'Ben vefasız değilim'

Ünlü klarnetçi Hüsnü Şenlendirici, Deniz Seki ile yaşadığı aşk ve Deniz Seki'nin hapse girmesi üzerine bu aşkın bitişiyle magazin dünyasına damgasını vurmuş, 'vefasızlık'la suçlanmıştı

Pazar, 18 Nisan 2010 - 05:00

'Ben vefasız değilim'

Röportaj: Seral Cumalı
scumali@posta.co.tr

‘Ege’nin İki Yakası’nda neler var?


Bir yaz albümü. Hem bizim hem onların (Yunanlar), hem de iki tarafın sevdiği şarkılar, türküler yer alıyor. Mesela ‘Ada Sahilleri’nin hem Türkçesi, hem Rumcası var. Albüm kapağındaki zeytin dalında biri siyah biri yeşil iki zeytin var. Albümün ruhunu çok güzel anlatıyor. İki yakanın yemekleri nasıl benziyorsa müziklerimiz de benziyor. Bu yüzden her iki taraf da birbirinin müziğini çok seviyor.

Son yıllarda yaşadıklarınız, hayatınız albüme nasıl yansıdı?

Tam serinlik modunda yansıdı. Çünkü son dönemlerde kendimi serin hissediyorum.

Bir rahatlama olmuş sizde?

Son 6 aydır annemle birlikteyiz. Onunla vakit geçiriyorum. Çok güzel yemekler yapıyor bana. Hayatımdaki o relakslığın vermiş olduğu bir rahatlık var. Mesela albümde çok acıklı şarkılar yok. Çok oyun havaları da yok.
Ege sahilinde arabanıza binip, müziği koyarsınız ya; tam dinlemek istediğiniz türden diyebilirim bu albüm için. Şarkıları dinlerken sanki İzmir’de dolaşıyorum, sanki Sakız Adası’ndayım.

Neden annenizle oturuyorsunuz? Yoksa bütün yaşadıklarınızdan sonra ana kucağına mı sığınma ihtiyacı hissettiniz?

Öyle bir şey yok. Biz annemle ana-oğul ilişkisini olması gereken yaşlarda hiç yaşayamadık. Ben 6 yaşındayken annemler Bergama’dan İstanbul’a geldi. Okulu bitirinceye kadar orada kaldım. Sonra geldim, 15’imde sözlendim, hemen evlendim. Annemle de, çok erken kaybettiğim için babamla da fazla birlikte olamadım.
O hazzı tadamadığım için belki anneme sarılıyorum şimdi. Evim de çok büyük. Annem beni derleyip toparlıyor. Müzisyen bir adamım, kontrol altında olmam lazım!

Hakikaten cam siliyor musunuz? Neydi o günün hikayesi?

Evde ufak tefek temizlikleri annem hallediyor. Büyük temizlikte yardımcıya ihtiyacımız oluyor. O gün hava çok güzeldi, perdeyi açtık, annem “Ay Hüsnü ne kirlenmiş camlar, dur ben camları sileyim” dedi. “Anne bırak silme, sildiririz” dedim. “Yok” dedi, silmeye başladı.
Bir yere boyu yetmedi, pervaza çıkmak istedi. “Dur anne sakın çıkma, ben silerim” dedim ve çıktım cama. “Hay Allah, bizi çeken olmaz inşallah” dedim, çekmişler.

Her hareketinizin göz hapsinde olması size ne hissettiriyor?

Cam silerken çekilmenin bir sakıncası yok, hiç cam silen adam yok mu? Ama her şeyin göz önünde olması çok olumsuz tabii ki. Artık sadece magazincilerimiz takip etmiyor, halkımız da magazinci oldu.
Cep telefonları, fotoğraf makineleri herkesin yanında. Ben sosyal bir adam olduğum için hep insanların içindeyim, her yerde dolaşabiliyorum. Onun olumsuzluğunu o dönemler (Deniz Seki ile aşk yaşadığı dönemler) çok yaşadım ben; ama geçti artık.

Deniz Seki ile aşk yaşamanız ve birden önemli bir magazin kişisi oluşunuz sizi izleyen kitleyi değiştirdi mi? Bana değiştirdi gibi geliyor!

En başlardan, Brooklyn Funk Essentials ve Laço Tayfa’dan beri çok sağlam çekirdek bir kitlem var. O binanın temeli gibi. Ben o temele çok güveniyorum. Onlar benim magazinsel boyutumdan dolayı, yaşanan olaylardan dolayı etkilendiyse bile en fazla yüzde 5 etkilenmiştir.
Daha çok tanınmaya başladıkça, televizyon programları, dizi falan oldukça ufak tefek olumsuz tepkiler oldu. “Niye dizi yapıyor?” gibi. Hep aynı kalayım istiyor insanlar. Ama sanat camiası bu. Ya büyüyorsun, ya kayboluyorsun, ya olduğun yerde kalıyorsun. Ben de olduğum yerde kalmayı tercih etmezdim açıkçası.

Yani o ‘magazinsel boyut’ yaradı mı?

Evet çünkü insan daha çok kişiye dinletmeyi ister.

Peki yaşadıklarınızın olumsuz yansıması neydi?

Sonra önü alınamaz bir hal almaya başladı. Gerek CD’lerimle, gerek televizyondan müziğimle insanların ailelerinin içine girmişken yaşanan şeyler biraz onu sarstı. Ama olumsuzluğu kadar olumlu tarafı da oldu. Şu an klarnetimi tanımayan yok mesela. Ve benim elimdeki en kalıcı şey klarnetim.
İnsanlar neler yaşıyor, neler yapıyor, neler geliyor başlarına da hepsi unutulup gidiyor. Geriye yaptığı iş kalıyor. Allah’ın izniyle yaptığım işin kıymetinin farkındayım ben.

