Bayram notları

a
a
Çarşamba, 17 Kasım 2010 - 05:00

Kurban’da sanki insanlar sabahtan akşama kadar et yiyorlarmış gibi... Medya köşelerinden tavsiye fışkırıyor:

- Çok et yemeyin.

Yiyen, zaten yiyor... Bayram bahane.

Yemeyen?.. Bırakın bari yesin... Patlayıncaya kadar yemeyecek ya...

- Aman ha... Kalp hastaları... Aman ha... Tansiyonu olanlar... Çok yemeyin...

Allahaşkına, kim dinler?

[[HAFTAYA]]

*** 

Her bayram dikkatli araba kullanın diyoruz da sanki bizi dinliyorlar mı?

Zeka yoksunu insanları tedavi edecek halimiz yok.

Kim bu zeka yoksunu insanlar? Sadece direksiyon başındaki kahramanlar mı? Hayır... Asıl kahramanlar, canlarını o tip sürücülere teslim edenlerdir... Ne işleri var aynı arabada?

Evet evet... Tribünden sahaya şişe atanlar kadar yanında oturup da buna engel olmayanlar da geri zekalı değil mi?

Bir, üç, beş, haydi neyse... Ama ulan, her maçta şişe... Her otoyolda katliam... Her bayram toplu intihar.

Boşuna yazıp çiziyoruz.

- Aman dikkat...

Ne dikkati yahu? Kim dinler?

***

Biraz da kendi halimize bakalım. Bize yüzbin kere dediler ki:

- Bedelli Askerlik yok.

Ama hâlâ bedelli diye sayıklıyoruz. Yüzbin kere yazıp, yüz bin kere tekzip yiyoruz.

Nasıl ki Cumhurbaşkanı, sonunda patlayıp bıktım bu türbandan deyiverdi, vallahi ben de bıktım bu bedelli’den.

*** 

Sevgili okuyucular.

Bir şeyi daha anlayamıyorum. -

Bayramda gazete okunmaz mı kuzum?

Nedir bu halimiz?

Dün baktım, tirajlar yerlerde.

Bayramda bol bol et yiyenlerin, birbirlerine sarılıp bayramlaşanların, yollara dökülen kökten tatilcilerin, gazete okumalarına mani bir hal mi var?

Gazete denen bu zıkkım, tatilde değil de sadece iş gününde mi okunur?

Not:

Mali Af, iyi güzel ama devlete borcunu vaktinde ödeyenlerin kabahatı ne? Acaba onlara makul bir süreç için ve makul bir oranda muafiyet tanınamaz mı?