Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

‘Beka' sorunu ve ötesi...

Çarşamba, 01 Kasım 2017 - 05:00

Kritik bir coğrafyada yaşadığımız doğru. Dünyanın gözlerinin bölgeye dikili olduğu da. Yeni bir düzenin hazırlıklarının yapıldığına da tanık oluyoruz.

Böyle durumlarda, zora giren siyaset(eğer demokratik gelenekler yerleşmemişse), kolay çıkış yolu olarak, çözümü farklı sesleri susturmakta bulabiliyor. "Beka meselesiyle yüz yüzeyiz, hakkı hukuku düşünecek halimiz yok. Şimdi birlik beraberlik zamanı. Susun dediklerimizi tekrar edin."

Birlik ama nasıl?

“Birlik” böyle sağlanabilir mi? Devletin ve iktidarın otoriterleşmesi, muhalefet etme imkanlarının tamamen yok olmasıyla bir ülke dışa karşı direnebilir mi? Siyasi denetim mekanizmalarının ortadan kalktığı bir rejimin egemen olmasıyla güçlü bir beraberlik oluşturulabilir mi?

Böyle bir sistemi kurduğunuzda, farklı olanı hainlikle suçlamak doğal hale gelir. Mesela insan hakları toplantısını casusluk torbasının içine atabilir, kamuoyunu da böyle şekillendirebileceğinizi sanırsınız.

Birlik için demokrasi

Çıkış yolu, demokrasiyi güçlendirmek. Türkiye gibi büyük ve sorunları karmaşık bir ülkede, şiddet ve korkutma yoluyla birliği sağlamak mümkün olamaz.

Farklılıklarımıza, kutuplaşan siyasi yaşamımıza rağmen, bazı temel konularda birlikte davranmayı başarabilecek birikime sahibiz. Bu birikimin gerçekliğe dökülmesinin yolu, muhalefeti düşmanlık düzeyinde ötekileştirmemekten geçiyor.

Güncel tabloya bakarsak: Toplumun yüzde 50'si, bugünkü iktidara destek verirken, öteki yüzde 50, muhalefeti tercih ediyor olabilir. İktidarla muhalefet arasında, siyasi rekabet ve yarışma doğaldır. Zaman zaman bu rekabet ağır ve sert kutuplaşmalara da neden olabilir. Bütün mesele "öteki yüzde 50"yi bir tehlike haline getirebilecek siyasi ortamı yaratmamak.

Hukuka sığınmak

Sorunumuz kutuplaşma değil, temel konularda birlikte davranabilme, birbirimizi bütünleme yeteneğimizi yitirmek. Hukuk, adalet, yargı; bunun için önemli ve gerekli... Kavga bile ettiğimizde, "adalete sığınırız" diye düşünebildiğimiz bir ortamımız kalmazsa, böylesine bir coğrafyada birliği sağlayamayız... "Beka" sorununu alt edebilmenin yolu, içeride gönüllü birliği güçlendirmekten geçiyor.

Alman eski Cumhurbaşkanlarından Richard von Weizsacker'in bir sözü durumu güzel anlatıyor: "Kimse kendini gerçeğin tek sahibi olarak görmemeli. Eğer kendinizi böyle görürseniz, uzlaşma yeteneğinizi ve hatta başkalarıyla birlikte yaşama yeteneğinizi kaybedersiniz."
Yandex.Metrica