Baykal siyasetin namusunu kurtardı

Salı, 11 Mayıs 2010 - 05:00

CHP Genel Başkanı Baykal, örnek olacak bir tavırla görevinden istifa etti. O çok özel yatak odası görüntülerinin ortaya çıktığı cuma gününden beri ‘Deniz Baykal istifa etmeli mi, etmemeli mi?’ üzerine yoğun bir tartışma vardı. ‘İstifa etmesin’ diyenler Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin ve İtalya Başbakanı Berlusconi’nin özel hayatlarını örnek veriyor ve ‘İkisi de koltuğunda oturuyor. Zamanında Amerika Başkanı Clinton da istifa etmemişti’ diyordu. Baykal istifasıyla siyasetin namusunu kurtardı, tüm siyasetçilere örnek oldu.

Suçlu bulunamazsa Deniz Bey puan alır
Eğer Deniz Baykal’ın iddia ettiği gibi, kaset komplosunun arkasından hükümet çıkarsa Türkiye çok büyük siyasi çalkantılara gebe demektir! İşte o zaman bizim de bir ‘Watergate Skandalı’mız olur! (Amerika’da 19 Haziran 1972’de Washington Post Gazetesi ‘Watergate Skandalı’nı ortaya çıkarmıştı.
Başkan Nixon’ın en güçlü rakibi Mcgovern’ın telefonlarını dinlettiği belirlenmişti. Nixon, o seçimde ikinci kez başkan seçildi. Başkanlıktan azledileceğini anlayınca da 8 Ağustos 1974’te istifa etti. George McGovern seçim kampanyasını ‘Watergate’ adlı binadan yürütüyordu. Bu nedenle skandal tarihe ‘Watergate’ adıyla geçti.)
Baykal’a göre; yaşanan Watergate’den beter. Baykal, CHP liderliğinden istifasını açıklarken iktidarı çok ağır suçladı. Yatak odası görüntüleri içeren bu kasedin sadece 2 hafta önce çekilmiş olması kafaları bayağı bir karıştırdı! Anayasa paketi halk oylamasına gidiyor. CHP karşı kampanya hazırlığında.
Ama CHP paketi önce Anayasa Mahkemesi’ne götürecek. Doyasıyla kasedin çekiliş ve ortaya çıkış tarihi çok manidar. Uzun lafın kısası: Hükümet sorumluluktan kurtulmak istiyorsa, MİT’e mi söyler, polise mi, özetle bu kasedi kimin çekip, kimin yaydığını ne yapar ne eder bulur ve halka açıklar. Bunun dışındaki tüm tartışma ve atışmalar hükümete puan kaybettirir. Mağdur Deniz Baykal’ı da yüceltir.

Halk kime inansın?
Baykal istifa konuşması sırasında, “Başka bir sorumlu arayışına çıkacaklara yardımcı olmak üzere, Amerika, Pensilvanya’dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı belirtmek isterim” dedi.
Baykal komplonun arkasında Amerika Pensilvanya’da yaşayan Fethullah Gülen’in ve cemaatinin olmadığını söylüyordu. Fethullah Gülen’in Amerika’dan telefonla arayıp ‘garanti’ vermesi Baykal’ın bu komplodan hükümeti sorumlu tutmasına yetti de arttı.
Ancak Başbakan da, Baykal’a sert bir yanıt vererek işin arkasında olmadıklarını söyledi. O zaman soru şu: Bu komplonun arkasında Fethullah Gülen cemaati ve iktidar yoksa kim var? Toplum Başbakan’a mı inanacak, Fethullah Gülen’e mi? Daha önce de söylediğim gibi: Hükümet suçluyu bulmaya mecbur!!!

Özür diliyorum
Geçen cuma günkü yazımda 2001 ekonomik krizinden söz etmiş, 19 Şubat 2001’deki Milli Güvenlik Toplantısı’nda dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile dönemin Cumhurbaşkanı Sezer’in kavgasına dönemin Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan’ın neden olduğunu yazmıştım.
Hüsamettin Özkan aradı ve resmi belgelerle ‘yanlış’ yaptığımı bana gösterdi. Siz okurlarımdan ve Hüsamettin Özkan’dan özür diliyorum. İşin doğrusu şöyle olacak: Ecevit ile Sezer arasındaki tartışma toplantı öncesindeki görüşme sırasında çıktı. Toplantıda tartışma çok büyüdü.
Sezer, Ecevit’e, ”Yürütme olarak yasamayı tamamen emrinize aldınız. Yargıya müdahale ediyorsunuz. Buna ne hakkınız var? Başbakan olarak yargıya müdahale edemezsiniz” diye bağırdı ve Anayasa kitapçığını önüne itti.
Bu arada Ecevit’e destek için söze Hüsamettin Özkan girdi. Toplantı sonrası yapılan gergin açıklamalar zaten yolunda gitmeyen ekonominin minik bir kıvılcım bekleyen fitilini ateşledi. Sonrası da herkesin malumu: 2001 Ekonomik Krizi...