'Beni artık hiçbir kadın etkileyemez, dükkan kapalı!'

Komik ama zeki erkekler sınıfına giren yeni bir isim: Ümit Erdim. 10 yılda kariyerinde temkinli ilerliyor ama dram oynayacak kadar da yetenekli olduğunu hissettiriyor. Doksanlar dizisinin sıcakkanlı adam gibi adamı, geleneksel ama aşık olunca ağlayacak kadar da duygusal...

'Beni artık hiçbir kadın etkileyemez, dükkan kapalı!'

3 erkek kardeşsiniz, annen seni kız bekliyormuş...

Evet, iki ağabeyim var; uğraşmışlar kız olsun diye, beni de kız beklemişler ama olmamış. Ama annem, babam da dahil dört erkekle yaşamaktan hiç şikayetçi değil. Benden de memnun, benim bildiğim!

CANAN DANYILDIZ

canan.danyildiz@posta.com.tr

Küçükken bir travma geçirmişsin, kalıcı bir hasarın var: Evde tek başına kalamamak!

Komşumuz Faruk Amca kalp krizi geçirdiğinde kollarıma düştü. Ölümle ilgili bir derdim yoktu, 8 yaşındaydım o zaman. Biliyorum da ölüm denen şeyi. Fakat bir gece, abilerimle tv seyrettik birlikte. Sonra uyumaya giderken, Murat Abim hepimizden önce odadan çıkıp gitti. Aniden dönüp “Faruk geliyor” diye korkutunca, olan oldu. Evde hala yalnız kalamıyorum.

Bu yaşında hala mı! Yapma! O yüzden mi hep ev arkadaşların oluyor?

Kesinlikle! Gerçekten! Birkaç deneme yaptım ama, bakalım. Travmatik bir şey, olmuyor işte. Bir şey görmüyorum ya da öyle bir korku değil. Kalamıyorum işte. 37 defa uyanırım kalmaya çalışsam.

Ailen de senin gibi eğlenceli midir?

Komik bir ailem var, kalabalığız da. 20 kadar kuzenim var. Bizim evde babam komiktir, kendi çapında esprili bir adam, benim kendisine çektiğimi düşünüyor!

Komik adamlar daha seksi geliyor kadınlara, erkekler de seviyor senin gibileri.

Hiç bilmiyorum! Seksi miyim ben? Sokağa çıktığımda sevildiğimi görüyorum, ama bu komiklikten mi başka bir sebepten mi bilmiyorum. Bence doğal bir adamım, çok evin içinden biriyim.

Niye kaprislerin yok peki? Oyuncuların egoları olur ya!

Sen benden daha kaprisliydin ha! Bu bence bizim ülkenin hastalığı! O kadar çok işin doğrusu buymuş, egoymuş gibi davranıyoruz ki... Sonunda doğalı bu sanıyoruz; ama ego hiçbir işin doğrusu değil. Ne gördünse bende, evde de işte böyleyim.

“Parayı hayatın merkezi yapmıyorum”

Yaa, hiç mi yok hırsların?

O hisle ünlü olmuyor musun zaten! İnsanın doğasında var daha iyisini istemek, kabul. Daha iyi bir araba, daha iyi bir ev. Ama ben bunu hayatımın merkezine koymuyorum, fark orada.

Senin hayatının merkezi ne peki?

İşini iyi yapmak. Minumum hata ile. Parayı bulayım diye bir derdim yok. Paralı dönemim de parasız dönemim de oldu.

Şu an iyi iş yapıyor ve kazanıyorsun ama değil mi?

Evet, ama mevzu bu değil. Yarın kazanmayabilirim. Sadece işine odaklanırsan para seni bir şekilde bulur. Para bulmaya çalışırsan, hata yaparsın.

Sizin piyasa nasıl bu anlamda, senin gibi kaç kişi var ki?

Kaos! Bizim durum tam kaos. Burada seyirciyi suçlamak olmaz. Karakter meselesi... Aynaya hiç bakmıyoruz, ne çok seviyoruz birbirimiz hakkında sallamayı be!

Sen kendine sorar mısın sıkça peki ‘Ben ne yapıyorum” diye?

Hem de nasıl! Onla yaşıyorum. Tartıyorum kendimi.

“Hatayı tespit eder, kabullenirim”

Yanlışını çabuk gören, kabul eden bir yapın mı vardır?

Özel hayatın da buna dahil ama! Evet, hata tespit edildiği an kabullenirim ve düzeltmek için her şeyi yaparım.

Var mı böyle hataların?

Var tabii ki! Hatalarım olmaz mı! Bazısı büyük şeylere mal oldu, bazısı küçük.

Hep komik rollerdesin. Üzerine mi yapıştı senin bu?

Bu durum, yapımcıların ya da kanalların yanlış yönetim tarzından kaynaklanıyor. Her işin kolayına kaçmak, garantici davranmak demek istediğim. Risk almayı sevmez yapımcılar, ticari bir iş bu; belki haklılar. 

