'Başkasını taklit edersem 5 kilo alayım!'

Ülkemizi yurt dışında temsil eden ünlü şarkıcı Hadise, hayata bakışını, duygu dünyasını, değer yargılarını anlattı

Pazar, 27 Haziran 2010 - 05:00

'Başkasını taklit edersem 5 kilo alayım!'

Oya Germen

Bir ülkenin tanıtılmasında sanatın ve sanatçıların ne kadar önemli bir yeri olduğunu biliyorum. Bu nedenle Hadise’yi takdirle, ilgiyle, heyecanla izliyorum.

Ülkemizi yurt dışında sadece müziği ile değil, sahip olduğu insani değerlerle de çok iyi temsil ettiğini görmek, hepimiz için ayrı bir kıvanç oluyor. Onu daha yakından tanımak ve sizlere tanıtmak istedim. Hayata bakışını, değer yargılarını, yaşadıklarını, yaşamak istediklerini, duygu dünyasını merak ettim...

İçeriye girdiği andan itibaren ışık saçtı etrafına. Güzelliğinin dışında, iyi bir aile terbiyesi aldığını hissettiren, son derece mütevazı, kaprissiz bir genç kadın. Sevgi dolu, sıcak, hemen kalbinize alabileceğiniz zarif bir insan. Saatlerce devam eden fotoğraf çekimimiz ve sohbetimizden sonra, mutlulukla ayrıldım yanından...

Birkaç gün sonra bana gönderdiği mailde, hayatının en samimi röportajını yaptığını söylüyordu. Ben de aynı duyguları paylaşıyorum onunla. Gerçekten olduğu gibiydi; içten, yalansız, oyunsuz...

Sevgili dostum İzzet Çapa ve muhteşem ekibi, yeni açılan Nahide’de, Hadise’yi ve bizleri büyük bir nezaketle ağırladılar. Onlara da sonsuz teşekkürler...

Türkiye’de sizi pek fazla yansıtan röportajınız olmadı. Biz bir ilki gerçekleştirelim, sizi yakından tanıyalım istiyorum. Nasıl bir ailede yetiştiniz?

Çok sıcak bir ailede. Annemin babamın ayrılması ağır bir dönemdi benim için ama okulda bunun etkisini yaşamadım. Biz dört kardeşiz, aslında hepimizin hayatında değişiklikler oldu. Ayrılmak isteyen annemdi. Babamın evden ayrıldığı günü hatırlıyorum, ben onunla gitmiştim... Yardımcı olmuştum ona, gittiği yerde dolabına elbiselerini yerleştirmiştim.

Babanızla daha mı yakındınız?

Babamdan korkardım...

Neden?

Mesela bizim evde bahçede salıncağımız vardı. Bir keresinde demiri çıkmıştı salıncağın. Eyvah babam görürse ne yapacağız diye panik oldum. Yanlış anlaşılmasın dövmezdi. Babam çok disiplinli bir adamdı, hala da öyledir. Sofrada otururken dirseğimizi masaya koysak kızardı. Sofraya saygıya, masa adabına çok dikkat ederdi. Mesela çay bardağında şekeri karıştırırken ses çıksın istemezdi. Spagetti yemeyi babam öğretti. Çok komik bir şey şu an anlattığım ama önemli olduğunu görüyorsunuz ileride. Spagetti kaşık ve çatalla yenir, ben kaşık yerine çatal kullanırdım. Babam her şeyin doğrusunu öğrenmemizi isterdi. Çok dikkatli ve çok titizdi. Spagetti yerken hala babam gelir aklıma.

Kız çocukları genelde, babalarının özelliklerini ararlar hayatlarındaki erkekte... Siz de öyle misiniz?

Yoo hayır. Şöyle söyleyeyim; ayrıldıklarında küçük olduğum için, babamı çok iyi tanıyamadım. Nasıl davranan bir erkekti, annemle nasıllardı, ne yapıyorlardı bilemiyorum. Aslında hafızamda kalan pek bir şey yok.

Nasıl bir kız Hadise?

