'Benden büyük aydın yok'

'Benden büyük aydın yok'

31 Mayıs 2014, Cumartesi 11:24
A A

PINAR YILDIZ YÜKSEL

twitter.com/pinarryildiz

pinar.yildiz@posta.com.tr

Şarkıcı, Survivor yarışmacısı, televizyoncu... Şimdi de yazar. Evet, Nihat Doğan ‘Memleketimin Koyunları’ adlı bir kitap çıkardı, çok da iyi satıyor. Ağzından çıkan her söz ise hem yazılı-görsel basında hem sosyal medyada konuşuluyor. Haliyle, kitabı ile başlayan muhabbetimiz giderek koyulaştı ve Nihat tüm açık sözlülüğü ile siyasi duruşundan aşk hayatına, aile hayatından hakkında çıkan haberlere kadar her soruyu yanıtladı.

Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez’in cenazesine gitmiştin. Soma’da seni neden göremedik Nihat?

Türkiye’de ölü seviciler var. Kandan nemalanan vampirler... Nerede cenaze olsa oraya üşüşüyorlar. Oysa o evlere o ateş düşmeden önce de onları ötekileştiren, onlara ‘makarnacı’ diyen yine aynı kişilerdi. Bu yüzden gitmedim ama yardımlarımı yaptım. Yakında gideceğim.

‘Memleketimin Koyunları’ adlı bir kitap yazdın. Ama ‘ben’ kelimesi yerine hep ‘biz’ kelimesini kullandın. Neden?

Kuran-ı Kerim’i okudum. Etkilendim ve kitabımın insanlara hitap etmesini istedim. Tasavvufta ‘ben’ şeytandır, ‘biz’ haktır. Haktan yana olduğumuz için ‘biz’ kelimesini kullandık. Biz, Allah’ın helal kıldığı koyunlarız. Bir de batıldan yana olan, Allah’ın haram kıldığı domuzlar var. “Tehdit ettiler, iftira attılar”

‘Aydını olmayan millet, ekinsiz toprak gibidir’ diyorsun. Günümüzün aydını kim sence?

Benden daha büyük aydın yok. Bu kibir değil, bir realite. Benim camiamda söylenemeyenleri hayatı pahasına söyleyen biri varsa, o da benim. Algıları açtık. Her türlü tehdide göğüs gererek bugünlere geldim. Beni itibarsızlaştırmaya çalışsalar da, kazancımdan olsam da, doğru, güzel bir aydınlık örneği sergiliyorum.

Düşünür, yazar, akademisyenler aydın değil mi peki?

Paraya ve burjuvaziye hizmet eden, aydın değildir. Nişantaşı’nda oturup şarap yudumlamaz. Her türlü tehdide rağmen doğru bildiğini halka söyler. İşte ben o aydınlardanım. Nazım Hikmet ve Necip Fazıl aydındır. Deniz Gezmiş gibi bir çocuk dünya hayatını düşünemez miydi? Ama düşünmedi. Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya risk almadılar mı? Aydın, ideolojisini bir siyasi partiye alet etmez.

Seni itibarsızlaştırmaya çalışanlar kimler?

Bu dünya, haktan olana sürgündür. Söylediklerim kimin işine gelmiyorsa, onlar bana iftira atıyor, itibarsızlaştırıyor.

“Ne yapmışım da k.. kılı olmuşum!”

Sana bugüne kadar atılmış en büyük iftira ne?

Hamama girip orada çırılçıplak gezmişim... Survivor’a gittiğimde 500 bin TL borcum varmış... Adım Nihat değil, Rıza’ymış... Sosyal medya kampanyaları, beni sokaktaki delinin yerine koymaya bile çalıştı. Bu iftiralar beni yıprattı ama manevi anlamda güçlendim de. Bana ‘k.. kılı’ diyorlar. Ne yapmışım da k.. kılı olmuşum? İş adamı değilim, şarkıcıyım. Benim iktidarla ne işim olur! İktidardan, şarkı yapmam için bile teklif gelmedi. ‘Evet, Evet’ şarkısını da halk için yapmıştım, tek kuruş para almadım.

Felsefi yönünün, şarkıcılığını geride bırakmasına üzülmüyor musun?

Bakmaya mecbur olduğum bir ailem var. Dolayısıyla üzülüyorum. Ama günlük 5 TL’ye maden ocağına girecek insanları görüp halime de şükrediyorum.

Şimdi nasıl para kazanıyorsun Nihat?

Ayakta durmaya çalışıyorum, yetiyor Allah’a şükür. TV programım var. Sesi, benim çeyreğim etmeyecek insanlar Harbiye’de, açık havalarda konserler veriyor. Ben istemez miyim? Her türlü pisliğe bulaşmış, ahlaksızlığın dibine inmiş insanlar melek gibi tanıtılırken benim gibi son derece ahlaklı bir insanın şeytanlaştırılması zoruma gitmiyor mu? Biz kırk deliyiz, birbirimizi çok iyi biliriz. “Benim de Şems’im var”

Kitabında ‘dostu olmayan insan yapraksız ağaç gibidir’ diyorsun. Var mı senin dostun?