Deniz Seki’nin sizin için yazdığı ‘Bitti’ adlı şarkıyı dinlerken ağlamışsınız. Neden ağladınız?

Ağlamadım, arkadaşlar sağolsunlar güzel yazıyorlar.

Deniz Seki’nin, sizin için yazdığı ve Gülben Ergen’e verdiği çok güzel bir şarkısı var, ‘Ya Düğünsün Ya Ölüm’, onun için ne diyorsunuz?

Hımm, o şarkı çok güzel bir şarkı. Ben çok severim o şarkıyı.

Siz Deniz Seki için şarkı yazdınız mı?

Belki kitap ya da defterler arasında yazılı vardır...

Belli ki var, çok mu?

Vardır, vardır.

Deniz Seki hapse girdi, ilişkiniz bitti. Hapisteyken aramadığınız için vefasızlıkla suçlandınız. Deniz Seki, “Ben olsam hapishane önünde çadır kurar beklerdim” dedi. Vefasız olduğunuzu kabul ediyor musunuz?

Ben vefasız değilim. Hayat insanı bazen kontrolü dışında başka yerlere götürebiliyor. Kollarınızın, ellerinizin uzanamayacağı yerler oluyor bazen. Hayatın cilvelerinden, hayatın getirilerinden dolayı bazen kontrolünüzü kaybedebiliyorsunuz. Benim bütün dostlarım, arkadaşlarım vefasız olmadığımı bilir.
En büyük özelliğimdir. Ama öyle bir yanlış kanıya varıldı.  Hiç aramadınız mı hakikaten? Bu konuda hiçbir şey söylemeyeceğim.

15 yaşında evlenmişsiniz. ‘Aşkta beceriksizlik’ demeyeyim ama aşkı elinize yüzünüze bulaştırmanızın nedeni bu mu, aşkta tecrübesizlik mi?

Bulaştırmadım aslına bakılırsa. Çocuk denilecek yaşta yaptığım evliliği 16 yıl sürdürdüm ve 2 meyvemiz oldu. Bu 16 yılda çok güzel şeyler de yaşandı. Son dönemde yaşanan olumsuzluklar benim müzikal olarak artık özgür olmak istememdi.
Benim mesleğimde aile babası olmak, ev adamı olmak zor aslında. Yaşanan şeyleri kontrol edemiyorsunuz. Siz istediğiniz kadar kararlı, sağlam durun, bir an geliyor sürprizlerle karşılaşabiliyorsunuz. Öyle oldu.

Pişmanlık var mı?

Tabii ki olumsuz bir sürü şey yaşandı. Ama bunun yanında yaşadığım güzel şeyler de var. Bunları düşünüp pişmanlık duymuyorum.

Bir erkek şöhret ve paraya kavuşunca önce eşini aldatıyor ya da boşuyor. Şöhret evliliklerin düşmanı mı?

Şöhret evlilikleri tabii ki etkiler. Beni hiç etkilemedi demiyorum ama ben çocuk yaştan beri insanların içinde çaldığım için ilgi odağıydım, bir şöhret gibiydim.

Hep sevilen, ilgi duyulan bir adamdım, sonradan bir anda şaşırmadım. Ama artık şöhretin boyut değiştirmesi olumsuz yönde mutlaka etkilemiştir.

Deniz Seki’ye eşiniz Nazire Hanım, sizin kendinizi uyuşturucuya verdiğinizi yazmış. Mektup, uyuşturucu kullandığınız doğru mu?

Masa başında yazılmış haberler. Bir ara onlara karşı agresif tavırlarım vardı, ama şimdi hiçbiriyle kötü değilim. Ortada yalan yazacak bir şey de yok şimdi.

Tam olarak hayatınız nasıl şimdi?

Sakin.

Memnun musunuz?

Memnunum tabii. Ara sıra arkadaşlarımla çıkıyorum, konsere gidiyorum. Geziyorum 7 tozuyorum ama o kadar. Bekarlığı tam olarak yaşamıyorum.

Neden?

Daha evli bir adamım da o yüzden! (Gülüyor) Evli olduğumu unutmamam gerekiyor.

Zaman zaman unuttuğunuzu düşünmüyor musunuz?

Eeee evet olabilir! (Kahkaha atıyor)

Neden hala boşanmadınız?

Bizi boşamıyorlar niyeyse! Hala boşanamadık. Kanunlara sormalı. Ben kanunlara uyumlu bir adamım.

Eşinizle görüşüyor musunuz?

Görüşüyoruz, çocuklarımız var çünkü. Onlarla vakit geçirmek çok hoşuma gidiyor. Bana geliyorlar daha çok. Birlikte çıkıyoruz. Oğlum konservatuvarda, babasına çekmiş.

Peki yeni bir aşk?

Benim klarnetime olan aşkım ölümsüz olduğu için onu alıp çaldığım zaman hiçbir aşkın bana vermeyeceği hazzı yaşıyorum. Bir yazar nasıl kalemiyle aşk yaşarsa, ya da bir ressam fırçasıyla, benimki de onun gibi.

Aşktan diliniz yanmış gibi konuşuyorsunuz...

Aşksız değilim; hayatımda Naz aşkı var. 3.5 yaşında. Ona duyduğum aşk çok fena. O da bana aşık; “Aşkım babam” diyor. O yüzden çok aramıyorum öyle aşk maşk.

5