Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Başbuğ, kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı...

Cumartesi, 09 Ocak 2010 - 05:00

Perşembe akşamki 32. Gün’de bu haftanın konusunu tartıştık. Asker-sivil ilişkileri ve TSK’nın ülke siyaseti üstündeki etkinliğinin giderek erozyona uğramasını konuştuk. Son derece önemli katılımcılar vardı: Prof. Mümtaz’er Türköne, Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu, Emekli Tuğgeneral Ramiz İlker, Emekli Koramiral Atilla Kıyat.

Karşılıklı iki ayrı görüş tartışıldı. Biri, yaşananların demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ispatladığını, artık askerin kendi işiyle meşgul olması ve siyasete karışmamasını, hukuka saygılı kalması döneminin başladığını belirtti.

Diğeri, bütün bu yaşananların bir komplo olduğunu, demokrasi adına askerin kolunun kanadının kırıldığını ve bir intikam peşinde koşulduğunu ileri sürdü.

Karşılıklı güvensizlik çok net şekilde ortadaydı. Herkesin katıldığı tek nokta ise, bundan böyle askeri darbe döneminin kapandığıydı. Atilla Kıyat konuşmasında, TSK’nın siyasette hegemonyası olduysa, bundan asıl sivillerin sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Açıkça “Her şeye boyun eğdiğinizden dolayı bu durumlara düştünüz” demeye getirdi.

Büyük oranda haklıydı. Bu arada, Türköne ve Tarımcıoğlu, TSK’ya yönelik bir düşmanlığın söz konusu olamayacağını, ancak “hukuka uyan asker” istendiğinin altını çizdiler.

Ramiz İlker Paşa, her ne kadar Genelkurmay Başkanı’nın kozmik odayı sivil denetime açmasını sert şekilde eleştirdiyse de, aslına bakılacak olursa, Org. Başbuğ büyük bir özgüven gösteriyor. Kolay değildir böylesine bir izni vermek. Demek ki kendinden ve kurumundan emin ki, böyle davranabiliyor.

Şu sıralarda asker-sivil görüşler birbirlerinden çok farklı görünüyor olsa dahi, göreceksiniz, toz duman durulacak ve yeni bir düzen de yerli yerine oturacak.

ABD’de her Müslüman’a kuşkuyla bakılıyor...

Amerika’da yine terörist paniği var. Noel’de bir uçağı patlatmak isterken yakalanan biri, Yemen’in başkentinde Amerikan ve İngiliz Büyükelçiliklerinin bombalanmasının son anda önlenmesi, bu ülkedeki terör korkusunu birden bire paniğe dönüştürdü. Bütün bu olaylar El Kaide’ye bağlanıyor.

Sonuçta da, hemen her Müslüman adeta birer terörist gibi görülüyor. Adınız veya giyiminiz sizi ele veriyor. Hele havaalanlarındaysanız, yandınız. Sanki her Müslüman bir uçak patlatmakla görevliymiş gibi muamele görüyor. El Kaide, İslam’a ve milyonlarca Müslüman’a öylesine büyük bir kötülük yapıyor ki, inanılır gibi değil. Hem de bunu Allah adına, Kuran adına yapıyorlar. Allah adına masum insan öldürülür mü?

Kuran’ın hangi sayfasında kan akıtmanın mubah olduğu yazılıdır?

El Kaide günah işliyor. İnsanları İslam’a düşman ediyor. Bu adamlar yüzünden, dünyanın en modern, en insancıl dini mahvoluyor. Bütün bunları da, İslam adına yapıyorlar. Yazıklar olsun.

Hayatımızı Özer kurtardı...

Geçen hafta kış New York-Washington bölgesinde öylesine bastırdı ve hava trafiği öylesine birbirine girdi ki, yolculuk sefalete dönüştü. Bizim aile de bu maceradan payını aldı. 6 saatlik rötar sonrası New York’a inip, Washington’a giden tüm bağlantıları kaçırınca perişan olduk. Allah’tan imdadımıza New York’un limuzin kralı Özer (www.yourmanamerica.com, email: ozer@kaanlimo.com; cep: 00 1 516 642 37 12, İstanbul: 0212 414 26 42/Normal İstanbul arar gibi çeviriyorsunuz ancak Amerika’dan Özer ile konuşuyorsunuz) yetişti. Havaalanından alıp Washington’a taşıdı. Hava bozdu mu, ne zengin ülke tanıyor, ne de fakir. Tabiat karşısında insanoğlu teslim oluyor.

Dr. Oz, ABD’nin Süper Star’ı oldu

Yılbaşı aralığından yararlanıp Amerika’ya gittim. Sabah otel odama girip televizyonu açar açmaz karşımda Dr. Mehmet Öz’ü buldum. Harika bir show’u vardı. Amerikalılar onu Dr. Oz diye çağırıyorlar. Ö harfi olmadığından, kolay telaffuz edildiğinden dolayı, Dr. Oz kolaylarına geliyor.

Show’u, Amerika’nın en büyük kanallarından biri olan ABC’de. Hem de iki defa yayınlanıyor. Biri sabah, diğeri öğleden sonra. Konusu, sağlıkla ilgili her şey. Kanserden kalp rahatsızlığına, duyma engelliler için çıkan yeni alete kadar, hemen her konuda konuşuyor. Amerikan halkı da onu giderek seviyor.

