Beklentileri yükseltiyoruz

Cuma, 27 Mart 2015 - 11:43

Mükemmel kadın olmakla ilgili  Candan Ünal’dan çok çarpıcı bir yazı okudum. Mükemmel anne, mükemmel eş, mükemmel sevgili... Biz kadınlar doğuştan iyi birer organizatörüz. Bir olay olmadan onun 40 değişik versiyonunu kafamızda tasarlar, ona göre 40 değişik plan yapabiliriz. Yaratılışımız gereği detaycıyız, pratik düşünebiliriz.

Çocukların haftalık ders programını aklımızda tutabildiğimiz gibi, evde eksilen yumurta sayısını da biliriz. Bunları yapabilmek için üstün bir çaba da harcamayız aslında. Fakat bazen bize düşmeyen görevleri de kendimize görev ediniriz. Başkalarının hayatını kolaylaştırdığımızı ve dolayısıyla bizim hayatımızın da kolaylaştığını düşünme yanılgısına kapılırız.

Yazı da şöyle diyordu; ”Çocuğunun okul ödevlerini yapan bir anne, evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin farkında değildir. Aynı durum ilişkiler için de geçerlidir. Eşinin işlerini üstlenen, yapması gerekenleri onun yerine yapan, beceremediklerini bir şekilde halleden mükemmel kadın, mutsuz olmaya mahkumdur.”



Biz böyle yapmaya devam ettikçe, bizim görevimiz olmayan her iş, bir süre sonra asli görevlerimiz oluveriyorlar. Başka hayatların organizasyonuyla öyle bir vakit kaybediyoruz ki, kendi hayatımızın ne yöne gittiğini, nasıl mutsuz olduğumuzu farkedemiyoruz bile. Öyle bir yerden vuruyor ki yazıda, aldatılmış pek çok kadının bir durup düşünmesine sebep oluyor. “En çok aldatılan, terk edilen kadınlar, kusursuz kadınlardır. Neden aldatıldıklarını anlayamazlar. Üstelik eşlerinin seçtikleri kadınlar, kendilerinden çok daha vasıfsız olanlardır. ‘Benim neyim eksikti?’ Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır, hatta şok etkisi bile yaratabilir ama eksik olan kusurdur.” diyor Candan Ünal.

Mükemmel kadın olmak için uğraşmak aptallıktır. Kendi hayatını iyi organize edebilmektir aslolan.