Bakkalların dönemi kapandı mı?

Salı, 02 Şubat 2010 - 05:00

Pazar günü gazetelere Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bakkallarla ilgili açıklaması yansımıştı. ‘212 İstanbul’ adlı alışveriş merkezinde konuşan Başbakan, “Küçük esnafın şikayetini biliyorum. Fakat Türkiye değişiyor. Artık bu gerçeği görecekler. Bakkallar kendi aralarında birleşecekler” demişti. Bazı gazeteler, birinci sayfalarda bu haberi, ‘Bakkal dönemi kapanıyor’ başlığı ile vermişti. Bu haberi okuyan bakkallar ne düşündü, bilmiyorum. Ama ben bizim siteye servis yapan bakkal ile konuştum. Biraz morali bozulmuş, biraz da kızgındı. Ama ‘Bakkalların döneminin bittiğine’ inanmadığını söylemekle yetindi. “İşini iyi yapana her zaman para var” diye de ekledi.

Bence en iyi yorumu bizim bakkal yaptı. Gerçekten de işini iyi yapana, bulunduğu faaliyet alanında sıkıntılar olsa da para var. Süper ya da hipermarket sayısı artsa bile, farklı hizmet verip, büyüklerin müşteriye veremediklerini sunabilenler, ayakta kalabilecekler.

Rakamlar ne diyor?

Başbakan’ın söylediğinde haklı taraf şu... Bakkal sayısı son 10 yılda 155 binlerden 120 binin altına düşmüş. Son 6 yılda açılan bakkal sayısı, kapanandan fazla olsa bile, trendin yönü aşağıyı gösteriyor. Son 7 yılda 115 bin bakkal açılmış, 75 bini de iş hayatına veda etmiş. Dünyaya bakarsanız, gelişmiş ülkelerde perakende sektöründe organizenin, yani süper ve hipermarketlerin payı hızla artıyor. Türkiye yolun henüz başında... Türkiye gibi aynı kategoride yer alan Hindistan, Çin, Brezilya ve Meksika gibi ülkelerde bakkallar ciddi bir pay almakla birlikte, ayakta kalma savaşı veriyorlar. Onlarda da ‘bakkal dönemi kapandı’ yorumları yapılıyor. Ama buna rağmen ciddi bir büyüklük olarak iş hayatındaki varlıklarını sürdürüyorlar.

Dünyada da sorunlar var

Örneğin, Brezilya’da 1 milyon, Meksika’da 800 bin, Kolombiya’da 400 bin bakkalın olduğu tahmin ediliyor. Güney Kore’de ise 500 binin üzerinde bakkal faaliyet gösteriyor. Burada 10 yılda kapanan bakkal sayısı 250 bini bulmuş. Hindistan’da ise 12 milyon bakkal ya da ona benzer perakendeci olduğu, bunların her yıl yüzde 2’ye yakınının ise kapatıldığı tahmin ediliyor. İşin özü şu: Bütün dünyada bakkalların işi zorlaşıyor. Kapanan bakkal sayısı artıyor. Ama Amerika’ya da gitseniz, İngiltere’ye de gitseniz, sokak bakkalları hala devam ediyor. Türkiye’de de bir süre devam edecek. Migros, Carrefour, Kipa ya da diğerlerinin sunduğundan daha fazlasını verenler, ayakta kalmayı başaracaklar. Yönetim guruları, CRM konusunda hep aynı örneği verirler. CRM’in ilk başarılı örneklerinin bakkallara ait olduğunu hep anlatırlar. Bence, ayakta kalmak isteyen bakkallar, en güçlü oldukları bu alana, hizmet ve müşteriye yakınlığa yönelip, işlerini korumaya yönelmeliler.

Ocak enflasyonu yüksek çıkabilir

3 Şubat sabahı TÜİK, ocak ayı enflasyonunu açıklayacak. İstanbul Ticaret Odası’nın dün açıkladığı rakamlar, bunun için bir ipucu olabilir. İTO, perakende fiyatların ocak ayında yüzde 2.59, yıllık bazda ise 11.93 oranında arttığını açıkladı. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, ocak ayı içinde yaptığım sohbette, yılın ilk ayına yönelik uyarısını ve nedenlerini anlatmıştı. Onun ocak ayında, yıllık enflasyon tahmini yüzde 7.5 idi. Geçmiş aylara baktığımızda epey yüksek bir oran... Hatta Başkan Yılmaz, yılın ilk yarısında enflasyonun yüksek seyretmeye devam edeceğini düşünüyor. Ancak, endişesi yok.

Enflasyonun düşme eğiliminde olduğunu, bunun geçici etkenler nedeniyle bozulmayacağını düşünüyor ve gerekçelerini de şöyle anlatıyor: “Arkadaşlardan 2008 yılı Aralık ayı ile 2009 yılı Aralık ayının bir hesabına bakmalarını, gıda ve enerji dışında yıllık enflasyonun ne olduğunu hesaplamalarını istedim. Arkadaşlar hesabı yaptıklarında, 2008’de, gıda ve enerjiyi dışarıda tuttuğumuzda aylık enflasyonun yüzde 0.25 olduğunu gördüler. Dolayısıyla enflasyonun temel öğelerinde bir bozulma söz konusu değil. Fakat özellikle gıdadan gelen bir bozulma dikkat çekiyor. Bunu da geçen zaman içinde izledik. Yılın birinci yarısında enflasyonun hedefin üzerine çıkacağını ama yılın sonunda yine hedefe yakın tamamlayacağını düşünüyoruz.” Bakalım, yarın açıklanacak rakamlar, bu hesabı ne kadar doğru çıkaracak?

13 kelimelik şirket adı olur mu?

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bizim Global KOBİ Platformu toplantısında, Erzincanlı başarılı işadamlarını ödüllendiriliyordu. Sunucumuz sevgili Şencan, sıradaki ödül alacak şirketi okumaya başladı: XXX İhtiyaç Gıda Ürünleri, İnşaat, Sağlık Hizmetleri, İmalat Pazarlama Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (Şirketin adını gizledim)... Tam 13 kelimeden oluşan bir şirket ismi...

Bakan Yıldırım, Şencan’a döndü ve “Bir daha okur musun?” dedi. Tabii Bakan şaka yapıyordu ama Şencan yine okudu, salon gülmekten kırıldı.

Burada Erzincanlı şirkete haksızlık yapmayalım... Özellikle Anadolu’da bu tip şirket örneklerini çok görüyorum. Girişimci, bir şirket kuruyor ve faaliyet alanına her şeyi koyuyor. İnşaat işiyle uğraştığı halde ‘Gıda, Tarım, Ticaret, Sağlık’ alanlarını da şirketinin içine katanların sayısı hiç de az değil. Öyle şirketler var ki tekstil işiyle uğraştığı halde, adında gıda ve inşaat ibareleri yer alıyor.

Konuştuğum uzmanlar, bunun arkasında, şirket kurma ve faaliyet iznini genişletmenin zorluğunun olduğuna dikkat çekiyorlar. Ancak, tek neden bu değil. Bazı girişimciler, ‘Nerede fırsat varsa, onu yaparım’ mantığı ile hareket ediyor. Aralarında uzmanlık alanı olmayanlar da var doğal olarak... Bazı girişimciler ise bu yönteme, kötü niyetle başvuruyor. Onların hedefinde ise ‘naylon fatura kesmek’ ya da ‘her türlü fatura kesmek’ yer alabiliyor. Ama nedeni ne olursa olsun, iş ortakları ve müşteri tarafında kafa karıştırdığı, tuhaf algı yarattığı gerçek... Girişimcilere benden söylemesi...