Ballı armut tatlısı

Pazar, 09 Mayıs 2010 - 05:00

Epeydir yemek tarifi vermeyi ihmal ettik. Bizim evde sıkça pişen ballı armut tatlısının tarifine ne dersiniz?



Malzeme: 6 adet iyi cins armut (tercihen Deveci), 200 gr. bal, 1 limonun yarısı, 1 adet portakal.

Hazırlanışı: Portakal kabuğunun turuncu kısmını keskin bir bıçakla, çok ince şeritler halinde kesiniz. Armutları saplarını bırakarak soyunuz, kararmamaları için yarım limon ile ovunuz.

Bir kabak oyacağı ile, armutların alt kısmından çekirdeklerini çıkartınız. Hepsini alacak büyüklükteki bir tencereye, armutları diziniz. Üzerine balı ve portakal kabuğunu ekleyerek, 30 dakika pişiriniz. Armutlar yumuşamış ise, ateşi açarak, 3-4 dakika daha pişirip şerbetinin koyulaşmasını sağlayınız.
Armutları servis tabağına alınız, tenceredeki şerbeti bir kaşıkla üstüne gezdiriniz. Dilerseniz, krema veya çikolata sosu eşliğinde de servis edebilirsiniz. Afiyetler olsun efendim.

KASABIN KRALI

Reşitpaşa’nın Sarıyer’i

Önüme gelen eti çok beğenince hemen sormuştum, “Nefis, nerden aldınız?”. Bu nedenle, gönül rahatlığıyla, benim de yaptığım gibi, İstanbul’un hızla gelişen semtlerinden Reşitpaşa’da ana cadde üzerindeki Sarıyer Kasabı’na bir uğramanızı önerebilirim.

Kentin şık mahallelerindeki özenli kasapları aratmayan mekana, kaliteli ürünlerin yanı sıra bir de insan sıcaklığı eklenince, ortaya hoş bir tablo çıkıyor. Haftanın yedi günü açık.

Ama bilesiniz; şimdilerde nedense pek moda, özel ‘bekletilmiş’ ‘yazılı’ etler filan yok burada. ‘Annemin kasabı’ gibi: Bildiğimiz, antrikot, kuzu pirzola, kuzu kol, kuzu but; ister parça, ister kuşbaşı, ister kıyma... Ama ne lezzet efendim...

Hasan Aygüt ve arkadaşlarının bir de doğal ‘kasap sucuğu’ (kilosu 37 TL) var; katkısız, yüzde 80 dana ve yüzde 20 kuzu eti karışık. Bu tombul güzeli hele bir tadın...

Ayrıca, az sarımsaklı ‘kasap köftesi’ de müessesenin özel imalatı arasında. Marka tavuk etlerinin yanı sıra, ‘kuru yolma’ köy tavuğu da bulunuyor, meraklısına duyurulur.

Dahası, Reşitpaşa’ya ulaşmak hiç de zor değil: Sahilde Baltalimanı Boyacıköy’den yukarı çıkabilir ya da İstinye Park ve Borsa kavşağından aşağı inebilirsiniz. (Tuncay Artun Cad. No: 47, Reşitpaşa, Sarıyer-İstanbul Tel: 0212 229 18 57)

YENİ ÇIKTI
Kadehdeki Aşk: Şarap

Çok yönlü tıp adamlarımızdan Prof. Mehmet Ömür’ün Vatan Gazetesi’ndeki ‘Şarabi’ köşesine yazdığı yazılardan bir seçki ‘Kadehdeki Aşk: Şarap’ başlığıyla, Zigana Yayınları’ndan çıktı.

Sadece değerli bir ‘Baş Boyun Anatomisi’ uzmanı olmakla yetinmeyen Ömür Hoca, edebiyat ve fotoğrafçılık sanatına düşkün olduğu kadar, şarap kültürü alanında da hatırı sayılır bir amatördür.

Nitekim, şarapla yerleşiklik ve uygarlık arasındaki derin bağı irdelediği kadar, Ömer Hayyam’ın ‘İçerim şarabı güzelle, bakmam yârin gözle kaşına/ Cenneti bir arpaya satarım, billâh bakmam gözyaşına’ dizelerini de ihmal etmiyor bu kitabında.

Dünya ve Türkiye şarapçılığı, üzümleri ve şarapları üzerine bu keyifli sohbetleri sizler de seveceksiniz, eminim. Ömür’e, XVI. yüzyıl divan şairlerinden, Mevlevi mutasavvıfı Muğlalı Şahidi’den iki mısra göndererek, teşekkür ediyoruz:

‘Bende-i pir-i harabatım müridi badeyem/ Kaşki men daima gavvas olaydım bade yem’ (Meyhane pirinin kuluyum, şarabın dervişi/ Keşke ben daima dalgıç olsaydım da, şarap da deniz olsaydı.) Sufilikte, meyhane aynı zamanda aşk ve feyiz şarabının içildiği yerdir.
Aslında, hepimiz şarabın dervişiyiz; ama kimimiz ‘bu dünyacı’, kimimiz ise ilahi şarabın peşinde, değil miyiz hocam?..