Başbakan'ın 'Büyük Kapısı', 'Mevlanakapı' olsun

a
a
Salı, 14 Eylül 2010 - 00:05

82 Anayasası’nın Netekim Paşası (Kenan Evren), o günlerde “Anayasayı kıyısından köşesinden çekiştirenler var” diyordu. Paşa, zaten kafayı, bir anayasaya bir de önüne geleni ‘ipe çekmeye’ takmıştı. Aynı Anayasa, 17 kez değişiklikleri takiben referanduma kadar uzandı. ‘Kefil’ olduğu anayasanın şeklen de olsa artık ‘kefaletini’ ödemeye gelmişti sıra…
 
12 Eylül 2010 oylaması ‘referandum koalisyonu’ ile yapılırken, seçimlerin AKP ve CHP arasında geçeceğini de ortaya koyuyordu. Bu referandum, bir diğerini de doğuracağından, bundan böyle ‘matruşka sandık’ larla karşılaşacağız demektir.
 
Pişmaniye ile mesir macunu
 
Referandum, koalisyonla 57.9’a, 42.1 şeklinde tecelli bulurken, kal’ası Osmaniye’ye, ‘pişmaniye’ yediren Bahçeli, ‘Ülke karanlık bir döneme girmiştir” derken de artık önünü göremediğini kendi de ifade etmiş oldu.
 
Bülent Arınç’ın karargâhı Manisa’da, ‘mesir macunu’ tedarik edemeyen ‘35 bin hayır’cıyla sonucun %50.35 hayır, %49.65 evet’in olması, başbakan yardımcısının bu ilde ‘fırçalarını daha sağlam atması gerektiğini’ ortaya çıkardı.
 
‘Gitmez ama hayır’
 
‘Hayırsever’ Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’yi ‘bir hayırsız’ bırakması, Bülent Bey’i (Arınç)’ı Penguen ve Leman’a ‘havale’ etmesinden ziyade, esas kendisini EFT’yle bu dergilere yollaması gerekmez mi? Aman ‘dekontunu’ kaybetme Kemal Bey…
 
CHP’nin hercümerçliği, plansız, programsız ‘son dakikacı’ tavrı, bu referandum komedisini yarattı. Sınav yerini önceden görmek gibi, pusulayı hangi sandukadan Yüksek Seçim Kurulu’na postalayacağız diye merak etmez mi insan hiç? ‘Sabah ola, hayır ola’ ya kalırsa işler, yürümüyor öyle. ‘Yetmez ama evet’ şeklinde mütalaada bulunan, pusulanın tercih dışı seçenekçileri gibi, ‘Gitmez ama hayır’cısına Türkiye ilk kez şahit oldu.
 
Kemal Bey, ‘boykotçu’
 
‘Hayırşinas’ Kemal Kılıçdaroğlu, ‘boykotçu’ çıkarak, Doğu’ya seçim yatırımı mı yaptı?Kemal Kılıçdaroğlu’nun selefi Deniz Baykal’ı, ‘CHP diyarı’ Antalya’ya götürmesi, miting meydanında el ele verip kollarından kaldırması, Antalyalılarda “Eyvah… Halef, selef değişiyor mu?” endişesi yarattığından hayırlar % 57’ de kaldı. ‘Antalyalı’ diye böyle bir stratejik hata yapılmaz ki? Ona bakarsanız ‘Tecavüzcü Coşkun’ da Antalyalı. ‘Hayır’ların, makinistsiz lokomotifi’ CHP, sayfiye yerlerinden çıkmamakta kararlı. Parti yine Bilecik, Eskişehir, Tunceli dışında Ege ve Akdeniz sahillerinde, bir de Artvin’de tatile devam ediyor. Erdoğan gibi genel başkanlık ve başbakanlık deneyimi olmayan, partinin başına gelmesiyle de ‘nur topu’ gibi referandumu kucağında bulan Kılıçdaroğlu’nun tek başına bu performansı, takdire şayan bir durum aslında.
 
Demokrasilerde kot farkı
 
BDP’nin boykot kararı, demokratik bir seçenektir ama sandık çalma, oy mahalline Molotoflu saldırılar, seçmeni tehdit, taşlamalar, araç yakmalar, ‘demokrasi mimarisinde’ ‘kot farkı’ olarak geçer. Sonuçlar yine de boykotçu BDP ile tabanı arasında da ‘kot farkını’ ortaya koydu. 
 
Kenan Evren ‘yasak’ dedi
 
Tercihini yaptıktan sonra, kalabalığı gören Kenan Evren, 82 Anayasası’nın oylandığı, kendisinin de Cumhurbaşkanı seçileceği referandumla, bu oylamayı karıştırmış olacak ki ahaliye ‘asker selamı’ vermeyi ihmal etmedi. Oyunun rengini soranlara eski alışkanlığı ile ‘yasak’ karşılığını veren Netekim Paşa, bu hengâmede ‘evet’ ile ‘hayır’ı karıştırmamıştır herhalde.
 
Başbakan’ın 2. balkon sefası
 
Başta Saadet Partisi olmak üzere kıtadan kıtaya destekli, referandum koalisyonundan başarıyla çıkan Başbakan Erdoğan’ın 2.balkon konuşması da birincisi gibi etkileyiciydi.
 
“Evet diyenler de kazanmıştır. Hayır diyenler de kazanmıştır” kucaklaması, tüm partileri kutlaması, “Hak ve özgürlükler herkes içindir” saptaması, bu kez hep böyle devam eder temennisini getiriyor, Erdoğan’ın bir zafer sarhoşluğu içinde olmadığını gösteriyordu. Balkon sefasını hak etmişti Başbakan.
 
Açıldığını söylediği ‘Büyük Kapı’nın da herkese şamil olmasını, ‘Çatladıkapı’ yerine hep ‘Mevlanakapı’ şeklinde kalmasını ümit ederiz.
 
‘Evet’ de ‘hayırlı’ olsun.