‘Başka Gökyüzü’nde ötekinin aşkı

İlhami Sidar, yeni romanı ‘Başka Gökyüzü’nde bir köy öğretmeninin yolunu Ezidi köyüne düşürüyor. Başka bir hayatın var olabileceğini anlatmak istiyor okuruna

  ‘Başka Gökyüzü’nde ötekinin aşkı
C. Hakkı ZARİÇ/ [email protected]
 
Kötülükten arınmanın bir yolu da kendi kötülüğünün üstüne gitmekten geçiyor belki de. Belirsiz bir yolculuğun içinde biriken merak gelecek zamana dair kuşkuları da körüklüyor kuşkusuz. Nereye gideceğini bilemeden yola çıkmak ve tren vagonuna herkesten önce oturup yerleşmek kemiren bu kuşkuya yanıt verme çabasını önceliyor olsa gerek.

Yerleşmiş değer yargılarıyla hangi şartlar altında yüzleşebilir insan? Perçinlenmiş kötü duyguları hangi şartlar altında temize çeker? Bunun için o yargının kalbine gitmeli ve yerinde kendiyle baş başa kalmalı evet. Siz bunları düşünürken acelesi olmayanlar doldurur vagonun geri kalan koltuklarını. Belki orada yeniden başlayacak hayat, belki de ölü doğacak umutları insanın.



Yolculuk bittiğinde gittikçe azaldığınızı hissedip etrafa bakındığınızda tanıdık gelecek her şey. Tıklım tıklım kahvehaneler, öksürüklü bir postane, karanlık koridorları ve muhterem memurlarıyla hükümet konağı, az ötede karakol, beri yanda bir esnaf lokantası ve berber. Sahi ne vardı başka? Ama işte burada başlıyor gibi görünse de sonrası var ve son durak burası değil, yüzleşmek için daha öteye gitmesi gerekiyor İlhami Sidar’ın.
 

‘Onlar şeytana tapanlardır’


“Başka Gökyüzü” adlı yeni romanında Hamduna’ya götürüyor köy öğretmenini yazar. Öğretmenin Hamduna’ya atandığını duyan kasaba eşrafı şaşkınlıkla karşılıyor bunu. Ezidi köyüdür Hamduna ve birbirinin aynıdır tepkiler, Ezidiler için kalıp karar bellidir: “Onlar büyük günahkârlardır, şeytana tapanlardır.” Arabacı Hasino bile neden sonra ikna olur öğretmeni Hamduna’ya götürmek için.
Kişisel trajedileri ve hevesleriyle hayata tutunmaya çalışan öğretmen küçücük köyde toplumsal trajedinin ortasına düşüyor birden. Bilmediği ve anlamak istediği şeyler çoğaldıkça, soruya yanıtı da çoğalıyor. “Öteki” kavramı yerini buluyor romanda, Ezidiler hakkında bilgi sahibi oldukça içindeki karanlık aydınlanıyor öğretmenin.

Yaşadıklarını ve eğitimini Hamduna’daki öğrencilere aktarmak, onları aydınlatmak için çırpınan öğretmenin kapısını gönül yarası çalıyor bir zaman sonra. Kaçmak, ondan uzaklaşmak, göz göze gelmemek için kendine binlerce bahane üretmek üzere içine kapanan öğretmen aşkın çaldığı kapıyı açmamazlık edemiyor elbette.
 

Aydınlık bir sabah…

 
Sonra töreler ve yerleşmiş değer yargıları çıkıyor önüne, adaletin bile korkudan çaresiz kaldığı yerde cesaretin fiyakası kol geziyor. Yenilgiyle devam eden hikâye zamana karşı yürüyüp yeniden ve herkese rağmen gerçekleştiriyor kendini. Kadın kahramanın gücü ve ısrarı şaşırtıcı bir kararlılıkla yön veriyor romana.

Umut etmenin, değişmenin ve değiştirmenin insana ait duyguları “öteki” ve aşkla yoğruldukça başka bir hayatın var olabileceğini müjdeliyor “Başka Gökyüzü” romanında İlhami Sidar.
Orada bir aydınlık sabah nefes alıp veriyor.

Başka Gökyüzü
İlhami Sidar
İthaki Yayınları
104 sayfa