Başrolde araba vardı gerisi yalan!

Çarşamba, 25 Mart 2015 - 05:00

Lafı dolandırmaya gerek yok. Tutacak iş kendini ilk bölümden belli eder. Hatta ilk bölümün ilk 45 dakikasından. Hatta ilk 45 dakikanın toplam 45 kelimelik diyaloglarından... Diziler hakkında konuşuyorum, anladınız. Show TV önceki gün “Beyaz Yalan” isimli dizisiyle görücüye çıktı. Daha doğrusu dizi görücüye çıkmalıydı ama kanalın son dönemdeki dizi profili işleri tersinden bir akıma soktu... Neyse. “Beyaz Yalan” ilk 45 dakikasıyla öyle sıktı ki, açıkçası kumandayı elimden sessizce bırakıp oda değiştirdim. Böyle sıkılma anlarım olmuştur hep. Ama ne bileyim başroldeki Deniz Baysal’ın iki ayrı karakteri yani Alara ve Melek’i canlandırırken kullandığı ayrıştırma yöntemi çok sıradandı... Zengin kız kelimeleri yayarak konuşur, fakir olanın sesi ürkek çıkar. Bu klişenin kralıdır. Bir de Kutsi’nin şarkılarda insanı büyüleyen o sesini inatla kullanmıyor oluşu bende “sene olmuş 2015, ne dublajı baylar?” hissi bıraktı... İlk bölümün günahı olmaz. Ama öne çıkanı olur. Başrolde inandırıcılık sıkıntısı olmayan tek karakter o lüks arabanın kendisiydi... Hani üstünde anahtar bırakmanın en az 750 bin liralık kayba neden olduğu muhteşem alet. Hem ona dublaj yapmaya da gerek yoktu, değil mi?

[[HAFTAYA]]

Yıldız kim anlayamadım?


Yeni başlayan bir gündüz kuşağı işine biraz daha fazla dikkat ederim. “Kime, neden, ne şartlarda hizmet ediyor, kimin gönlünü eğlendirebiliyor?” merakı içinde... “Bugün Yıldız Benim” isimli bir yarışma Show TV’de başladı. Bir ses yarışması mı, stil yarıştırması mı yoksa jüri eğlensin de biz de evdeki çekirdek stoklarını sıfırlayalım işi mi; pek de anlayamadım... Format yarışmacılardan birini ev sahibi yapacak. Ev sahibi olmak isteyen yarışmacılar çıkıp hem kulağa hem de göze hitap eden bir şeyler yaparak gönülleri fethedecekler, jüri “ses tamam görüntü olmamış” diyecek ya da tam tersi tespitlerde bulunarak “yaradılışı” filan sorgulayacaklar ve zaman akıp geçmiş olacak... “Bugün Yıldız Benim” kafası karışık bir iş olmuş. İlk bakışta bir yıldız çıkarma ihtimali yok gibi. Ama şöhret çıkarır. O da en fazla iki haftalık bir şöhret olur... Ev kadınına yönelik çekirdek eğlencesinin “bugün ne öğrendik?” kısmında ise yine bir derin soru işareti kalır. O kadar. Reytinglerin düşüklüğü de bunu cilalar azizim...

İlaç gibi geldi!


Kanal D neredeyse son üç aydır sorunlu giden pazartesi gecesini “Ben Bilmem Eşim Bilir” isimli yarışmayı ünlüler üzerinden kurgulayarak kurtardı... Uzun bir süre sonra reytinglerde ele gelir bir başarı yakaladı. Yarışma, geçtiğimiz hafta ara verdiği dizisi “Beş Kardeş”in reytingini dörde katladı. Bu arada öyle magazin medyasında sıklıkla göremediğimiz ünlü çiftlerin öz meselelerine de şahitlik ettik... Yarışma işi sulandırmadan akıp giden bir aile şovuna dönüştü. Hatta talk şov da diyebiliriz. Malum ünlüler, genelde o türden içeriklere malzeme verir... Neyse. Üç yıldır devam eden bir formatın ekranda pazartesi gibi kazanların kaynadığı bir gecede hatırı sayılır bir başarı yakalaması az buz bir şey değil... Dizilerin neredeyse dörtte biri kadar maliyetle çıkan işin dizilerin dört misli reyting alışı da ister karne ister kağıt isterse de hesap makinesi üzerinde her türlü kârlılığa çıkar. TV denen ticari kurumda mesele de budur zaten!

KİM İYİ KİM KÖTÜ SİZCE?


“Survivor All Star” (TV8) yarışması hani nasıl derler bir miktar “iyilerle kötülerin savaşına” dönüştü. Ünlüler ve gönüllüler diye bir ayrım bende zaten yoktu... Meseleyi güçlüler ve güçsüzler diye takımlara ayırmıştım. Sonra adada yaşamın başlamasıyla birlikte saflar netleşti ve iyi insanlarla kötü insanlar gruplara ayrılmaya başladı... Buradaki “kötü insanlar” betimlemesini tamamen oyun disiplini adına kullanıyorum. Yoksa gerçek hayatta o adada koşturanlar arasında kötü niyetli bir isme denk gelmedim. Çoğuyla bir hukukumuz oldu zaten... Mesele o değil de, “Survivor All Star”ın insanın nasıl dönüşebildiğini göstermesi açısından önemli bir turnusol kağıdı haline gelmesi... O, kimi zaman nefretle izleyip “kötü ama başarılı performansı var” dediğimiz Turabi gerçek hayatta bir hayli efendi bir adam. Bir Hasan örneği üzerinden gidersek adada, dışarıda neyse içeride de o olan birkaç isimden biri... Elbette bu bir oyun ama oyunun tribünleri var ve giderek kalabalıklaşıyor. İşi gerçekmiş gibi hissettiren de bu kalabalığın fikirleri zaten. Veriyorsun coşkuyu alıyorsun tepkiyi. Kazanan mı; adaya platoyu kurup dünyanın çeşitli kanallarından parayı çuvalla alan şirketin ta kendisi. Var mı itirazı olan?

SÜPER DADI BİTMEDİ!

“Süper Dadı” (Star TV) iki haftadır yayınlanmıyor. Açıkçası “Paramparça” dizisinin hemen peşinden yayına girerek ciddi bir reyting topladığını bu köşeye birkaç kez not düşmüştüm... Program yayınlanmayınca yayından kalktığını düşünenlere bir bilgi notu düşmek ihtiyacı hissettim. Öyle ya, eline kumandayı alıp “ne oldu bizim programın akıbeti?” diye perişan olacak bir izleyici zihninden bahsetmemek mümkün değil... Akıbet şudur. Yapımcılar programın her bir bölümü haftanın altı günü süren yeni bölümlerini çekmek için kolları sıvamış durumda... Kanal da kendi çapında altın yumurtlayan tavuğu kesme niyetinde filan değil. Hal böyle olunca “Süper Dadı” bir aya kalmaz yeniden karşımıza çıkar. Hem biraz özleyelim, bu arada ne kadar doğru ebeveynlik yaptığımızı da pedagog yardımı olmadan ölçüp biçeriz. Fena mı?