Başbuğ, o olayı değerlendirdi

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Emine Erdoğan'ın GATA'ya alınmamasına "Keşke yaşanmasaydı" sözleriyle değerlendirdi

Cuma, 05 Şubat 2010 - 11:27

Başbuğ, o olayı değerlendirdi

Orgeneral Başbuğ, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, Yazı İşleri Müdürü Tufan Türenç ve yazar Metehan Demir ile Genelkurmay Karargahı’nda yaptığı söyleşide, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"NE YAZIK Kİ, SÜREKLİ GÜNDEMDEYİZ"

Orgeneral Başbuğ, "TSK bir şekilde sürekli gündemde, Dağlıca baskınından bu yana hatta... Kurumun hedefte olmasından rahatsızlığınızı ifade ettiniz ama bu rahatsızlık neden kaynaklanıyor? Sorun nerede?" sorusu üzerine, şöyle konuştu:

"Evet, sürekli Türkiye’nin gündemindeyiz ama şu nedenle ama bu nedenle ama haklı ama haksız. Ben hiçbir zaman ’TSK’nın sürekli gündemde olması, hep haksız nedenlere dayanıyor’ diyecek de değilim. Tabii ki biz gerçekten Silahlı Kuvvetlerin sürekli Türkiye’nin gündeminde olmasından, gündemin hep tepe noktasında olmasından rahatsızız."

"KİŞİLERİN HATALARI KURUMA MAL EDİLİYOR"

"Sorun, içinizde hata yapanların temizlenmesi değil mi sadece?" sorusu üzerine Orgeneral Başbuğ, "Buradaki önemli nokta şu: Silahlı Kuvvetlerde kişilerin yaptığı hatalar kişiler sınırında kalmıyor maalesef. Kişilerin yaptığı hatalar kuruma mal ediliyor. Bu algı oluşuyor, bunu engelleyemiyorsunuz.

Bizim halkımız TSK’dan hata yapan insanların çıkmasını kabul edemiyor. Silahlı Kuvvetlerde kişisel hatalar da olsa bu kişisel boyutta kalmıyor, kurumsallaşıyor. Bazen bu normal oluyor, çoğu zaman da bu şekle getiriliyor kasıtlı olarak" yanıtını verdi.

"KEŞKE HİÇ YAŞANMASAYDI"

"Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın, 2007 Kasım’da GATA’da yatan Nejat Uygur ve eşini ziyaret etmesine türbanı nedeni ile izin verilmemesi ile ilgili çok kırgın. Hatta, bu konudaki hassasiyetini zamanında askeri makamlara da iletmiş. Bu konu gündemde çok yoğun tartışılıyor. Herkes TSK’nın başındaki isim olarak bu konuda ne söyleyeceğinizi merak ediyor" sözleri üzerine Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:

"Evet bu konu çok gündemde. Sayın Başbakan’ın eşinin GATA’yı ziyareti konusunda bir şeyler söylenmesi kanaatindeyim. Tabii bu olayda aslında ben baktığım zaman Sayın Başbakan’ın eşi var olayda. Çok sevdiğimiz saydığımız bir sanatkar Nejat Uygur var -ki o da bir asker çocuğuymuş- bir de tabii ki Sayın Nejat Uygur’un eşi var.

Şimdi üçü olayın odağında. Açıkça söyleyeyim, bu özel bir durum. Altını çizmemiz lazım. Bu nedenle de bu özel durumlarda olaylara insani boyuttan bakmak doğru olur diye düşünüyorum. Dolayısıyla bu olay, tabii bu kapsamda özel de olduğu için gerçekten insani boyut içeriyor."

"BU ÇOK ÖZEL BİR OLAY"

"Peki, insanı boyuttan bakınca bunu savunmak kolay mı?" şeklindeki soru üzerine Orgeneral Başbuğ, "Değil? Bunu da açıkça ifade etmek istiyorum. Keşke o şekilde bu olay yaşanmasaydı. Keşke o olay yaşanmasaydı. Bu çok özel bir olay, genellenecek bir olay değil. Kimseyi de suçlamak istemiyorum.

Bazen olaylara karar verirken o andaki şekli de bilmek lazım. Olayda Sayın Başbakan’ın eşi de üzülmüştür. Belki de en çok üzülen Uygur’un eşidir" yanıtını verdi. Orgeneral Başbuğ, "Yani ’keşke girebilse miydi’ diyorsunuz?" sorusu üzerine de "Keşke olmasaydı. Keşke bu olay yaşanmasaydı. İnsani boyuttan bakarsak bu olayı bugün savunmamız mümkün değil" dedi.

"ASKERİ SAVCILAR TAMAMEN BAĞIMSIZDIR"

"Balyoz darbe planı günlerdir Türkiye’nin gündeminde. Orgeneral Çetin Doğan’ın yönettiği bir seminerde korkunç senaryoların konuşulduğu iddiaları ortada dolaşıyor. Bu iş nereye gidecek?" şeklindeki soru üzerine Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:

"Bahsi geçen plan semineri konusunda basında çok şey yazıldı, çizildi. 1. Ordu Askeri Savcılığı tarafından da konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. 25 Ocakta soruşturma sürecine başlandı. Altını çizmekte yarar görüyorum. Silahlı Kuvvetleri ilgilendiren boyutuyla ilgili, askeri savcılar tamamen bağımsızdır.

Tabii askeri savcılığın yaptığı soruşturma kapsamında plan semineri çerçevesinde basında yer aldığı iddia edilen bir plan var malum. Askeri Savcılık haklı olarak basına yansıyan bütün dokümanları da istemiş.

3