Behzat Ç. ses verdi...

Perşembe, 09 Haziran 2011 - 05:00

Behzat Ç. (Star TV) için önceki gün muhalif tavrını neden kestiğini sormuştum. Yanıt gecikmedi. Dizinin yapımcısı Tarkan Karlıdağ, Türkiye’nin seçim sürecinde bir dizi için fazladan bir misyon yüklendiklerini ve bunun dizinin eksenini kaydırdığını hatırlattı. “Bizim bir hikayemiz ve önümüzde sadece iki haftamız var bu hikayeyi anlatmak için” diyen Karlıdağ; Behzat’ın son iki bölümüne ve sinema filmine yoğunlaştıklarını söyledi.

[[HAFTAYA]]

Bu arada filmin kadrosu sağlam. Mevcut dizilerin en popüler isimleri (Hazal Kaya’dan Cansu Dere’ye kadar) filmin afişinde yer alacaklar. Hem belki o özlenen muhalif duruşu sinemada daha kusursuz bir şekilde resmedecek Behzat Ç.... Film temmuzda bitecek, sanırım eylül gibi de vizyonda olur. Hayırlısı artık...

Yapma Oktay yapma Oktay!

Gidenin arkasından konuşulmaz ama Arka Sıradakiler’deki (Fox TV) bir takım absürd sahneler izleyiciye saç baş yoldurmuş... Mesela Türk polisinin sorgusuz sualsiz kuşatma yapıp yaylım ateşe başlaması gibi. Biliyorsunuz bu işler artık yasayla belirli. Çatışma bile olsa bütün hukuki durumların oluşması gerekiyor. Yani o kuşatmada direkt infaz emri vermek öyle tek ağızdan çıkabilecek iş değil. Bu arada Oktay tekne sahnesinde Gamze’yi kapıyı kırıp kurtarmak yerine misafirliğe gelmiş gibi kapıyı çalıp kurtarmaya çalışıyor ki, bunun adına heyecan vermek değil, akıl almak denir... Daha sayayım mı; saymayacağım! Biliyorum değişmeyecek hiçbir şey, kazık kadar adamların diplomayı 10 yılda ancak alabildiği bir dizide bazı şeylerin değişmesi için en az bir on sezona daha ihtiyaç olur çünkü...

Film şeridi değil dizi fragmanı!

Önceki gün THY uçağıyla Mardin’e giderken ciddi bir tehlike atlattık. İnsanın, hani öleceğini düşünürken gözünün önünden hayatının bir film şeridi gibi geçtiği söylenir ya; yok öyle bir şey. Vicdanınız temizse sadece tehlikeden nasıl “yırtabileceğinizi” düşünüp, Allah’a sığınıyorsunuz... Ve hani Allah korusun işin biraz da fantazisini yapacak olursak benim hayatım film şeridinden çok dizi fragmanı gibi geçerdi gözümün önünden sanırım... Malum hayatı dizi izlemek olanın sonu da farklı bir hattan olmaz. Allah her şeyin hayırlısını versin...

Saç da gider kaş da...

Öyle Bir Geçer Zaman ki’de (Kanal D) imkansız aşklar yerini ayrılıklara bıraktı bu hafta. Ben Hümeyra’nın Kördüğüm şarkısının bir diziye bu kadar cuk diye oturacağını hiç tahmin etmiyordum... Carolin’in hamile olduğunu açıklaması, hemen tüm Muhteşem Yüzyıl (Show TV) izleyicisinin yakından bildiği seri halde doğum sendromuna soktu Öyle Bir Geçer Zaman ki izleyicisini de... Öyle ya, Hürrem ile Carolin arasında neredeyse hiç şive farkı yok. Ve ikisi de fazla bağırıp kelimeleri yutuyorlar. Ben bir ara Carolin, Hürrem’den taktik ve name dersi aldı sandım hani.

Neyse... İnci hocanın hastalığını kötü bir hastalık olarak tanımlayıp tedavi şeklini kanser terapisi olarak göstermek absürd de dursa hâlâ insani bir yanı olduğunu düşünüyorum... Ama küçük bir öneri; en azından kemoterapiyi resmediyorsanız şu saç dökülmesinin bütün vücut kıllarını etkilediğini de pas geçemezsiniz... Saç dökülüp kaş yerinde durursa benim gibi çok bilmişler, böyle dostane notlar düşer işte. Neyse, yine ağladık ya; cümleten geçmiş olsun diyelim!

Biraz daha pişirmek lazım

Pişşti (Star TV) ilk bölüm için olağanüstü bir çekim alanı yakalayamasa da gerek seçtiği güncel konular gerekse kakafoni yapmaması açısından duru bir görüntü verdi bana... Gani Müjde bildiğimiz gibi. Yaygarası olmayan ama meseleleri daha çok sosyal medya üzerinden tanımlayan bir moderatör... Özlem Tekin fazla konuşkan, Sanem Altan fazla sakin. Şafak Sezer’de henüz öldürücü bir vuruş yok. Ama ilkin günahı olmaz... Önümüzdeki haftalarda özellikle de yayın saatiyle iyi bir alternatif olabilir. Yeter ki Türkiye’de herkes twitter kullanıcısıymış gibi bir takıntıya girmesin...

Bir sorsanız diyorum...

Hülya Avşar TNT’de yaptığı şov programına magazin gazetecilerini getirerek anında dönüş alabiliyor manşet anlamında. Ama aynı gazeteci dostlarımın orada iskemleden farksız durmak yerine Hülya’ya gecenin saat 23.00 sularında canlı yayında çocukları neden dans ettirdiğini sormasını bekliyorum ben de doğal olarak. Onlar sormuyor, Hülya mutlu, çocuk dans ediyor, gecenin yarısına yürüyor saat, herkes için hayat bir şov, şov bir hayat! Şiir gibi oldu ama ne diyebilirsin ki başka, heyhat!