Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Bankaya 100 lira çekmeye gitti, 34 milyon borçlu çıktı!

Perşembe, 07 Aralık 2017 - 05:00

Twitter’da “SuçsuzErler” adıyla bana yazan genç kız, ağlamaklı: “Yazgülü Abla, 5 ay önce kardeşim tahliye oldu, nihayet asgari ücretle bir işe girdi, eve bakıyordu. Ama hesabındaki maaşı sıfırlanmış. Bir de üstüne 34 milyon lira borç gözüküyor, bu da nereden çıktı?” Avukatlara, sağa sola sorduk. Ortaya çıktı ki devlet bir karar almış. Darbe girişiminin maddi manevi faturasının darbecilere ödetilmesi kararının ardından, kurumlar tek tek zararlarını hesaplayıp bildirmiş.



Milyonlarca lira haciz

Davaların sanıklarına haciz kararı çıkarılmış! Ankara’da Emniyet davasında sanık olarak yargılanan, eline silah almamış, daha yeni askere alınmış erler bile 11 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olmuşken şimdi de milyonlarca liralık borçla karşı karşıya! Yüzlerce er, davalar bitip sonuçlanana ve tabii beraat edene kadar çalışıyor olsalar bile kazandıklarına el konulacak. Bu nedenle sigortalı bir işte çalışamayacak, kimse işe almayacak, açlığa mahkum olacak! Bu mu adalet?

Suçları ne ki?

Aileler, “Biz çocuklarımızı askere göndermekten başka ne suç işledik? Biz çocuğumuzu devlete emanet ettik. Bir komployla darbeye karıştırıldılar, 11 ay hapiste yattılar, biz tazminat beklerken yıllarca çalışsalar ödeyemeyecekleri bir borca mı mahkum ediliyorlar?” diye soruyor.

Hukukçular ise Olağanüstü Hal koşullarında, terör suçlularına bu tür kararlar verilebildiğini söylüyor. Hani ‘Olağanüstü Hal’in ne zararı var’ diyor ya birileri, yıllarca sıkıyönetim altında yaşadık, böylesini görmedik. Erler, öğrenciler, çavuşlar, önce haksız yere bir komplonun kurbanı oldu, şimdi de tahliye olsalar bile, ki olabilen çok az, açlığa mahkum oluyor.

Kadınlar, göstermelik ilgiden mutsuz

5 Aralık Türk kadınına seçme seçilme hakkının verilmesi günü, bir tür kadına karşı şiddet gününe dönüştü. Gazetelerin üçüncü sayfalarından, dayak yiyen, öldürülen, kaçırılan kadın haberlerinden kan damlarken CHP Ankara’da çok büyük bir kadın buluşması örgütledi. Kadınlar çeşitli platformlarda haklarını dile getirdi.

Çorum İl Genel Meclisi Başkanı AKP’li Halil İbrahim Kaya gibi, “Ne yapalım kadınlar öldürülüyorsa, polis de yakalıyor” diyen hazımsızlar elbette vardı ama CHP’nin 20 bin kişilik kadın toplantısı bile kadınları tatmin etmeye yetmedi desem? Kılıçdaroğlu’nun gerek toplantının önemini ikinci plana atan büyük açıklamalar yapacağı beklentisi, gerek konuşmasında kadınları çiçeğe benzetmesi, çok farklı düzeyde beklenti içindeki kadınları kızdırdı.

CHP Genel Başkanı’nın, kendi partisinin toplantısını sabote edercesine MİT raporu açıklamasını aynı anda yapması çok mu şarttı? Üstelik de rapor, beklendiği gibi bomba değil, zaten daha önce konuşulmuş, yayınlanmışken?

CHP’nin Man Adası belgelerini de Zarrab Duruşması sırasında gündeme getirmesi yine eleştiri konusu. Dikkati dağıtıyor, konuyu bölüyor, üstelik de karşı tarafa suçlama konusu veriyor. Diyeceksiniz ki hırsızın hiç mi suçu yok? Var da üstüne alınmıyor ki!

Hayvana şiddet, canlıya şiddettir

Erzincan’da bir erin dövdüğü kedi görüntüleri bütün Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Kedi öldü, yaşayan hayvanlar şiddete uğramaktan kurtulacak mı? Yasalar çerçevesinde terhisine 3 gün kalmış ere verilecek en yüksek ceza verildi. Terhisi yandı.

Günde iki kez adli kontrolle bir hafta daha bekleyecek. Ayrıca 2 bin küsur TL para cezasına mahkum edildi. Bunlar önemli değil. Önemli olan mahkemenin yasadaki sahipli sahipsiz ayrımını Anayasa Mahkemesi’ne taşımış olması.

Yasaya göre “mal” kabul edilen hayvana sahibi zarar verirse suç değil. Başkası zarar verirse suç ama sahibi şikayet ederse. O da mala zarar vermek suçu! Neresinden baksan hayvana mal muamelesi yapmak yanlış.

Bu yasa değişebilecek mi? Bekliyoruz! Şimdilik tık yok. Sıkıntı, eti, sütü için beslenen hayvanların da olması. Bunu düzenlemek de zor olmasa gerek?