Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

BDP'LİLER NİYE OY VERSİNLER?

Salı, 04 Mayıs 2010 - 05:00

Parti kapatma yetkisini TBMM’ye veren 8. madde, ilk turda aldığı oyu alamayınca reddedilmiş oldu. Çünkü BDP’liler oylamaya katılmadı! Bu kadar basit. BDP’lilerin yerinde olsam ben de katılmam. Çünkü: madde bu haliyle onlara bir sigorta sağlamıyor. Parti kapatma kararına verilecek izin, TBMM’nin üçte iki çoğunluğuna bağlandığına göre bu bir tek AKP’ye yarar. Küçük partiler, yani BDP’yi kurtarmaz. Sadece AKP için tasarlanmış bir parti kapatmama kararına niye oy versinler? Venedik kriterleri deyip durulan, silahlı teröre bulaşmamış parti kapatılmasın mantığı daha doğruydu. Hoş o bile BDP’yi kurtarmıyor ya! Şimdi sırada tartışılan diğer iki madde var. Siyaset, ruletten beter. “Oyun hiç durmuyor”!

KİM HAİN, KİM AJAN?
Nasıl ki Taraf, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan doğru yanlış ya da üretilmiş belge yayınlamak ve bu yolla yıpratmak amacıyla özel olarak tasarlanmış ve yayınlanan bir “mevkute” görünümü veriyorsa, Şamil Tayyar da asker, yargı, medya üzerinden muhalefet yapan herkesi karalama amacıyla istihbarat bilgilerini ele geçirme ve yayınlama becerisiyle “ajan” görünümü veriyor! Bunu ilk söyleyen benim. Bir televizyon programında bu kişi yine saat saat, dakika dakika polis ve savcının hareketleri hakkında bilgi veriyor. “Sen bunları nereden biliyorsun?” diye soruyorum. Gerine gerine “gazetecilik yapıyorum” diyor. “Bu senin yaptığın gazetecilik değil, sen bunları ancak istihbarat örgütleriyle yakın çalışma yaptığın için bilebilirsin, bu yaptığın ajanlık, sen ajansın” diyorum. Cevaben bana hakaret ediyor. Kötü söz, sahibine aittir! Bu kişi geçenlerde PKK’nın bazı bölgelerde saldırı düzenleyeceğini “haber “ veriyor. Ardından o bölgelerde saldırılar gerçekleşiyor. Bütün gözler üzerine çevriliyor. Baskına uğrayan karakola neden yardım yapılmadığı suçlamalarına muhatap olan Genelkurmay Başkanı, bu söyleyenleri “mütareke basını”na benzetince akıllara Tayyar geliyor. Oysa yanlış adres. Onun görevi başka. Ama o üstüne alınıyor ve bakın hain olmadığını savunurken ajan olduğunu nasıl açıklıyor: “İstihbarat birimlerine ulaşan ihbarları hatırlatarak tek tek muhtemel eylem yerlerini sıralamışım. Benim köşeme taşıdığım bu notlar, devletin tüm istihbarat ve operasyon ekiplerinin elinde var. Zaten bana da oralardan geldi.” Ajansın sen, ajan kal!

PKK NEDEN SALDIRIYOR?
Tam da 1 Mayıs’ı bayram gibi kutlamak üzere hazırlanırken gelen karakol baskını ve şehit haberleri, üstelik de orada yaşananların tıpkı Nefes filmindeki gibi yardımın gelemediği, askerlerin, başlarında komutanları, omuz omuza çarpıştığı haberleri hepimizi kahretti. Pardon, hepimizi değil tabii. Kimi aldığı istihbarat çıktı diye sevindi, kimi askere vurmak için bahane çıktı diye! Kızıyor, hesap soruyorlar, yardım niye gitmemiş? Yardım senin gibi Cihangir’den Taksim’e gitmiyor canım! Sis basmış dağın tepesindeki karakola silahlı helikopter inemiyor. Özel kuvvetler, sırtlarında silahları, 35 km koşarak gitmiş, bunu bile gören yok. Demeye getiriyorlar ki komutanlar özellikle öldürüyor gençleri, ortalık karışsın diye. İşte Genelkurmay Başkanı bu ithamlara dayanamayarak mütareke basınına benzetiyor, malum basını! Oysa başka bir gerçek var değinmedikleri. PKK neden saldırıyor gerçeği. Kandil ve İmralı “emir bizden çıkmadı” derken yerel yöneticiler neden hareketlendirdi militanlarını, bunun yanıtına bakalım. Terörist ne için yetiştirilir, ne için dağda tutulur? Saldırmak için, çatışmak için, çarpışmak için! Bütün bir kışı ayı gibi inlerinde geçirdiler. Daha ne kadar tutabilirsiniz beynini yıkadığınız o militanları? Saldırmayacaksak, çatışmayacaksak burada ne halt ediyoruz demezler mi? İşte saldırıyorlar. Çünkü varoluş sebebleri bu. Adı üstünde terör örgütü. Onları ne siyaset keser, ne barış, ne açılım. Kanla beslenir, kan dökerek korku ekerek kuvvet bulur. Kış bitti, saldırı başladı, yoksa yokolurlar. Bu kadar basit, istihbarat dağıtıcısı yandaşlar.