Erdoğan Arıpınar

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Baykuşlar!

Çarşamba, 30 Aralık 2009 - 05:00

Tabii, kuşların bunda bir günahı yok. Eski İyon’da ve eski Anadolu kültüründe kutsal kabul edilse de, bizim duyularımıza göre baykuşlar uğursuz bilinirler, kötü, kötümser haberler verir. Türk basın hayatının en büyük patronu sevgili Haldun Simavi; efsane Günaydın gazetesini yayınladığımız günlerde sabah haber toplantılarında kötümser başlıklar atan, olaylara olumsuz yaklaşan gazetelere bakar ve “Baykuşlar... Baykuşlar” derdi... Bizim spor dünyamızda da üzülerek görüyorum, özellikle son yıllarda böyle baykuşlar tünemeye başladılar.

İki örnek vereyim ve beraberce bakalım. Türkiye Yüzme Federasyonu 13’üncü Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nı ülkemize aldı. Türkiye’nin her yanı denizlerle çevrili olduğu halde, yüzme sporuna bugüne kadar gerekli ilgi gösterilmemiş, yeteri kadar tesis yapılmamıştı. Yüzme Federasyonu bu şampiyona için teknolojik bir çözüm buldu. Abdi İpekçi Salonu’na portatif havuz yaptırdı. Vay sen misin bunu yapan? Baykuşlar iş başı yaptılar. Salon mahvolacak, orada yüzme olur mu? Neler neler. Ömründe spor sayfasına yüzme haberi koymayanlar otorite kesildiler. Ne oldu? Türkiye 42 ülkeden 340 erkek, 290 bayan yüzücünün katıldığı başarılı bir organizasyonla, rekorlarla dolu bir şampiyonayı tamamladı. Peki bu defa “Türkiye’nin adı yok” denmeye başlandı. Meğerse bizim çocuklarımız pek çok Türkiye rekoru kırdılar ve güzel savaştılar. Daha çok imkan verilirse; ileride onlar da daha iyisini yapacaklardır. Tebrikler Dr. Ahmet Bozdoğan ve ekibine, onlara destek veren GSGM’ye ve bakanlığa...

İkinci baykuş olayı ise Dünya Basketbol Şampiyonası’nda. Evet, Turgay Demirel ve ekibini zaman zaman eleştirmek zorunda kaldım. Basketbol Türkiye’de ikinci büyük spor, toplumu büyük, olaysız ve dalgalanma olmadan olmaz. Amma: Dünya Şampiyonası’nı almak büyük başarı. Salon yok, iptal olacak, rezil olacağız yine virane baykuşlarının konserleri idi. Güreşten sonra bir dev Dünya Şampiyonası basketbolda Türkiye’de. Şimdi de kura çekimi için ötmeye başladılar. Yok ünlü biri kura çekmeliymiş, yok maskotun gözü şaşı imiş... Miş.. miş..miş... Spor basınının, spor yazarının görevi; doğruyu göstermek için eleştirmek, katkıda bulunmaktır. Yapıdan tuğla koparmak değil, tuğla koymaktır. Bunları yaparken de çok iyi araştırma yapması şarttır.

İşte 2010’da dünyanın basketbolda gözü üzerimizde olacak. Dünya Şampiyonası’nda da ilk önemli etap tamam. Demirel’e ekibine ve destek olanlara bravo. İnşallah yüzümüzün akı ile tamamlarız ve alkışlanırız.