Bu yetmemiş şu sıralarda bir de zayıflama kitabı çıkardı. Yer gök Mehmet Oz’u konuşuyor. Hangi kanalı açsanız karşınıza çıkıyor. Benim dikkatimi çeken, Dr. Oz’un TV yeteneği. En karmaşık konuları, son derece kolay anlaşılabilir bir dilde anlatıyor. Animasyon yardımıyla, hangi konuya değinse, insan çok net biçimde söylediklerini algılayabiliyor. Müthiş bir anlatma yeteneği, son derece hoş bir espri gücü var. Kelimenin tam anlamıyla, bizim şimdiye kadar yaptığı başarılı kalp ameliyatlarıyla gurur duyduğumuz Mehmet Öz’ümüz, şimdi Amerika’nın Süper Star’ı konumuna gelmiş. Müthiş bir sağlık showman’i olmuş. Ben onu futbolun showman’i Beckham’a benzettim. Hem kendi işindeki başarısını sürdürüyor hem de ününün sınırlarını genişletmesini biliyor.

Yeni Boeing 777’leri hiç beğenmedim...

İşim icabı çok seyahat ederim. Özellikle uzun uçak yolculuklarına da bayılırım. 9-10 saatlik uçuşların keyfine doyum olmaz. Genelde de kimse kızmasın (!) business class’ta uçarım. Uzun yolda da artık ekonomiyi kaldıramıyorum.

Kısa bir süre öncesine kadar uzun uçuşlarda yarı yarıya yatılırdı. Koltuk arkası geriye gider, ayaklarda yarım kalkardı. Rahatsız bir uyuma şekliydi. Ayaklarınız şişer ve ayakkabı giymekte zorlanırdınız.

Birkaç yıldır tam bir devrim yaşanıyor. Business’a artık tam yatan koltuklar yapıldı. Yatak gibi, yere kadar iniyor. Son derece rahat ediyor ve uyuyabiliyorsunuz.

Ancak gelin görün ki, özellikle Boeinglerde yapılan değişiklik, konforu artırdı. Ancak öte yandan da işin keyfini kaçırdı.

Türk Hava Yolları’nın New York hattında kullandığı 777 tipi uçak olsun, kasım ayında Nairobi’den Londra’ya uçtuğum British Airways olsun, yeni oturma düzeninden dolayı şikayet alıyor. Ben de hiç beğenmedim.

Öyle bir oturma düzeni konmuş ki, insanlar yan yana değil, ya sırt sırta veya karşılıklı oturabiliyorlar. Daha da kötüsü pencereden dışarı bakamıyorsunuz. Pencere sırtınızda kalıyor. Eşiniz veya bir çalışma arkadaşınızla birlikte seyahat ediyorsanız, ancak bağırarak birbirinizi duyabiliyorsunuz.

Özetle, sevmedim yeni Boeing 777’leri vesselam...

Tek başına seyahat edip, çalışmak isteyen egoist iş adamları için bir dizayn yapmışlar. Bize göre değil...

En güzel yeni yıl hediyesi

 Birçok yerden yeni yıl hediyeleri gelir. Hepsi birbirinden güzel, pırıl pırıl paketler içinde yollanır ve keyifle açılırlar. Bana bu yıl gelenlerin arasında biri var ki, çok heyecanlandırdı. KALE Grubu, hediye olarak, bir öğrencinin eğitimine destek belgesi yollamış. Bundan daha güzel hediye olabilir mi? Kim akıl ettiyse bin yaşasın. KALE Grubu’na da tebrikler...

KİTAP KÖŞESİ

Ak Parti’nin “Kürt Açılımı’na” bir de edebiyat çerçevesinden bakalım şimdi. İşte konu hakkında raflara çıkan son kitaplar...

DAĞLARDA-BİR YÜZBAŞININ GÜNEYDOĞU HATIRALARI

Yazan İshak Özlü... Kitabın kapağında da yazdığı gibi o emekli bir yüzbaşı... Terörün en yoğun olduğu yıllara ait hatıralarını Dağlarda isimli kitabında toplamış. Kitabın sonunda o yıllara ait fotoğraflar da var. (Kent Kitap: 0312 433 08 14-www.kentkitap.com)

KÜRT AÇILIMI-KUZEY İRLANDA PERSPEKTİFİ

Yazan İbrahim Kapaklıkaya... Kapaklıkaya, kitabında, “İngiltere IRA’yı nasıl susturdu? Bu olaya etnik terör karşısında İngiliz devletinin kazandığı bir zafer olarak bakılabilir mi? Eğer öyleyse bu başarıdan ülkemizdeki etnik terörün çözümüne yönelik dersler çıkarılabilir mi?” sorularına yanıt arıyor. (Ağaç Kitabevi: 0212 621 83 31- www.agackitabevi.com)

AÇILIMIN ŞİFRELERİ- TÜRKLERİ TARİHTEN SİLME PROJESİ

Yazan Arslan Bulut... Bulut’a göre açılım politikaları Turgut Özal ile başlayan, AK Parti iktidarı ile hızlanan bir süreç. Hatta Ak Parti’nin kendisi bile bir proje... (Bilge Oğuz Yayınları: 0212 527 33 65 email: bilgi@bilgeoguz.com.tr)