Belliydi

Çarşamba, 24 Mart 2010 - 05:00

Acaba diyorum, muhalefet cephesi de 25 maddelik bir taslak hazırlayıp madem öyle işte böyle diyemez miydi?

Hiçbir alternatif üretmeden her şeye hayır olur mu?

***

Yüksek Yargı’dan da somut eleştiriler beklerdik.

Yargıyı ele geçirmek istiyorlar demek yeterli değil. Esasen bu bir hukukçu üslubu değil, siyasetçi üslubu.

Hasan Gerçeker’i tenzih ederim. Bu taslak anayasaya aykırıdır derken hukukçu dili kullanmıştır. Ama öbürü? Yargı’yla dalga geçiyorlar, gayriciddi bir lâf değil mi?

***

Böyle olacağı belliydi.

Ne zaman?

Taa Arınç’ın gerekirse anayasa mahkemesini kaldırabiliriz mealinde bir lâf ettiği zaman.

Burhan Kuzu’ya bakın. Sürekli kavga ediyor. Yahu hukukçu hiç kavga eder mi? Ruhat Mengi’yle tartışmaya girmesi ayrıca yakışıksızdır.

Hangi birini sayalım?

Bir taraf dediğim dedik diye tutturuyor, öbür taraf zarfı açıp taslağa bile bakmıyor, daha beri taraf ise çay içip giderler deyip peşinen kapıyı gösteriyor.

Biz çok hırçın siyaset gördük ama bu kadar kaba-saba’sını görmedik.

***

Yazının başlığına bakar mısınız?

- Belliydi.

Bundan sonrası da belli.

Burnumuzdan tutup bizi tıpış tıpış referanduma götürecekler.

İktidar kanadı evet’lerin sayısını kendi oy miktarı olarak sunacak, muhalefet tarafı ise hayır oyları’nı dilediği gibi yorumlayacak.

Ama şunu bilmiyorlar:

Referanduma katılım çok düşük olacak. Zira halk’ın gündemi başka, Ankara’nın gündemi başka. O zaman da ne olacak? Evet çıktı diyelim, milli irade’yi tam yansıtmayacak. Haydii, bir kavga daha.

Ne lüzum vardı bütün bunlara?

Birkaç alternatif paket üretilemez miydi? Diyelim ki tembellik sebebiyle üretilmedi. Bâri maddeleri ciddiyetle eleştirelim, belki yanlışları düzeltebiliriz. Ne kadarını düzeltsek kâr değil mi?

Yoksa “inat” çok mu tatlı?