Başbakan Erdoğan, daha objektif

a
a
Perşembe, 16 Eylül 2010 - 15:54

23 Temmuz start’ıyla ‘Açtırma Kutuyu, Söyletme Kötüyü’ şeklinde başlayan, daha sonra alevlenerek ‘Saçtırma Parayı, Bozdurma Avroyu’ düzeyine inen, finale doğru da ‘Bastırma sintineyi, Kaldırma Entariyi’ ye varan referandum propagandaları, akademik ifadeyle (!) ‘propanda’ 45 günün sonunda noktalanmasaydı, miting meydanları, Meclis Genel Kurulu’nu aratmayacak, el, kol işaretleri ile ebeveynlerinin hatırlarını sormaya da tanık olacaktık. 
Sonunda ‘Pandora’nın Kutusu’(!) açıldı; liderler, partililer, YSK, medya, seçmen kâbusundaki ‘evet’, ‘hayır’ bağırışlarından kurtuldu; Türkiye bir nefes aldı, şöyle bir arkasına yaslandı.
 
'Yüzer-gezer genel başkan'

Yazın bunaltıcı sıcağında, Ramazan ayı boyunca liderlerin, ülkenin ‘üç bir yanını’ (!) dolaşıp, mitingden, mitinge koşmaları öyle her babayiğidin altından kalkabileceği bir iş değil.
Başbakan Erdoğan, 38 ilde 39 miting yaparken, MHP Lideri Devlet Bahçeli, 31 ili ziyaret edip, 7 meydanda konuştu. BDP, mitingi de boykot etmeyip 50 yer dolaştı. Bu referandumda en çok gezen ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. 70 ilde 76 mitinge zamanında yetişmeyi başaran Kılıçdaroğlu, ‘yüzer-gezer’ genel başkan sıfatıyla rekor kırdı.

Evet'le oruç açtırdı 

Kılıçdaroğlu’na “Bir gıdım su vermem” diyen Başbakan Erdoğan, miting meydanlarında toplanan halkı soğuk su, dev vantilatörler ve fıskiyelerle serinletirken, ‘evet’ler buharlaşmasın diye de üzerlerinden buhar duşu yaptırdı. İftar sofralarında kumanyanın ambalajındaki ‘evet’le oruç açtırdı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise “Bizim elimizde Recep mitingleri gibi gülsuyu dağıtacak, havayı serinletecek bir şeyimiz yok. Yüreğimizin serinliğini getirdim sizlere” diyerek meydanlarda toplananlara, çöl ortasında serap görür gibi Başbakan’ın ‘havuzunu’ hayal ettirerek yelpazelemiş oldu. “Elimizde bir şey yok” açıklamasıyla da CHP’nin ‘iftar menüsünü’ veriyordu Kemal Bey.

21 milyon evete karşı, 28.5 milyon seçmen
  
Vesayetin halka geçmesine hiç kimsenin itirazı olmaz, olamaz da. Ancak vesayetin sadece el değiştirmesi tepki çekip, alerji yaratır. Bu kesinlikle ‘islamafobi’ değil, ‘diktatöryafobi’dir.Samimi bir demokrat ‘postala’da karşıdır, ‘jüristokrata’ da, bir o kadar da ‘teokrata.’
 
Başbakan Erdoğan’ın 2. Balkon konuşması’ndaki samimi yaklaşımını devam ettirmesi, ‘balkondan sarkmaması’ herkesi rahatlatacaktır. Referanduma (%57.93 Evet, %42.07 Hayır) bakarak ‘2011 Seçimleri’nin kesin sonuçlarını(!) YSK’dan önce açıklayan Yüksek Medya Kurulu’nun(!) 712 bin geçersizi, 15 milyon 853 bin hayırı, 12 milyon boykot eden ve sandığa gitmeyeni, yani yaklaşık 28.5 milyon seçmeni yok sayması çok enteresan doğrusu. Hâlâ, “Evet’le ‘hayır’ arasında 6 milyon gibi devasa fark var” dan dem vuruyorlar. 21 milyon evete 15 milyon hayır var doğru. Ancak hayırlarla birlikte toplam 28.5 milyon seçmen birdenbire azınlığa düştü, artık onlar miadını doldurdu gibi bir yaklaşım, bunlar da biraz aritmofobi (rakamlardan korkma) olduğu izlenimini doğuruyor. Oysa Başbakan, “Evet de kazanmıştır, hayır da kazanmıştır” diyecek kadar ‘objektif’ bir yaklaşım getirmişti. ‘Objektifin kapağını kapatan’ bizimkiler olmuştur bu kez.

Sav, sav, Önder Sav...

Referandumun ardından CHP’de ‘deniz’(!) yine dalgalanmaya başladı. “Eeeeeh... Eeeeh…Kurultay… Eeeeh… tüzük… Sav… Yani… Eeeeh… Brokoli… Değil… Kemal Brüksel… Eeeeh… Sekreter… Yani Genel Sekreter… Domates… Kroki… Aman… Harita… Sav, sav, Önder Sav…” demeye başladı bile Sayın Baykal

‘Mali disiplinden taviz vermeyeceksiniz, seçim ekonomisi ile ilgili şeyler duymak istemiyorum”
talimatı veren Başbakan Erdoğan, başkanlık sistemini dillendirip ‘Yarından itibaren, Burhan Bey (Kuzu) çalışmalara başla, ona göre” diyerek yeni gündemi belirledi.

Ahmet Hakan ‘Gavur İzmir’e taşınıyor
 
Sayın Başbakan, zaten Türkiye’de Başkanlık yerine neredeyse bir asırdır, ‘Genel Başkanlık’ ve ‘Genel Kurmay Başkanlığı’ sistemi yok muydu? Lider sultasından partili, seçmen ne zaman kurtulacak? Siz köşke çıkarsınız, Deniz Bey ne yapsın?

Referandum sürecinde en matrak şeylerden biri, Erdoğan’ın, muhalefete “Koyun bile güdemezler” sözlerinden sonra bir çobanın koyunlarından ‘hayır’ yazması, diğeri ise Çapkın meslektaşımız Sevgili Ahmet Hakan’ın ‘hayırlar çok çıktı’ diye ‘Gavur İzmir’e taşınacağını köşesinden duyurması oldu… Ben de ‘Kordon’daki kafelere ve genç kızlara haber vereyim’ dedim. Siz Lerzan Hanım’a bir şeyler söylemeyin. Artık uslanmıştır Ahmet Hakan…