Benim hakkımda çok fazla bir şey bilinmiyor. Sizinle, kendimi anlatabilme imkanı bulduğum için mutluyum. En çok sevdiğim tarafım, misafir ağırlamayı çok sevmemdir. Misafir gelince masayı donatmayı, ikram etmeyi çok seviyorum. Mesela sadece çay, birkaç çerez koymak istemem. Dolapta ne varsa ikram etmek isterim. Tabaklar, servisler çok özel olması lazım. Süslemeyi çok severim. Her şeyi servislere dizip sunmaya bayılıyorum. Tabii ki hepsi yenmez ama olsun. Akrabalarıma misafirliğe gittiğimizde bile, masayı ben hazırlamak isterim. Evde olmayı da çok seviyorum.

Yemek yapar mısınız?

Aslında yavaş yavaş ilgimi çeken bir şey yemek yapmak. Annem çok güzel yemek yapar, ben de ona yardımcı olmak istedim. Hala da isterim ama “Mutfak benim yerim çık, sen de evlendikten sonra öğrenirsin” der. Basit şeyleri biliyorum, salata çeşitleri, makarnalar...

Müzik dışında neler yaparsınız?

Dans etmeyi çok seviyorum. Sürekli prova yapmayı tercih ediyorum. Mesela showunuzu hazırladınız bitti, tekrar prova yapmak istemeyebilirsiniz, normaldir. Ben öyle değilim, devamında da çalışırım, sürekli bir şeyler öğrenmek ve kendimi geliştirmek isterim.

Şarkılara söz yazıyor musunuz?

İngilizce şarkı sözü yazmayı Belçika’da prodüktörümden öğrendim. Onunla stüdyoda olmak beni çok mutlu ediyor çünkü 16 yaşında ilk şarkımı onunla yaptım, hala da birlikte çalışıyoruz...

Kitap okumayı sever misiniz?

Çok seviyorum.

Ne tarz kitapları tercih ediyorsun, En son hangi kitabı okudun?

Gerçek, yaşanmış hikayeleri seviyorum. Nilüfer’in kitabını çok beğenerek okuyorum şimdilerde. Kendimi okuyor gibiyim. Çünkü annesi Nilüfer’e çok sahip çıkmış. Yarışmalara katılırken annesi hep yanındaymış. Ben de yarışmalara katıldım, annem hep benimleydi.

Belçika’dan bakınca ülkenizi nasıl görüyorsunuz?

Çok büyük ve sıcak bir ülke! Ben Belçika’da doğdum, orada yaşıyorum. Orada çok düzenli bir sistem ve hayat var. Yollarda bile inanılmaz bir düzen var. Akşamları 6’da bütün mağazalar kapanır. Burada 10’a kadar açık dükkanlar, mağazalar var. Sabaha kadar yemek yiyecek, içecek yerler bulabilirsiniz. Burası benim yerim, ben Türk kızıyım, Çerkez kızıyım...

Orada Türkler’i nasıl tanıyorlar?

Şuna üzülüyorum; Belçika’daki Flamanlar Türkiye’yi modern bir ülke olarak görmüyorlar. Ama tatil için gelip gördükten sonra, bayağı şaşırmış bir halde dönüyorlar.

Buradaki gelişmeleri izliyor musunuz?

Türkiye gittikçe muhafazakâr bir ülke oluyor endişesine katılıyor musunuz? Ben oradan bakıldığında böyle bir şey hissetmiyorum.

Türk kadınının nasıl bir imajı var?

Çok güzel diyorlar. Özellikle kaşlarına bayılıyorlar.

Modayla aranız nasıl?

Çok önemli benim için. Mahmut Karadağ var stilistim. Ona sizi de anlattım, ne giymem gerektiğini sordum. Aklımda başka bir şey de vardı, ama üzerimdeki kıyafeti de düşünüyordum. O bunu giymemi istedi, doğru bir karar olduğunu görüyorum. Modayı takip ediyorum tabii ki...

Biraz da hobilerinizi anlatın...

