'Ben hâlâ solcuyum'

a
a
Cumartesi, 25 Aralık 2010 - 05:00


'Ben hâlâ solcuyum'

Önyargıyla gittiğim çok röportaj olmuştur. Ama korkarak gittiğim tek isim, Salih Kalyon’dur. Öncesinde birkaç kişi “Aman dikkatli sor, solcudur, aniden sinirlenebilir” dedi. Ben de bu stresle ne kadar usturuplu soru varsa not aldım. Sanatçının rol aldığı ‘Küstüm Çiçeği’ dizisinin setine gittim. Dizinin yapımcısı Ayşe Çelik ile sohbet ediyoruz... Röportaja biraz korkarak geldiğimi söylediğimde Ayşe bastı kahkahayı. “Tanıyınca karar verirsin” dedi muzipçe. Çekime ara verildiğinde beni Salih Kalyon’un yanına götürdü. Aman Allahım!!! Dünya tatlısı bir adam! Nasıl kibar, nasıl şeker, anlatamam! Hemen belirteyim; o hâlâ solcu...

Suna AKYILDIZ

suna.akyildiz@posta.com.tr 

 ‘Küstüm Çiçeği’nde oynuyorsunuz. ‘Ezel’in ‘Serdar’ı olarak rolünüz mü azaldı?

Öykünün akışı bu. Ama ‘Serdar’ın da sonu geldi. Neredeyse “Şu adam ölse de kurtulsak” dedirtiyor.”

İki zıt rolü nasıl canlandırıyorsunuz?

Oyuncunun karşılığı komedyendir. “Ben komedi oyuncusuyum, ben dram oyuncusuyum” gibi bir kavram olmaz. Oyuncu oyuncudur. Bir cerrah düşünün, ameliyat yapıyor, “Ben böbrek almam, dalak alırım” diyebilir mi? Olmaz.

Çok filminiz yok. Bu, sizin tercihiniz mi?

Hayır. 1964’de tiyatroya başladığımda Türk sinemasının şartları çok zordu. Çünkü sansür belasıyla uğraşıyordu. Bu yüzden sinema ilerleyemedi. Ama çocukluğumdan beri sinemayı çok severim. İstanbul’a turneye geldiğimizde “Tiyatroyu bırakıp sinemaya başlayacağım” derdim. Setleri dolaşır, sükutu hayale uğrardım. Ne kendime göre rol bulabilirdim, ne yapılan işleri benimseyebilirdim. “İyi ki tiyatro yapıyorum” diye Ankara’ya dönerdim.

70-80’lerin sineması inandırıcı değil...

Fakir kız, zengin erkek, yataktan kalkan peruklu kadınlar, full makyajlı tipler, yakışıklı erkekler... Yılmaz Güney çıktı ortaya da “Aaaa, hakiki insanlar da oynuyormuş” dedirtti bize. Onun filmlerinde yaşayan insanlarla karşılaştık. Onun dışındakiler fotoroman oyunculuğuydu. Anlamsız sözler söylenir, onları söyleyenlerin gözünde o ifade olmazdı. Çünkü başkası seslendiriyor, onlar boş boş bakıyor. Kendini seslendirmeyen o ruhu nasıl versin?

“Tiyatro kıskanç bir kadındır”

 Uzun zamandır tiyatroda yoksunuz.

Bizi heyecanlandıracak oyun az. Olsa da oynasak.

Tiyatro kurmayı düşünmediniz mi?

Düşünmez olur muyum? 1975’de oluşturduğum Ankara Çocuk Tiyatrosu vardı. 20 yıl sürdü. 1995’te ara verdim, çünkü bir ameliyat geçirdim. Tekrar tiyatro yapabilmem için o şartları hazırlamam lazım. Ama bu saatten sonra zor. Tiyatro çok zaman isteyen ayrı bir sevda, kıskanç bir kadın. 40 yıldır evliyim. Yeni bir aşk benim için çok zor.

İlk filminizi hatırlıyor musunuz?

‘Güneşli Bataklık’. Bir sendika hareketiydi. Seyirci bulamadı, çünkü sansür belasından oynayamadı. İşçi sınıfı olmayan bir ülkede sendika nasıl olur? Sonra ‘Çıplak Vatandaş’ta ve ‘Talihli Amele’de oynadım. Sonra BKM’nin ‘Vizontele’, ‘Organize İşler’i geldi...

Mahsun Kırmızıgül’ün ilk filmi ‘Beyaz Melek’de oynadınız. Önyargınız yok muydu?

Hiç yadırgamadım. Sahneden tanıdığımız biri sinema gibi pahalı bir işe soyunmuş, yanında olmak lazım. Günümüzde film yapmak kolay iş değil. Ben ilklere önem veririm. Nitekim başarılı oldu. “80 milyonluk ülkede 8 tane komedyen yok” 

Siz kimlere gülüyorsunuz?

Güzel yapılan bütün işlere gülerim. Cem Yılmaz ve Ata Demirer’e çok gülüyorum. Cem Yılmaz kendi deyimiyle ‘mesaj kaygısız’ ama çok zeki buluyorum. Ata Demirer çok yönlü. Halka daha yakın, daha gözlemci. Şahan Gökbakar sivri, altı çizilmiş espriler yapıyor. Rahmetli Gazanfer Özcan’a çok gülerdim. Mizah, eleştirel bir durum. Gülmek için, zeka pırıltısı, hinlik içermeli. Toplumsal ve politik eleştiriler konusunda bir numara, Levent Kırca’dır.

Neden fazla kadın komedyenimiz yok?

Var aslında. Demet Akbağ, Yasemin Yalçın... 80 milyonluk ülkede 8 kişiyi bulmaz komedyen sayısı. Kızlarımıza ‘ikinci sınıf vatandaş’ gözüyle bakmazsak her meslek dalında güzel insanlar ortaya çıkacak.

Sizinle röportaja gelirken “Eski solcudur, biraz serttir” diye gözümü korkutmuşlardı...

(Gülüyor) Ben mi sertmişim? Heee, bu arada benim için “Eski solcudur” demişler ya sana... Söyle onlara, ben hâlâ solcuyum (gülüşmeler).