engellemek değil, yaptığı işe kamuoyunu ikna etmektir.
“Herkes haddini bilecek” zihniyetine karşı haddi aşmak, “iş”e karışmak, her konuya burnunu sokup aklın onuruna sahip çıkmak, sanatçının sadece hakkı değil, aynı zamanda görevidir.