Ben, sen, o...

Çarşamba, 28 Temmuz 2010 - 05:00

Olmaz ya.

Ama oldu diyelim:

- Dokunulmazlık kalktı.

Ve günlerden bir gün seçim yapıldı farz edelim.

Yamalı bohça bir meclis tablosu çıktı...

Hassas bir aritmetik.

1 oy bile mühim.

Meclis’te hayati bir oylama var.

Vakit geldi çattı.

Oturum başladı.

*

Bir de öğrendik ki, 3-4 milletvekili, dandik bir sebepten gözaltına alınmış...

Dokunulmazlıkları yok ya... Artık herşey mümkün.

Polisteler mi, adliyeye mi sevk edildiler... Acaba tutuklandılar mı?

Hangisi olursa olsun.

- Oylamada bulunamıyorlar.

Meclis’teki denge böylece bozuluyor.

*

Bunu niye yazdım?

Eğer iddia edildiği gibi benim polisim, senin polisin,

eğer her gün ilan edildiği gibi benim yargıcım, senin yargıcın, eğer yakıştırıldığı gibi

sahiden bu mahkeme bizden, öbür mahkeme onlardan ise, meclis aritmetiği de

vesayet altına girmiş demektir.

Biz öyle oylamalar gördük ki, milletvekillerinden biri Meclis Berberi’nde tıraşa daldığı için denge değişti.

Ve kıyamet koptu.

*

Dokunulmazlık ister kalksın, ister kalkmasın.

Bana ne?

Ama, polisine, savcısına, yargıcına güvenmeyen bir ülke, milletvekiline dokunsa ne yazar, dokunmasa ne yazar?

Onlara dokunup dokunmamak, Polis’e ve Adalet’e olan inancımızdan ve saygımızdan daha mı çok önemlidir?..

Daha mı az önemlidir?

Nedir?

Balyoz Davası, bakın neler çağrışım ettiriyor.

Yandex.Metrica