Ben de Buffet'la 326 bin dolarlık görüşebildim!

Salı, 15 Haziran 2010 - 05:00

Warren Buffet’la ilgili haberleri hafta sonu okumuşsunuzdur. Ebay’deki açık artırmada, efsane yatırım gurusu ile öğle yemeği için, 2.6 milyon dolarlık teklif verilmiş. Yemeğin 2 saat süreceğini düşündüğünüzde, dakikası 21 bin 666 dolara denk geliyor.

Hesabı yapınca, geçen hafta yaptığım telefon görüşmesinin, belki de hayatımın ‘en değerli’ telefon görüşmesi (söyleşisi) olduğunu düşündüm.

Bilmece gibi oldu ama açayım. Önemli bir kitap projesi üzerinde çalışıyorum. Bunun için önemli iş insanları ile uzmanlarla söyleşiler yapıyorum. Berkshire Hathaway şirketinin sahibi Warren Buffet da bunlardan biriydi.

Efsane ile unutulmaz söyleşi

İkna ve uygun zamanı bulma sürecinden sonra, görüşme temmuz ayında olacakken, ‘ne olur olmaz’ diye attığım email’e, asistanı sürpriz bir yanıt verdi: ‘Mr. Buffet görüşmeye hazır.’

Sevindim ama bir yandan da telaşlandım. Sorularım hazırdı ama telefonda ses almaya sağlayan cihazı test etmemiştim. Üstelik geç saatler olduğu için ofiste birileri de yoktu. Birinin beni araması ve ses kaydını test etmemiz gerekiyordu. Sonunda hazır hale geldim ve Bay Buffet’ı aradım.

Tam 15 dakikalık bir görüşme yaptım. Son açıklanan ‘konuşma bedelinden’ hesaplarsam, Bay Buffet ile 325 bin 500 dolarlık bir görüşme gerçekleştirmişim...

Daha önce görüşme yaptığım çok önemli CEO ve iş insanlarına haksızlık etmek istemem... Ama ilk defa ‘hesabı ortada’ bir görüşme yaptım... Çok nazik bir şekilde bütün sorularımı yanıtladı, yardımcı olmaya çalıştı.

‘Ekonomi değil şirket önemli’

Ancak, bir sorumu, daha doğrusu kapsam dışı bir sorumu yanıtlamadı, ‘O konuda görüş bildirmeyi sevmiyorum’ dedi. Konu ise dünyadaki ekonomik gidişin ‘ikili dip’ olup olmayacağı yönündeydi. ‘Ekonomik yorumlara pek girmiyorum’ dedi.

Zaten kitapları ve konuşmalarında bunun ipuçlarını almak mümkün... Şirket hisselerine yatırım yaparken daha çok işine, yönetim kalitesine, değerinin cazibesine ve geleceğine baktığını söyler.

Son bir değerlendirme de Warren Buffet’ın alacağı paranın büyüklüğüne... Buffet, 1950’lerde 100 dolar sermaye ile kurduğu şirketi sayesinde şimdi dünyanın en zenginleri arasına girmeyi başardı. Yatırım yaptığı şirketlerle milyarlar kazandı, sürpriz şirketlerle herkesi şaşırttı. Param olsa ben de birkaç milyon dolar verip, bu önemli insanla yemek yer, işimi, sektörümü ve dünyanın geleceğini tartışmak isterdim.

20 yılda neler değişmiş?

Geçtiğimiz günlerde elektronik ortamda Hürriyet’in arşivinde geziniyordum. Ekonomi sayfasında, ‘Türkiye’nin En Büyük 10 Grubu’ sıralaması dikkatimi çekti.

Aradan geçen 20 yıl sonra listeye daha dikkatle baktım. Sıralama Koç, Sabancı, Şişecam ve Eczacıbaşı diye başlıyor ve devam ediyor: Akkök, Tekfen, Profilo, Enka, Santral, Sönmez ve Alarko...

Tam bu listeyi gördüğüm günlerde Capital’de, 2009 yılı sonuçlarına göre ‘Holdinglerin Karnesi’ni’ yayınlamıştık. Hemen son 20 yılın analizini yapmak için tabloları yan yana koydum. Araya 1996 ve 2005 verilerini de koydum.

Arada bir geçmişin rakamlarına bakıp, bugünü analiz etmek iyidir. Bunu şirketler dahil başka göstergeler için de yaparım.

Koç’un büyük başarısı

Türk iş dünyasının son 20 yılını da bu gözle bir daha değerlendirdim. İlginç mesajlara ulaştım:

1. Önce Koç’a vurgu yapmak lazım. 1996-2009 arasındaki 13 yılda, dolar bazında grubun cirosu 4’e katlanmış. İki krizin ve büyük değişimlerin yaşandığı bir dönemde alkışlanması gereken bir başarı...

2. Koç’un çalışan sayısı 1990 yılında 38 bin civarındaymış, 2009 sonu itibarıyla 71 bini geçmiş.

3. Oyak Grubu, Erdemir alımıyla birlikte yaptığı atağı nedeniyle 2009’da ikinci sıraya oturmuş. Çalışan sayısında ise 28 bin 500’ü yakalamış.

4. Koç’un cirosunu 4’e katladığı dönemde, Sabancı ise 2’ye katlamış. Ancak, Sabancı’nın amiral gemisinin Akbank olduğunu ve bankanın ciroda yer almadığını da belirtmek gerekiyor. Yine de Sabancı’nın performansının, biraz da aile içi sorunlar nedeniyle son 15 yılda düşük kaldığını da belirtmekte yarar var.

Düşen gruplara dikkat!

5. Bazı gruplar, 2009 yılındaki listede yoklar ya da performans kaybetmişler... Bunlar arasında 1990’da ilk 10’da bulunan Santral Holding, Sönmez Holding ve Profilo yer alıyor. Ege’nin temsilcisi Yaşar da artık ilk 10’a girmekte zorlanıyor.

6. 1990’daki listede yer almayan, ancak 2009’da ilk sıralarda bulunanlar arasında ise Yıldız Holding (Ülker), Anadolu ve Zorlu öne çıkıyor. Yıldız, 1990’da sadece bisküvi ve şekerdeki yatırımlarını, yatay şekilde gıdaya yayma yoluyla büyüyerek, ciddi bir sıçrama yarattı.

7. Peki bundan sonra neler olabilir? Önümüzdeki yıllarda Koç performansını koruyacaktır. Sabancı ise enerji yatırımlarına odaklandı. Oradan da bir atak bekliyorum.

8. Bununla birlikte önümüzdeki 5 yılda Yıldız, Zorlu, Anadolu ve Doğan Grubu’nun ciroları hızlı artacaktır. Uzun süredir ‘Gelecek500’ adlı bir proje üzerinde çalışıyorum. Onun odağında da, ‘geçiş riski’ ve ‘değer yaratan işler’ konuları yer alıyor. Holdingler, teknoloji ve iş modellerindeki değişimlere hız verip, odaklarını kaydırabildikleri ölçüde, yerlerini koruyup, daha yukarılara tırmanabilecekler. Ancak, bunu yapanlar, Geleceğin 500 Şirketi içinde kendilerine yer bulabilecekler diye düşünüyorum.