Başbakan'ın sokakla etkileyici bir bağı var

a
a
Çarşamba, 08 Eylül 2010 - 05:02

Osman Gökçek’in koordinatörlüğündeki Beyaz TV’de önceki akşam Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıktık. Başbakan’ın mesajları çok ses getirdi. Dün ve bugün geniş şekilde medyada yer aldığı için ben biraz sahne arkasından notlar aktarmak istiyorum:

Programın, Başbakanlığın Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde olacağı söylenmişti, ancak kademeli şekilde devreye giren seçim yasakları nedeniyle bu mekanın kullanılamayacağını anladık. Yayın, Haliç kıyısında Rahmi M. Koç Müzesi’nin biraz ilerisindeki AK Parti İl Başkanlığı’nda gerçekleşti. Ferda Yıldırım’ın moderatörlüğündeki programda benim dışımda Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar ve TV8’in eski Ankara Temsilcisi Sedat Yazıcıoğlu vardı. Başbakan Şanlıurfa’dan geldiği için program bir buçuk saat gecikmeyle başladı.

Bir gece önce Başbakan’la AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu’nun Yeşilköy’deki WOW Otel’de verdiği iftarda sohbet etme imkanı bulmuştuk. Erdoğan o iftarın ardından yaklaşık 2 bin kilometre uçup, bir miting yapıp, onlarca toplantıya katıldıktan sonra İstanbul’a gelip bizimle ekranda buluştu. Gerçekten baş döndürücü bir trafik. Ancak Erdoğan referandum kampanyasının dışında da zaten böyle bir tempoyla çalışıyor.

Programdaki ilk sorum buydu: Yıllardır süregelen bu insanüstü performansı nasıl devam ettiriyorsunuz?

Erdoğan şu cevabı verdi: Halkımızın, milletimizin enerjisini alırsanız, yüklediğiniz enerjiyle dağları bile delersiniz Bizim milletimize, milletin de bize aşkı var. Ben halkıma, halkım da bana inanıyor. O zaman yorgunluk unutuluyor.

Nitekim Erdoğan’ın bu sözleriyle ifade ettiği duruma, Sütlüce’deki AK Parti İl Başkanlığı’nın önündeki kokoreççide tanık oldum. Gecenin bir yarısında insanlar Erdoğan’ı görmek üzere oraya gelmişti. İktidarda geçen neredeyse 8 yıl sonra bir liderin sokak ile hâlâ böyle güçlü bir iletişim kurabilmesi başlı başına incelenmesi gereken bir olay.

Erdoğan mitinglerden mitinglere giderken yanında sürekli farklı bakanlar oluyor. O yörenin milletvekillerini beraberinde götürüyor. Ancak bir de değişmeyen çekirdek bir ekibi var. Yurt içinde de yurt dışında da hep onlarla birlikte. Başbakan’ın fikirlerine çok değer verdiği Danışmanı Yalçın Akdoğan, çok iyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Özel Kalem Müdür Yardımcısı Çağatay Kılıç, siyasi konulara da hakim İletişim Koordinatörü Prof. Dr. Nabi Avcı, Basın Danışmanı Kemal Öztürk, Fotoğrafçısı Yasin Bülbül... Çok öne çıkmayı sevmeyen Mücahit Aslan’ın da Başbakan’ın en sevdiği ve güvendiği danışmanları arasında olduğunu sayabilirim. Konu dış politika, ekonomi ya da güvenlik olduğunda bu ekibe katılan yeni isimler olduğunu da tahmin edersiniz herhalde.

Başbakan dün son mitingini Bursa’da yaptı. Referandum tarihine kadar birkaç televizyon programına daha çıkacağını öğrendim. Dün NTV’deydi. Bildiğim kadarıyla sırada ATV, CNN Türk, TV Net ve Samanyolu var.

Bağış’ı üzen protesto

Biz Başbakan’la yayındayken U2 konserinde beni çok şaşırtan bir şey oldu. Konseri izlemek üzere tribünleri dolduran müzikseverlerin bir bölümü, Devlet Bakanı ve Avrupa Birliği Baş Müzakerecisi Egemen Bağış’ı protesto etti. Şiddet içermemek kaydıyla herkes herkesi protesto edebilir ama Bağış’a yönelik bu tepkiyi anlamakta zorlanıyorum. Çünkü U2’nun Türkiye’deki bu ilk konseri, Egemen Bağış’ın olağanüstü gayretleri sonucu gerçekleşti. Grubun solisti Bono’nun Boğaz Köprüsü’nde yürümesi için o çalıştı. Başbakan Erdoğan ile buluşmayı o ayarladı. U2 önümüzdeki albümlerinden birinin kapağına İstanbul Boğazı’nın fotoğrafını koyarsa bu da büyük ölçüde Bağış’ın önerileriyle gerçekleşmiş olacak. Bağış’ın, Türkiye’ye gelmesine önayak olduğu yabancı misafirinin önünde zor duruma düşmesi beni rahatsız etti.