Bana gayrimenkul sektörünün kraliçesi derler

Eşini genç yaşta kaybeden, acısını başarılarılara dönüştüren bir kadın; Netsi Sadi

Bana gayrimenkul sektörünün kraliçesi derler

RÖPORTAJ: Nilüfer Kas
[email protected]

Hayat hikayeniz nasıl başladı?

Babamdan dolayı tüccarlık kültürüyle büyüdüm. Babam otoriterdi, asla şımartmazdı. Yaşım 17, ben tutturdum “Yazın çalışacağım” diye. Babam da yanında çalışabileceğimi ama baba diye hitap edemeyeceğimi söyleyip, ilk iş günümde müdüre hanıma “Kızımın iki çay fişi hakkı var” dedi.
Ama mantoları indir, çıkar derken yorgunluktan öldüm. Sonunda “Ben bu işi yapmıyorum!” dedim.

İş maceranız orada bitmedi herhalde?

Tekrar çalışma isteğimi dile getirdiğimde babam “Hadi git iş bul bakalım ne oluyor” diye bana meydan okudu. Tek tek bütün turizm acentelerini gezdim. Yaşım 17 olduğu için ailemin izni gerekiyordu. Annem onay verdi. Deli gibi çalışmaktan 3,5 ayın sonunda yorgunluktan apandistim patladı.

Okumak isterken genç yaşta evlilik nereden çıktı?

Aşık oldum, evlendim. Ama sosyal yaşantımı boş vermedim. Ancak eşimi akciğer kanserinden kaybettim. Eşimi kaybedince büyük bir duygusal acı haricinde çok büyük bir boşluk ve ne yapacağını bilememe durumu yaşadım.
O zamandan itibaren felsefem şuydu; bana zaman kısıtlaması yapılmamalı. Zaten o günlerden sonra olayları oluruna bıraktım...

Bugünkü işinize nasıl başladınız?

O zamanki hayat şartlarım, iki çocuk büyütmenin verdiği sorumluluk, çalışma hayatına girmeme bir süreliğine de olsa engel oldu. Ama bir şeyler yapmam gerekiyordu. Eşim hayattayken 4. Levent’te bir hanımızı satmak için Remax’e gitmişim.

Satış sözleşmesini imzalarken bir franchising açmamız konusu gündeme geldi. Eşim benim bu işi iyi yapacağımı düşünüyordu. Ancak emlakçılık sektörüyle ilgili önyargım vardı. Hani Kemal Sunal filmlerinde sahtekâr, dolandırıcı emlakçı tiplemeleri vardır ya... Bu işten ciddi paralar kazandım

Önyargılı olduğunuz bir işi yapmaya nasıl ikna oldunuz?

Satacağımız hanla ilgilenen gayrimenkul danışmanı eşimin vefat ettiğini duymuş, baş sağlığı için telefon açmıştı. Sözleşmeyi geri istediğimi söyleyince şimdiki brokarım ve ortağım Bülent Ercan “Bizimle çalışır mısınız?” dedi. Çocuklarım bu işi denememi istedi. Başka alternatifim yoktu, başladım.

İlk işinizi hatırlıyor musunuz?

Hayatımın en büyük işini çok kolay gerçekleştirdim. İşe çok hâkim olduğun zaman, bir portföyün fiyatının doğruluğuna inanıyorsan, alıcın da gerçek alıcıysa bundan kolay iş yok.
Geri kalan çözüm üretmek, işleri organize etmek, bankalarla konuşmak, işin takipçisi olmak. Bu işin okyanus gibi bir iş olduğunu, bu işte kriz olmayacağını, ciddi anlamda paralar kazanılabileceğini gördüm.

Emlak danışmanlığıyla ilgilenenler için işin püf noktası nedir?