Spor yapmayı, kitap okumayı, uçakla bir yerlere gitmeyi ve arabamda müzik dinlemeyi çok seviyorum. Arabamı kullanmak büyük bir zevk, müziğimi de açarım.

Terapi gibi...

Arabada İngilizce şarkı sözü de yazarım. Bazen trafikte gelir aklıma, yanımda ne varsa hemen kaydederim.

Karşılaştırma yapalım istiyorum. Avrupalı kadınla, Türk kadını mesela...

Türk kadını daha bakımlı, saçları daha güzel. Belçika’da saçlar kısa ve çok renkli. Değişik şeyler yapmayı seviyorlar. Mesela bir tarafı kırmızı, diğer tarafı siyah.

Türk erkeği ile Avrupalı erkeği karşılaştırırsanız...

Çok fark var. Mesela onlar saçlarına falan takılmazlar. Türk erkeği artık daha metroseksüel. Ne kadar ağır başlı olsalar da, metroseksüellik var yani. Yüzde 70’i böyle bence...

Kadını da erkeği de dış görünüşlerine göre değerlendirdiniz. Hayatı algılama ve yaşam şekli üzerinde durmak istiyorum. Kadınlardan başlayalım...

Belçika’da kadınların eğitimi uzun sürüyor, 30-35 yaşına kadar evlenmiyorlar. 40 yaşında ilk çocuklarını doğuruyorlar. Türkiye’de çabuk evleniyorlar ve maalesef hemen ayrılabiliyorlar. Benim için evlilik kutsaldır. Hemen karar verilecek bir şey değildir.

Erkekler nasıl, Türk erkekleri daha mı kıskanç, muhafazakar?

Bilemiyorum tam olarak. O biraz yetişmekle de ilgili. Türk erkekleri daha sinirli oluyor. Onlar sakinler. Biz de çok çabuk mutlu da olunabiliyor, çok çabuk kızabiliyorlar da...

Dünya starları ile bizimkiler arasındaki farkı da konuşalım istersen... Onlar çok daha geniş imkânlara sahipler...

Türkiye’deki stüdyolar çok güzel, çok iyi besteciler, çok iyi aranjörler var bence.

Star olmak ayrı bir şey ama...

Çok kişinin klibi var ama, star sayısı az, dünyada da böyle...

Biraz da kendinizi anlatın...

Ben şarkı söylemek için yaratıldığımı hissedecek kadar çok seviyorum müzik yapmayı, müzikle yaşamayı... Şarkılarımla, gençlere, çocuklara bir şeyler vermek ve onlara örnek olmak istiyorum. Okulumu, eğitimimi hiç bırakmadım, bırakmıyorum. 15 yaşımda yarışmaya katıldım, 16 yaşımdan beri şarkı söylüyorum. Mesela Belçika’da kaldığım yurtta, konserden gelirdim, makyajımı silmeden, dinlenmeden sınavıma çalışırdım. Sabah sekizde okulda olurdum, sınava girerdim. Diplomamı da başarıyla aldım. Ekonomi, daha doğrusu pazarlama okudum. Müzik eğitimimi zaten bırakmıyorum...

Bir röportajda “Türkiye’de yaşasaydım kariyerim iki yılda biterdi” demişsiniz...

Böyle iddialı bir söz benim ağzımdan çıkmaz. Hayır öyle bir şey söylemedim. Galiba Sema Denker’le yaptığım bir röportajdı. Bana, “Neden Türkiye’ye taşınmıyorsun? İki yılda çok para kazanırsın” denilmişti. Ben de, ‘Maksadım iki sene içinde inanılmaz paralar kazanmak değil, aşık olduğum mesleğimi çok uzun yıllar yapmak’ demiştim. 50, 60 yaşına geldiğimde de kariyerimi devam etmek istiyorum.

Türkiye’de yaşamak zor mu olurdu sizin için?

Bilmiyorum. Gerçekten bilemiyorum...

Beğendiğiniz sanatçılarımız kimler?

Birkaç isim var, aslında isim vermek yanlış olabilir...

İlk aklınıza geleni söyleyin...

