Bal hakkında merak ettikleriniz...

Bal hakkında merak ettikleriniz...

Arı ve bal çağlar boyu bereketin, bolluğun, hatta gücün, ölümsüzlüğün ve dirilişin simgesi olarak kabul edilerek özellikle erkekler tarafından sembolleştirilmiştir. Antik Yunan’da nektar denilen bal Tanrıların içkisi sayılacak kadar değer verilen bir gıda iken arı da bu uygarlığın gerçek dünyasında madeni paralarda görülen bir motif olmuştur. Metro Kültür Yayınları’ndan çıkan ve Nilhan Aras’ın yazdığı ‘Ballı Yazılar’ tarihten bugüne balın yararlarını, kullanım şeklini detaylarıyla anlatıyor. Ayrıca çeşitli yazarların ‘ballı yazıları’nı da kitapta bulmak mümkün. İşte bal hakkında merak ettikleriniz...

Bal, arıların çeşitli çiçeklerden topladığı nektarin veya şekerli sıvıların fiziksel ve kimyasal değişimlere uğratıldıktan sonra petek gözlerine depoladıkları, tatlı, koyu kıvamlı bir besin maddesidir. Arıların yaşayabilmek için enerjiye, yavru üretebilmek için polene ihtiyaçları vardır.

Her balın mutlaka değişik bir aroması vardır. Uzun yıllardan beri yöresel balları tüketen insanlar o yöresel balın aromasına alışırlar ve her zaman o damak tadını ararlar.

Balda mikrop üremez. Çünkü bal antibakteriyel özelliğe sahip bir besin maddesidir. Bu nedenle ilk çağlardan beri yara ve yanıkların tedavisinde, cilt bakımında, mide rahatsızlıklarında ve birçok hastalığa karşı vücudu kuvvetlendirmek için kullanmaktadır.

1 yaşından küçük bebeklerin beslenmesinde bal kullanılması önerilmez. Amerika ve Kanada’da bazı bebek ölümlerinin botulizm hastalığından kaynaklandığı saptanmıştır. Botulizm, clostridium botulinim adı verilen bakterinin bebeklerin sindirim sisteminde çoğalmasıyla gelişen ciddi bir hastalıktır. Bu bakteri daha çok konserve yiyeceklerde görülür. Bebeklerin sindirim sistemi bu bakteriye karşı duyarlıdır ve ancak 1 yaşından sonra direnç gösterir.

Bazı ballar toksik etkili olabilir. Arılar kendilerine toksik olmayan her türlü nektarı toplar ve bal yaparlar. Karadeniz bölgesinde yaygın olarak bulunan orman gülü çiçekleri içerir. Orman gülü ‘deli bal’ olarak da bilinir. Bir çay kaşığından fazla tüketildiğinde kalp atışını yavaşlatmakta, tansiyonu düşürmekte, bayılmalara ve çeşitli rahatsızlıklara neden olmaktadır.

Hakiki bal kristalize olabilir. Balın kristalize olması ya da şekerlenmesi kalite kriteri olarak değerlendirilmemeli. Bal içerisindeki en yaygın şekerler glukoz ve fruktozdur. Eğer bitkinin nektarında glukoz oranı fazla ise bal zamanla kristalize olur. Fruktoz miktarı fazla ise daha uzun süre şekerlenmeden saklanabilir.

Kristalize olan bal, su banyosu içerisinde ısıtılarak tekrar eski sıvı haline döndürülebilir. Ancak bal doğrudan doğruya ısıya tutulmamalıdır. Cam kavanoz içerisindeki kristalize ballar bir tencerede ısıtılan sıcak suyun içerisine yerleştirilir. Hafif ateşte su ısıtıldıkça bal eski sıvı haline döner.

Balın rengi kalite değil, tercih meselesidir. Çünkü balın rengi arının nektar topladığı bitkinin çeşidine ve zamana bağımlı olarak değişebilir. Bazı bitkilerin balı açık sarı, amber renginde olmasına rağmen bazı ballar koyu renklidir. Narenciye, pamuk balları açık renkli, çam ve kestane balı koyu renklidir.

Süzme bal ile petek bal arasında bileşim olarak fark yoktur. Her ikisinin de besin değeri aynıdır.

Türkiye’nin her bölgesinde bal üretilir. Ancak tek bir çiçeğe ait ballar belli zamanlarda ve belli bölgelerde üretilir. Karadeniz kıyılarında ve yakın bölgelerde kestane ve orman gülü, Ege’de çam, Trakya’da ayçiçeği, Akdeniz’de narenciye, Güneydoğu Anadolu’da pamuk ve üçgül balları üretilir.

Balın besleyici özelliği yüzyıllardır bilinir. Bal, vitamin, mineral, aminoasit ve enzimler gibi pek çok yaşamsal faktörleri içerir. Bal, bir yemek kaşığında 64 kalori enerji sağlayarak kaslar için yakıt görevi yapar.

Yapılan araştırmalar bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini, balın mideyi kaplayarak spazmları rahatlattığı ve sindirim sistemi üzerinde düzenleyici etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Cilt üzerinde de olumlu etkileri vardır.

Balı kahvaltı dışında da rahatlıkla kullanabilirsiniz. Her türlü zeytinyağlı yemeğe ve fırın etlerine tat vermesi için 1 kaşık kadar katılabilir. Ayrıca meyve suyu, çay, süt gibi sıklıkla tükettiğimiz içecekleri tatlandırmak amacı ile şeker yerine yine vitamin, mineral açısından daha zengin, daha doğal olan bal kullanılabilir. Fırınlanmış ürünlerde bal, daha süngerimsi yumuşak bir yapı sağlarken ürünün kurumasını geciktirir, raf ömrünü uzatır.

Bal alırken dikkat!
Markalı bal alın: Balın kalitesini tadarak ya da başka bir duyusal özelliğinden anlamak mümkün değildir. Riski açıkta satılan ballarda tüketici, markalı satılan ballarda ambalajlayan firma taşır.

Süzme bal alın: Her ne kadar petekli ballarda hile yapılmayacağı yolunda bir inanış varsa da bu ballar da arıya şeker yedirilmek suretiyle imal edilebilmektedir. Ayrıca arıcılıkta kullanılan ilaç uygulamalarının pek çoğu doğrudan petekler üzerine olmaktadır. Dolayısıyla petekli balda kalıntı riski yüksektir.

Markayı sorgulayın: Aldığınız balın markasının yıllar içerisinde kanıtlanmış, güvenilir bir marka olmasına, üründe parti numarası, dolum tarihi, son kullanma tarihi, firma adı adresi, telefonu gibi ürün ve firma kimliğini açıkça belli eden ibarelerin bulunmasına dikkat edin.

Etiketi iyi inceleyin: Doğal bal sadece Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’ne uygun olarak satışa sunulabilir. Ancak bal olmadığı halde isminde bal geçen bazı ürünler bal aromalı şurup adı altında satışa sunulabilmektedir ve bu durum etiketlerinde kolayca okunacak formatta belirtilmemektedir.

Yandex.Metrica