Var. Biz aynayız, kim bize nasıl bakarsa biz de öyle oluruz. Bize dostane bakan arkadaşlarımız var, biz de onlara öyle bakıyoruz.

Mevlana’dan alıntılar yapıyorsun, peki senin de Şems’in var mı?

Şükür o da var. Kim olduğu bende kalsın. O bana, Allah’ı ve ahireti hatırlatıyor. Dünyevi hiçbir şey konuşmuyor, sadece Allah’ı konuşuyoruz.

Akıl hocan mı bir nevi?

Hayır. Dünyevi işlerimde kimseyi dinlemem, kendimi yönetebiliyorum. Ancak ahiret için akıl hocam diyebilirim. 13 yıldır, beş vakit namaz kılıyorum.

Bu kitabı neden yazdın?

Söz uçar, yazı kalır. Bir gün bir adam çıkmış ‘Memleketimin Koyunları’ demiş ama neden demiş? Bunu bilebilsinler diye yazdım. Kendi dersimi ve tasamı anlattım. Benden sonrakiler bu kitabı okuduğunda benim düşüncelerimi görecekler. İşte o zaman belli olacak, bana veli mi diyecekler, deli mi?

"Fiziki aşk yaşayamıyorum”

Normal aşkla aran yok mu?

Normal aşklar, Allah’tan uzaklaştırır. Belki de o yüzden fiziki bir aşk yaşayamıyorum. Yaşadığımı sanıyorum, sonra büyücülere giderek beni kendine bağlamaya çalıştığını duyuyorum...

'KIZ ARKADAŞIM BANA MUSKA YAPTI'

Kız arkadaşınız mı yaptı bunu?

Maalesef. Arabamda falan muska buldum. Keşke iyisini bulsam da evlensem, ama olmuyor işte...

Aşkı nasıl yaşıyorsun?

Duygularımı çok yoğun yaşarım. Kendini, karşındakine endeksliyorsun. O mutluysa sen de mutlu oluyorsun. O çağırınca gidiyorsun. Aşkımı anlayamıyorlar zaten. Benim gibi Hak’ka aşık, güçlü, idealist biri olmadı. Düşün; annemle bile en fazla yarım saat bir arada durabiliyorum.

Annen gelin arıyor mu senin için?

Yok, durumu kanıksadı artık. Onu da Galatasaraylı, hatta antrenör yaptım. “Bu Mancini nerden geldi, Drogba’yı niye oyundan aldılar?” diye soruyor artık.


“Babam, elimde sigara söndürdü”

Babanı küçük yaşta kaybetmişsin... Yaşasa destek olur muydu acaba sana?

Babamla da örtüşemiyordum. “Şarkıcı ya da topçu olacağım” dediğimde dövüyor, kulağımı çekerek eve sokuyordu beni. Baba sevgisini hiç yaşamadım.

Gerçekten mi?

Bak, elimde yanık izi vardır... Şarkı söyledim diye sigara basmıştı, korkutmak için. Babamdan tek hatıradır. O zaman çok ağlamıştım, şimdi bakıp yine ağlıyorum.

“Bana ‘Junior Tayyip’ diyorlar”

Seni Başbakan’a benzetenler oluyor. Sen kendini benzetiyor musun?

Bana ‘Junior Tayyip’ diyenler bile oldu (gülüyor). Hiddetlenmem falan benzeyebilir ama ben kendimi benzetmiyorum. Kızmıyorum da... Çünkü kötü biri değil.

Siyasete atılacak mısın?

İlerde, evet. Bağımsız da olabilir, bir parti de...

Bakan olsan mesela...

Kültür bakanı olmazdım, bana hafif geliyor. İç işleri ya da dış işleri olur. İç işlerine genelde valiler getiriliyor, yapmazlar beni. Başkan yardımcısı ya da başkan da olabilirim. Başbakanlık kalmayacak. Üniversiteye girme niyetim var. Yurt dışında okuyacağım.

‘Fino lafına 35 binlira tazminat ödetilir mi?’

Ahmet Hakan sana açtığı hakaret davasını kazandı, 35 bin TL ceza ödemen gerekiyor...

Türkiye’de hukukun bittiğinin göstergesi. 300 kişinin katili elini kolunu sallayarak geziyor, ben birine ‘fino’ dedim diye 35 bin TL ceza alıyorum. Bundan daha büyük bir hakaret tazminatı görmedim. Siyasetçiler birbirine ağza alınmayacak hakaretler ediyorlar, 3-5 bin TL ödüyorlar. Twitter’da anama-bacıma küfrediyorlar, demek ki mahkemeye versem 300-500 bin TL tazminat alırım. “Kimin finosusun?” dedik diye yapılır mı bu? Ahmet, arkadaşım. Babası öldü, aradım, başsağlığı diledim. Bugün görsem yine selam veririm. Söylediğim şeylerden de asla pişman olmam. Bak, yine söylüyorum, Ahmet Hakan, Türk medyasının Uçan Sabri’sidir. Bir gün öyle oluyor, bir gün böyle. Yarın bir bakarsın, Hilal TV’ye çıkıp en büyük şeriatçı olmuş. Tutarsız. Bu hakaret veya küfür değil, Ahmet’in kendi gerçeği.

6

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;