Nilüfer’i çok beğeniyorum. Hayatı, yaşadıkları, bana çok sıcak geliyor. Sezen Aksu’ya özel bir hayranlığım var. Bana ait olan, ilk şarkım ‘Deli Oğlan’ın Türkçe sözlerini yazmıştı. Ve hit oldu bu şarkı. Onu çok seviyorum, onun müzik ruhu çok başka.

Bizde sanatçıların giyimini nasıl buluyorsunuz?

Hepsinin bir tarzı var. Pek beğenmiyorum ama bu benim zevkimle alakalı. Herkes istediği gibi giyinebilir...

Kendi giyiminiz için ne söyleyebilirsiniz?

Kıyafet, saç, makyaj, takılar, ayakkabılar, hepsi bir arada abartılı olursa, güzel olmuyor. Ben mümkün olduğu kadar sade bir şıklık seviyorum. Kıyafetim ön plandaysa, takılarım abartılı olmaz mesela. Bir de sahnede çok dans ettiğim için, daha hafif, rahatça dans edebileceğim kıyafetler seçiyorum.

Beyonce hayranısınız galiba?

Onu seviyorum, beğeniyorum, başkaları da var zevkle izlediğim. Ama hiçbir zaman, bir sanatçı için, ‘onun gibi olmak istiyorum’ demedim. Hayranı olduğum sanatçıların özel bir yeri vardır ama hiçbirisinin ne klibini, ne de başka bir şeyini taklit etmem. Öyle bir şey düşünüyorsam 5 kilo alayım!

İstiklal Marşı’nı söylemenizle ilgili yorumlar üzdü mü?

Hayır hiç üzmedi. Vallahi üzmedi!

Etkilenmediniz mi?

Etkilenmedim. Burada ekibim var, onlara da sorabilirsin.

“Bana bir görev verildi ve yaptım” mı diyorsunuz?

İstiklal marşımızı okurken; gururla, çok duygulanarak ve en önemlisi çıplak sesle okudum. Çok özel bir andı benim için. Ben genç bir sanatçı olarak, ülkemi, o kadar çok ülkede temsil ediyorum ki! O kadar çok ülkede tanınıyorum ki! insanların bunu görmelerini isterim. Endonezya’dan yeni geldik, ‘Düm tek tek’ şu an bir numarada. İngilizce albümüm inanılmaz bir ilgi görüyor ve çok iyi satıyor. Japonya’da da aynı şekilde.

“Kimseyi 7 gün 24 saat görmek istemem!”

 Aşkı konuşalım artık diyorum, bu güzel kadının hayatında aşk nasıl gidiyor?

Aşk önemli bir şey. Aşksız da hayat olabilir tabii ki... Ama âşık olabilmek, o kişiyle günün sonunda her şeyi paylaşabilmek... Konser bittikten sonra o kişiyi arayabilmek... Üzgünseniz veya mutluysanız, onunla paylaşabilmek çok güzel bir şey...

Aşk, yaratıcılığınızı etkiliyor mu?

Çoookk!

Sanatçıların, acı çektikleri zaman, daha etkileyici eserler ortaya çıkardıkları söylenir, sizde nasıl oluyor?

Bende alakası yok. Benden mutsuz olunca bir şey çıkmıyor. Galiba söz yazmak daha farklı bir şey.

Duyguların en yoğun olarak yaşandığı dönemlerde daha yaratıcı olunmaz mı?

Aşıkken veya hasret çekerken? Benim için hiç fark etmiyor. Uçakta da yazıyorum yalnızken, bazen tam uykuya dalacakken bir melodi geliyor aklıma, hemen kalkıp kaydediyorum, hiç belli olmuyor yani...

Sadece söz mü yazıyorsunuz?

Müzik yazamıyorum ama melodiyi çıkarabiliyorum...

Kendinizi seksi bulduğunuz doğru mu?

Evet ama her zaman seksi bulmuyorum. Kendimi jean, üzerine dik yakalı bir kazak ve deri ceketle seksi bulabilirim. Spora gittiğim kıyafetle de...