Bugüne kadar 7-8 milyon dolarlık yer sattığım da oldu ama ertesi gün bin liralık kiralığın peşinden de koştum. Benim için büyük iş, küçük iş yoktur. İşin özünde insanları ev sahibi yapıyorum.
Her gayrimenkulü sanki kendim alıyormuşum veya aileme bir yer aldırtıyormuşum gibi yaşarım. İşin maddi boyutu sonra gelir; onun için başarılı oldum. Her işten çıkarılacak bir ders vardır.

Hayatınızı başka insanlarla kıyasladığınızda hangi özellikleriniz öne çıkıyor?

İnsanlara 30 yıl yüzlerine bakacakmışım ve 30 yıl bu işi yapacakmışım gibi davranıyorum. Benim pratik çözüm bulma kabiliyetim içgüdüsel. İşimde de bunu uyguluyorum.

Yaptığımız hatalardan ders çıkarıp bir dahaki işlerde aynı hatalara düşmüyorsak büyüyoruz. Ama bir insan sürekli aynı hatayı yapıyorsa, hep aynı tuzağa düşüyorsa onda bir problem vardır.
Çünkü her işten çıkartılacak bir ders vardır. Ben de kendime göre bir kere yaptığım hatayı bir daha yapmamaya çalışıyorum.

Bu kadar başarılı bir kadınsınız. Özel hayat-iş yaşamı dengesini tutturabildiniz mi?

Aslında hikayeme baktığımda bu dengenin çok da mümkün olmadığını söyleyebilirim. Bu iş bana en büyük terapi oldu. Acımı unutmak için işime çok odaklandım.
Çocuklarımı ihmal etmemeye çalıştım ama ilk 4 yıl boyunca yaz kış demeden, hafta sonu tatili bile yapmadan çalıştım. Ama artık bir düzene girdim. Bu dengeye daha fazla önem veriyorum.

Hem Türkiye’de hem de dünyada üst üste yaptığınız cirolarla şampiyonluk kupaları almanız meslektaşlarınız arasında kıskançlığa neden oluyor mu?

Elimden geldiğince herkese yardım etmeye çalıştığım için böyle bakılsın, algılansın istemedim. İlk zamanlar çok zorladılar ama artık kıskançlıktan çok, gıpta ve takdirle karşılaştığımı görüyorum.

Çok büyük bir iş yaptığınızda kendinizi nasıl şımartırsınız?

Kendimi tatille, almayı istediğim bir çantayla ödüllendiririm. Almadığım bir şeyi alır, yapmadığım bir şeyi yaparım. Büyük işler yaptığımda takdir edilmek de beni çok mutlu eder.
İlk dönem hedef dendiğinde çok kızardım ama şimdi hedef koymadan bu işin olmayacağını gördüm. Bu nedenle bana ‘gayrimenkul sektörünün kraliçesi’ derler.

Çok hoş bir kadınsınız. Sizinle daha özel ilgilenmek isteyen müşterilerinizi nasıl durduruyorsunuz?

Bu bir duruştur. İyi talebeyim, çok çalışkanım ama ruhum amatördür. İşimi yaparken bir duruşum vardır ve karşı taraf buna saygı duyar. Olanları da görmezden gelirim. Yeniden evlenmeyi hiç düşünmedim

Müşteri olarak kadınlar mı daha zor, erkekler mi?

Kadın erkek diye ayırmam. Burada önemli olan sizin yaklaşımınızdır. Siz iyi bir satıcıysanız kadın ya da erkek fark etmez. İş sizde biter.

Eşiniz bu işi yaptığınızı göremedi. Şimdi başarılarınızla birlikte “Keşke o da bugünleri görseydi” diyor musunuz?

Demez miyim? Bana bu çene ve çevreyle bu işi iyi yapabileceğimi söylerdi. Aslında ailem tekstil sektöründe ama o işi yapmadım. Ödül aldığım, dünya sıralamasında yer aldığımda onun da görmesini isterdim.

Eşinize olan büyük aşkınız nedeniyle mi yeniden evlenmediniz?

Yapı olarak tutucu bir insanım. Belli bir süre sadece hayat mücadelesini sürdürmek için çabaladım. Yeniden evlenme ihtiyacı hissetmedim.

4