Baykal ile Gülen görüştü mü?

a
a
Perşembe, 16 Eylül 2010 - 05:00

Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, torunu Mehmet Erkılıç’ı New York’taki Columbia Üniversitesi’ne kaydettirmek üzere kısa süre önce Amerika’ya gitmişti.

Baykal’ın Amerika’da kaldığı günler içinde yönetim temsilcileriyle ya da çeşitli etnik lobi kuruluşlarının liderleriyle görüşmüş olması şaşırtıcı değil ancak benim asıl merak ettiğim şu: Baykal acaba Fethullah Gülen ile bir araya geldi mi ya da en azından Amerika’ya gitmişken kendisiyle telefon aracılığıyla bir “nezaket konuşması” yaptı mı?

[[HAFTAYA]]

Deniz Baykal yaşadığı kaset komplosu sonrasında istifasını açıklarken “ABD’den, Pennsylvania’dan aldığım üzüntü mesajlarının samimiyetine inanıyorum” diyerek okyanus ötesindeki Fethullah Gülen’e sürpriz bir mesaj göndermişti.

Türkiye’de kendilerini siyasi yelpazenin solunda gören siyasetçiler, genellikle cemaat liderleriyle aralarına belli bir mesafe koymaya çalışır. Bunun yakın tarihimizdeki tek istisnası eski başbakanlardan Bülent Ecevit’ti. Bildiğim kadarıyla Fethullah Gülen ile Bülent Ecevit üç kez yüz yüze görüştü. Gülen hareketini ve eğitim alanındaki katkılarını pek çok defa övdü. Gülen ile ilgili olarak basına ve kamuoyuna yansıyan çeşitli olumsuz iddialar sorulduğunda Ecevit “Karşı tarafın da görüşü dinlenmeli” gibi açıklamalar yapmıştı.

5 milyar dolarlık güç

Fethullah Gülen ve kendisine bağlı olarak hareket eden kişi-grupların gücü o günden bu yana katlanarak arttı. Amerikan Kongresi Araştırmalar Merkezi’nin Türkiye raporunda, Fethullah Gülen cemaatinin harekete geçirebildiği ekonomik büyüklüğün yaklaşık 5 milyar dolar olduğu ifade ediliyor.

Fethullah Gülen son olarak, 12 Eylül referandumunda “evet” oyu kullanılması çağrısı yapmıştı. “Evet” oylarının bu kadar yüksek çıkmasında AK Parti-Saaddet ve BBP birlikteliğinin yanı sıra Gülen’in yaptığı çağrının da etkisi var.

Gülen, referandum öncesinde “İmkan olsa mezardakileri bile kaldırıp ‘evet’ oyu kullandırtmak lazım” demişti. Bu açıklamaya tepki gösteren Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise Gülen’in -bu tip açıklamalar yapmak yerine- Türkiye’ye gelip oy kullanmasını istemişti.

Giderek sertleşen bu tartışmayla MHP çevresindeki ülkücü kesim ile Gülen cemaati arasında zaten zayıf olan ilişkiler kopma noktasına geldi. Belki de bu yüzden bazı ülkücüler MHP tabanından ayrışıp referandumda “evet” oyu kullandı.

2011’de de belirleyici olur

Olay olay bakıldığında Fethullah Gülen giderek “Acaba bu konuda ne düşünüyor ya da neyi işaret edecek?” diye merak edilen bir dini önder konumuna geldi. Spordan sanata ve medyaya kadar pek çok sektörde Gülen’e çok yakın bir kitle oluştu. Siyasi, ekonomik ve sosyokültürel alanlarda bu kadar etkili olan bir gruba, Baykal’ın ya da şimdiki CHP yönetiminin de kategorik olarak sırtını dönemeyeceğini düşünüyorum. Türkiye’de bir siyasi partinin tek başına iktidar olabilmesi için toplumun çok farklı kesimlerinin oyuna ihtiyacı var. Ekonomik ve demografik olarak büyüyen bir ‘Gülen Hareketi’ bugünkü haliyle CHP ya da herhangi bir partiyi kendisiyle doğrudan muhatap olma noktasına getiriyor.

Türkiye’de dini söylemler Kenan Evren ve Süleyman Demirel dönemlerinde de etkili olmuştu. Ancak 2011 genel seçim kampanyasında cemaat- tarikat ve dini önderlerin etkisinin daha fazla olacağını kestirmek güç değil. Özellikle de Fethullah Gülen’in...