Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Başka yolu yok mudur?

Pazar, 29 Kasım 2009 - 05:00

Kurban Bayramının sonuna geldik. Son araştırdığımda yaralanarak hastaneye kaldırılan acemi kasap sayısı yurt genelinde 600’ü geçmişti. Sokaklarda kovalanan danalar, boğa güreşlerinde bile görülmeyen kanlı şiddet manzaraları ve Boğaz’ı kırmızıya boyayan kan, bu bayramdan aklımızda kalan ve herhalde on yıl sonra çocuklarımıza “neydi o eski bayramlar!” nostaljisiyle anlatacağımız anılar mı? Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş bile, ortaya çıkan görüntülerin ne dinle ne Kültür Başkenti iddiasındaki bir şehirle bağdaşmadığını kabul edip uyardı. Bayramdan önce dedim ki kurban parasıyla yardım yapın, ya da vekalet verin, sizin adınıza kurbanı bir büyük kurum kessin.Yemediğim laf kalmadı. Bir o kadar da anlamsız laf salatası! Üşenmemiş yazmış, “Siz hindi keserken iyi de, biz koyun keserken mi kötü?” Ben niye hindi keseyim? Ya da en basitinden “Sen ne biçim Müslümansın?”

Bayram sabahı camdan bakıyorum, karşı komşunun önünde bir kamyonet durdu. Çoluk çocuk, kadın erkek başında, içinden bir buzağı çıkarmaya çalışıyorlar. Hayvan yargısız infaza gideceğini biliyor, direniyor! İttir kaktır, çıkardılar ve evin içine soktular! Küçücük bir ev. Artık banyoda mı kestiler, mutfakta mı! Kimi de diyor ki “Lokantada köfte yerken hayvanları düşünmüyorsunuz, sonra biz kurban kesince kötü mü oluyoruz?” Harika bir mantık! Köftenin etini evin balkonunda, banyosunda, otoyol kenarında, acemi kasabın öfkeyle karışık şiddet içeren bıçak darbeleri sonucu öldürülmüş bir hayvanın korkuyla kasılmış etinden yapılmış kıymasından sağlamıyorum! Hayvanlar da korkuyor. Ve korktukları zaman salgıladıkları enzimler o etin yapısını değiştiriyor, dahası yiyenin bünyesine geçiyor o korku ve şiddet! Mezbahada, fenni usüllerle yapılan bir kesimle hazırlanan et başka, çağdışı görüntülerle yapılan kesim başka. Bunu söyleyince düşünmeden karşı çıkılıyor. Biri de “Sizin kan dökülmesine takıntınız mı var?” diye sormuş! Niye olsun canım, bayılırım mı diyeceğim! Ya sizin, ailenizde vampirlik mi var?

Hayat durdu, darbe sürüyor

Kurban Bayramı süresince memlekette hayat durdu ama subay tutuklamalar ve “darbe” iddiaları durmadı! Yani şöyle darbesiz bir rahat nefes alamadık. Hayır benim anlamadığım, bunlar ne beceriksiz subaylar, ne başarısız darbecilermiş! Sayısını unuttuğum kadar darbe projesi, sonuç yok. Plan var, hayal gücü var, teşebbüs yok. Nerede o eski darbeler, niyet ettiler mi yaparlardı! Son darbe projemiz “Kafes” kod adlı. Hepsinde olduğu gibi önce malum yerde yayınlandı. Nasıl olduysa diğerleri bu kez üstüne atlamamıştı. Hatta Bülent Arınç da “Niye bütün medya yazmıyor, onlar da yazsın” diye uyarı bile yaptı! Bir iki kişi sorguya çekilip tutuklanınca bu kez medya yöneticilerinden günah çıkarıp özür dileyenler oldu ve Kafes medyada yer buldu. Ben niye ciddiye almayıp dalgamı geçiyorum, tıpkı kan takıntım gibi darbe takıntım mı var? Hem ben nasıl darbeseverim böyle, kan görmeye dayanamıyorum ama darbeye bayılıyorum?

Açıklıyorum: Bu kadar darbe lafından sonra yalama oldum. Başından beri ve hele şimdi, malum vesikada yayınlanan hiçbir konuya inanmadım, inanmıyorum. Hele iddialar ipe sapa gelmez şeyler, kanıtlar ise hiç akıl sır ermeyen, ispatlanmamış, elle tutulur şeyler değilse! Kafes’in iddiası da sözüm ona bir cd’nin arkasına gizlenmiş bir dosyaymış, bana inandırıcı gelmiyor. İnanmaya, güvenmeye çalıştığım bir adalet kaldı, onun da nasıl kör topal işlediğini görüyoruz ama, tutunacak bir dal da lazım, mahkemesi yapılıp, suç sabit görülüp, bütün safhalar bittikten sonra ancak inanırım. Yoksa her gün bir yeni kod adıyla ortaya atılan bir başka dehşet projesi ve buna dahil edilmiş subay isimleri ve ardından kimi borazanların “Paşa istifa!” çığlıkları beni etkilemek bir yana, şüphelerimi çoğaltıyor.