Ben olsam çok feci döverim!

a
a
Cuma, 05 Kasım 2010 - 05:00

Gönülçelen’de (atv) ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Bu Hasret (Tuba Büyüküstün) ile Murat (Cansel Elçin) hakikaten büyük ve mahcup bir aşkla sevmiyorlar mıydı birbirlerini? Ne oldu da şimdi Levent denilen o genç ışık hızıyla diziye girip meseleyi evlenme teklifine kadar getirdi. Murat’ın fragmanlarındaki yüzünü görünce kahroldum be vallahi... Sen hayatını koy, sıfırdan bir yıldız yarat; el oğlu gelsin manzarana konsun. Çok feci döverim ben o Levent’i. Haberi olsun herkesin!

Yeni bir kabaremiz oldu!

Komedi Dükkanı (Star TV) benzeri batıda görülen kabarelere dönüşüyor giderek. Tolga Çevik ve Yönetmen arasındaki mesainin içine piyanist peruk ve eteğiyle, kameraman da Allah ne verdiyse girerek kalabalık bir kadro işi yapmaya başladılar...

[[HAFTAYA]]

Bu herkesi oyunun içine katma hali bir dönem sonra aynılaşma tehlikesini de kaldırıyor programın... Kalabalık kadro iyidir diye düşünüyorum ben; riski paylaştığı ve azalttığı için... Bu arada sahne artık daha mı serin sanki. Yerde ter göletleri göremedim de son bölümde...

Helikopter varken ambulans olmadı!

Sakarya Fırat’ta (TRT 1) operasyonda yaralı ele geçirilen bir terörist ambulansla hastaneye taşınırken askerimize pusu kuruluyor. Bir Mehmetçik de şehit oluyor... Mesele de buradan sonrası zaten. Bizzat bölgede savaşmış gazilerimizden biri mektubu döşeniyor bana. “Mesut ağabey, orada aylarca savaştım. Ama bölgenin yapısı gereği operasyonlarda ele geçirilen teröristlerin askeri helikopter dışında bir araçla hastaneye taşındığına şahit olmadım hiç”... Daha önce de yazmıştım; hassas konular hakkında senaryo üretirken gerçeğe en yakın yerde durmazsanız sadece fantastik olursunuz. Bir süre sonra da kimse yüzünüze bakmaz zaten...

Tribüne söyleyin bağırmasın!

Canlı Para’da (Show TV) sinir bozucu şeyi buldum. Hafif sorulara rağmen milyonları kaybeden yarışmacılar değil. Sıradaki soruya göre mimiklerini abartan sunucu Engin Altan Düzyatan hiç değil... Yarışmada sinir bozan şey, yarışmacı için en kritik düşünme zamanı içinde arkadan bağırıp çağırarak dikkat dağıtan tribün izleyicisi... Tamam aksiyon katıyorlar olaya; ama yarışanın da izleyicinin de sinirini bozuyorlar. Ben ekran karşısında küfrediyorum. Stüdyoda olsam girerim kafa göz vallahi!

İşine güvenirsen bölmezsin...

Gündüz kuşağındaki programlar paramparça edilerek reyting raporlarına giriyor. Ben yazmaktan sıkıldım, onlar bölmekten sıkılmadı... Bu konuda sabıkalı kanallardan biri olan atv’de bir program var ki, o tam 3 saate yakın kesip parçalamadan devam ediyor yoluna. Ve her gün ilk yirmi program içine çok yüksek bir izlenme oranıyla giriyor; Müge Anlı’yla Tatlı Sert...“Ne suçu var” diye düşünüyor insan. “Ne suçu var da kanalındaki birçok kuşak programı parçalar halinde yayınlanırken o beton gibi tek kalıp yürüyor yolunda?” Suçu filan yok. Kendine güvenen iyi bir televizyoncu sadece. Sözde “reklam kuşaklarını yerleştirmek için programı bölüyoruz” diyenlere, “yaptığınız üç kağıtçılık” diyebilecek kadar da dobra. Bravo.

Tıpkısının aynısı haberciler...

Fatih Portakal, sabah kuşağına sonradan girip ipi önde göğüsleyen genç yüzlerden biri. Fox TV’de sabahları zevkle izliyorum. Hani daha muhabirken “adam olacak çocuk” kadrosundaydı, farklı ve şık işlere imza atan... Şimdi de öyle yapıyor. Ama masa başındaki hali fena halde birilerini çağrıştırıyordu bende bir dönemdir. Sonunda buldum... Daha doğrusu önceki sabah Erkan Tan’ı ektirdiği saçları sonrası gördüğümde kararımı verdim. Fatih, Erkan ağabeyinin yolunda ilerliyor... Aynı ses tonu, aynı vurgu, aynı tonlamalar. Biri başkentte, biri İstanbul’da selam çakıyor izleyiciye. Benzer de olsa samimi. Azalmayıp, çoğalsınlar diyelim!

YANLIŞ SAAT KURBANI!

Fox TV’nin yeni programı “Gel Barışalım”da yanlış giden bir şeyler var. Sabah çok erken saatte boşanmak üzere olan çiftleri barıştırmaya çalışıyorlar. Yanlış! Bu program planlanırken haber önünde bir yere konumlandırıldığını biliyorum. Sevinci de hüznü de insanların içinin biraz daha kaldırabileceği saatler bunlar... Oysa şimdi, kemikleşmiş bir izdivaç kalabalığının karşısında Ayşe Aral’ın tüm o tatlılığına rağmen didinip duruyor program izleyici toplamak için... Sonuç olarak alın öğleden sonra kuşağına yeni bir bombanız olsun. Su Gibi değerinde izlenilir ama daha saygın bir bomba...