Barış Manço'nun evi müze oldu

Barış Manço'nun öldüğü 1 Şubat 1999'u dün gibi hatırlıyorum. Kadıköy'ün bütün sokaklarında onun şarkıları çalınıyor, sevenleri evinin önünden ayrılmıyordu. 1984'ten beri Barış Manço'nun, akıllarda 'Barış Manço Moda-81300' olarak kalan evi, artık Manço'nun eşyalarının sergilendiği bir müze olarak hizmet veriyor...

Pazar, 01 Ağustos 2010 - 05:00

Barış Manço'nun evi müze oldu

Merve özaytekin

mozaytekin@posta.com.tr

Ziyaretçileri Venüs heykeli karşılıyor

Barış Manço’nun yaşadığı köşkün hikayesi çok eskilere dayanıyor. 1800’lü yıllarda dönemin padişahı Sultan Abdülmecit ünlü İngiliz Ailesi Vitol’lere Moda Burnu’na kadar olan alanı hediye eder. Vitol Ailesi de bu alana kendi tarzlarında evler inşa ettirir. Ve Vitol Ailesi yaşamak için bu evlerden en şık olanı seçer. Karşısına da bugün İngiliz Konsolosluğu’na bağlı olarak hizmet veren şapeli yaptırır. 19. yüzyıl Viktoryen tarzında döşenen bu evi 1984 yılında Barış Manço çok romantik bulur ve Vitol Ailesi’nin son ferdinden satın alır.

Ve öldüğü güne kadar ailesiyle bu evde yaşar... Bugün Kadıköy Belediyesi tarafından kiralanan ve Barış Manço Müzesi olarak hizmet veren bu ev hala ihtişamını koruyor. Köşkü kilit taşları, ferforje ve çift kanatlı balkonlar çevreliyor. Bahçesinde Manço’nun arabası ve şarkı sözlerinden esinlenerek yapılmış biber ve patlıcan maketleri bulunuyor. Evin girişinde beyaz Afyon mermeri ile döşenmiş küçük bir antre var. Burası Viktoryen evlerinin bir karakteristiği olarak salon ve yemek odalarını ikiye ayırıyor. Antrede bulunan beyaz mermerden yapılmış Venüs heykeliyse evin ziyaretçilerini karşılıyor. Salonda ilk göze çarpan elbette Barış Manço’nun çoğu bestesini yaptığı kuyruklu piyanosu. Dünyanın en iyi piyano markalarından Steinway & Sons B210 piyano evin en kıymetli parçası.

Barış Manço, ‘O benim rüyam’ dediği piyanosunu Avusturya’dan kendi satın almış ve Türkiye’ye getirmiş. Antikaya merakı olan sanatçı, evin her köşesini eşsiz parçalarla dekore etmiş. Salondaki Mithat Paşa’nın çalışma masası bunlardan sadece biri. Kaplumbağa kabuğundan kakma tekniği ve bronz figürler karıştırılarak yapılan bu çalışma masasının hemen üstünde ise III. Napolyon dönemine ait şamdanlar ve saat yer alıyor. Masanın yanındaki özel vitrinlerde Barış Manço’nun dünyanın çeşitli ülkelerinden topladığı cam eşyalar var. 1800’lü yılların sonu ve 1900’lü yılların başındaki döneme ait bu cam eserler evin en nadide parçaları. Öyle ki, Barış Manço bu cam eşyaları sadece kendi temizlemek ister, kimseye elletmezmiş. Ayrıca salonda Manço’nun sanat hayatı boyunca aldığı ödüller ve kıyafetler sergileniyor.

Salonu 90 kiloluk avize süslüyor

Antrenin diğer yanında bulunan yemek odası da Mançolar’ın evde yaşadığı dönemdeki gibi korunuyor. Yemek odasını 90 kilo ağırlığında 12 kollu Fransız bir avize aydınlatıyor. Avizenin hemen altında ise maundan yapılmış tipik bir İngiliz masası var. Yemek odasında ‘sömenye’ denilen, haftanın yedi günü için ayrı kullanılan, yedi katlı Napolyon döneminden bir dolap bulunuyor.