Dış görünüşünüzle mi yoksa ruh halinizle mi ilgili bu?

Dış görünüşümle ilgili olarak ruhum etkileniyor. Bazen on beş yaşımda, bazen yaşımda hissediyorum.

Sevgilinizle buluşmaya giderken heyecanlanır mısınız?

Evet çok.

Onun için özel bir şeyler yapar mısınız?

Öncelikle kendim için yapmayı seviyorum. Güzel görünmeyi, güzel giyinmeyi seviyorum, kendimi koyuvermem. Onun için de yaparım tabii ama kendime özen göstermek, beni daha güçlü, daha özgüvenli hissettiriyor.

Yine de sevgiliyle buluşurken, farklı bir şeyler daha olmalı?

Tabii, detaylar olmalı. Topuklu giymek mesela...

Hayatınızdaki erkeğin, iyi hissettirmesi önemli mi?

Çok önemli!

Siz onun iyi hissetmesi için gayret eder misiniz?

Ederim. Bence bir ilişkide saygı duymak ve kısıtlamamak çok önemlidir. İkimiz de aynı camiada olunca, saatlerimiz uymayabiliyor. İlişkide nerdesin, nerde kaldın gibi sözler olmamalı. Bizim işimiz kreatif bir iş. Konserden sonra belki ekibimle yemek yemek isteyebilirim. Bu da benim doğal hakkım, kimse kısıtlayamaz. Ne annem ne babam ne de ilişki yaşadığım kişi katiyen karışamaz.

 Ayrı ülkelerde yaşayarak, aşk hayatınızın devam etmesinin, avantajı, dezavantajı nedir?

Merak ve özlem olması çok güzel. Ben bir kişiyle yirmi dört saat, yedi gün arka arkaya beraber olmak istemem. Kesinlikle istemem!

Neden?

Sıkılırsın çünkü. Bir kişiyle sürekli beraber olmak, sıkar insanı. Ben yalnızlığı çok seviyorum. Tek başıma arabama atlayıp birkaç saat dolaşmak, yalnız kahvemi içerek kitabımı okumak, bir cafe’de oturup insanları izlemek ne hoş. Yalnız kalmak çok önemli ve çok güzel bence... Sürekli beraber olmayınca özlüyorsunuz, ilişki de heyecanlı kalıyor.

Sevdiğiniz insanla daha sık görüşmek istemez misiniz?

İsterim tabii. Ancak işimden dolayı biraz zor oluyor. Ama beni seven insan benim yoğunluğumu anlayıp bana saygı gösterir. Ne olursa olsun, dünyanın neresinde olursam olayım sevdiğim insanın yanındayım.

Bazı yakıştırmalar olmuştu, erkek arkadaşınızın açıklamaları tatmin etti mi? Yoksa derinlerde bir yerlerde dışarı çıkmayan kuşkular var mı?

Ben beraber olduğum insana hep güvenmek isterim. Yazılanların hiç önemi yok. Ben de yeni bir prodüktörle çalışsam, benim için de yazarlar.

Sevgiliniz Sinan Akçıl’la mum ışığında müzik dinlemeyi sevdiğinizi biliyorum, bunun dışında çok özel, neler yaşamak istersiniz?

Baş başa yemek yemek ve sohbet etmeye bayılıyorum.

Burada rahat edeceğiniz yerleriniz var mı?

Göz önünde olan yerleri tercih etmediğimiz için çok rahatız. Bizim özel paylaştığımız zamanlarımız bize ait olmalı.

Gelecekte, en çok yapmak istedikleriniz?

Dünya sahnelerinde, bir Türk kadın sanatçısı olarak yer almak istiyorum. Bu benim en büyük rüyam. Güzel projeler var yakında çok güzel şeyler olacak. Bayramdan sonra Türkçe albüm çıkartıyoruz. Çocuklarla ilgili sosyal projelerde yer almak için görüşmelerim devam ediyor. Çocukları çok seviyorum. Türkiye’de her türlü donanıma sahip, ilköğretim okulları açmak en büyük dileğim...

11