Yanındaysa İngiliz Kraliçesi Ann dönemine ait bir büfe. Ayrıca yemek odasında fildişi kakmalı, siyah renkli bir bahü yer alıyor. Yemek odasının duvarlarını çeşitli ülkelerden aldığı beratlar, değerli cam mine işlemeli likör takımları süslüyor. Yemek odasının hemen gerisinde ailenin yaşadığı dönemde köşkün mutfağı olarak kullanılan bölüm var.

Yemek odasına servis vermek amacıyla kullanılan alanda bugün Barış Manço ile bütünleşen kostümler sergileniyor. İçinde asker üniforması, botları, konserlerde giydiği kıyafetler var. Hatta askerlik yaparken kesmek zorunda olduğu bir tutam saç bile.

Sedef kakmalı mobilyalar 180 yıllık

Köşkün duvarlarında Barış Manço’nun notaları asılı. Merdivenlerse piyanosunun tuşlarını andırıyor. Evin ilk katında Manço’nun kullandığı diş fırçası ve traş takımının yer aldığı siyah İtalyan seramiklerle dekore edilmiş ebeveyn banyosu yer alıyor. Bateri şeklinde tasarlanmış cam dolapta da sanatçının çeşitli takıları dikkat çekiyor.

Öyle ki bu takılara saatlerce bile bakmak mümkün. Antrenin solunda, Mançolar’ın 20. yüzyıl dönemine ait Fransız tarzında döşenmiş yatak odasını görüyorsunuz. Mançolar’ın yatak odası takımı Salmersheim- Brouholt imzalı Art Nouveau tarzında yapılmış. Bu takım Lale Manço’nun tuvalet masası, sandalyesi ve armut ağacından yapılmış gardıroptan oluşuyor.

Barış Manço’nun yüzükleri ve kemerleri bu odada da cam bir büfede duruyor. Yatak odasının tam karşısında ise Mançolar’ın misafirlerini ağırladığı oda bulunuyor. Mançolar bu odayı dekore ederken de aynı özeni göstermiş. Oda III. Napolyon dönemine ait ancak daha çok Viyana ekolünü yansıtan mobilyalarla döşenmiş. Sedef kakmalı olan mobilyalar 180 yıllık. Bu mobilyaların özelliği Barış ve Lale Manço çiftinin beraber aldığı ilk antika olması.

Televizyonda gün boyu ‘Adam Olacak Çocuk’ var

Barış ve Lale Manço çifti, evin ikinci katını çocukları Doğukan ve Batıkan’a ayırmış. Doğukan ve Batıkan’ın çalışma ve oyun odalarının yer aldığı katta bugün çocuklara ait oyuncaklar, çeşitli ülkelerden anı olarak getirilen küçük objeler, Barış Manço’nun Belçika Kraliyet Akademisi’nde resim ve grafik eğitimi aldığı dönemde yaptığı çalışmalara yer verilmiş.

Katın en ilgi çekici parçası Barış Manço’nun akademiden birincilikle mezun olduğunu gösteren belge. Zamanında Batıkan’ın olan oda, Barış Manço’nun yıllarca çocuklar için yaptığı program ‘Adam Olacak Çocuk’a ayrılmış. Odadaki televizyonda gün boyu ‘Adam Olacak Çocuk’un ve TRT’de yayınlanan ‘7’den 77’ye adlı programın tekrarları dönüyor. Evin en ilgi çekici bölümlerinden biriyse alt kattaki şövalye odası. İngiliz aile Vitoller’in döneminde kiler olarak kullanılan bu odayı Barış Manço kendi dekore etmiş.

Duvarlarındaki bordo taşlardan etkilenerek, Belçika Kraliyeti’nin verdiği şövalye unvanındaki şekillerden camlara ve kapı kanatlarına çeşitli desenler yaptırmış. Duvarlarını baltalar ve şövalye dönemine ait eşyaların süslediği bu odada Barış Manço birçok bestesini yapmış. Pazartesi günleri kapalı olan müzeyi öğrenci ve emekliler ücretsiz gezebiliyor. Ama zaten müzeye giriş sadece 1 lira, mutlaka görün...