Dram rolü geliyor mu peki?

Çok ters köşe yaparsın izleyiciyi! Nadir olmakla beraber geliyor. Belki başka işte deneriz. İnsanlar senden ne istiyorsa, sen de onu veriyorsun. Ben önüme gelenlerin en iyisini seçiyorum. 10 yıldır alternatiflerim bunlar. Kariyerimden memnunum. Herkese kısmet olmayan bir özelliğim var. Yüz gülümsetmek.

“Bu devirde telefon duygudan yiyor!”

Aşka gelsek...  O yıllarla bu yıllar arasındaki ilişki yaşama farkı ne sence?

Çok büyük farklar var. Teknoloji az olduğundan 90’larda farklı her şey. Teknoloji ve duygu arasında ters orantı var. Teknoloji ne kadar ileri giderse, duygu azalıyor. Dengede tutarsan mis gibi yaşarsın.

Etrafta çok kız, çok erkek var! Alternatif de artmadı mı sence?

Etrafta çok TELEFON var! Kız erkek sayısı hep aynı aslında, yanılıyorsun.

Teknolojiyi sevmiyor musun?

Kimse yanlış anlamasın, kullan teknolojiyi ama senin önüne geçmesin. Bunu yapmazsan duygudan yersin.

İnsanlar internette ya da telefonda sevişiyor.

Asosyalleşiyoruz işte. Teknolojiyi dibine kadar kullan! Ama o kadar.

Senin özel ilişkin nasıldır?  90’lardan kalma mı yoksa tam bu zamana ait mi?

Her ikisini de yaşarım. Karşındaki için gerekli bu. Telefon gerekli bir şey.

“Yatağa girdiğin kadın, annenden yakındır”

Peki sen de bu zamana uyup aşkı çabuk tüketen biri misin? Tek geceliğin var mıdır?

Her kişiye göre şartları değerlendirip, kendini esnek tutabilirsin.

Çok politik oldu be! Yatıp kalktığın 1 gecelik kız olur mu?

İlişiki dediğin şey, iki kişiliktir, tek başına kural koyamazsın! Tek gecelik ilişki bana göre doğru değil.

Asuman Krause ile ayrıldınız, sonra yeniden aşk tazelediğiniz doğru mu?

Hayır. Hayatımda kimse yok. Beni bu aralar kimse etkileyemez, dükkan kapalı! Özel hayatım hakkında konuşmayı sevmiyorum.

Bir ünlüyü niye özel hayat sormak kızdırır ki! Senin gibi!

Çünkü bu mahrem bir şey Canan. İki kişi arasında olan. Annem babam da dahil kimse bu alanı bilmemeli. Çünkü karın, birlikte yatağa girdiğin, annenden daha yakındır.

“İlişkimi iyi gitsin diye saklarım”

Sen modern mi, geleneksel mi bir adamsın ilişki anlamında?

Çok gevrek, uluorta gösterilmez özel yaşantı. Ben geleneksel bir adamım.

Ünlülerin her şeyi ortada, para da kazanıyorsunuz üzerimizden. Niye özel hayatını bilmesin ki seni sevenler!

Bilmek zorunda değiller. Denk gelince çekilir, maruz kalabilirsin görünmeye. Ama bunu vitrin haline getirmemelisin.

Niye ki?

Zaten işlerini biliyor insanlar, bir tek geriye özel alan kalıyor. Öyle bir lüksün yok bence. İki kişi arasındaki şey, umuma açık konuşulmaz. Benim annem babam böyle öğretti. O yüzden beni sevenlerin bunu bilmeye hakkı yok. Merak engelleyebileceğim bir şey değil, ama merak gidermek zorunda değilim.

Seni nasıl bir kadın etkiler?

Güzel, zeki, çalışkan? İki kişi arasında diyorum bak, herkese anlatılmaz!

Zarar mı görüyor ilişkin vitrine koyunca? Saklayınca ya?

Evet, aynen öyle. Güzel ve iyi gitsin diye saklarım.

Aşık olduğunda ağlar mısın? Zırlar mısın? Yuvarlanmalar filan?

Ağlarım tabii ya! Kendimi kasmam. Bütün insani duyguları taşırım.

Gizli, saklı var mı bir aşk hikayen? Ve yalnızken mi salya sümük olursun?

Var tabii! Senin yok mu? Yerlerde yuvarlanmadım ama ağladım. Ağlama hissi geldiğinde gelmiştir zaten, kimin yanında olduğun önemli değil. Erkeğin kendini saklaması, bastırması gibi bir şey yok bende.

Bir kadını etkilemek için ne yaparsın?

Ben de sakil durmayacak her şeyi yaparım.

Cimri misin peki?

Hayır asla! Hatta tam tersi, bonkörümdür!

Sana paran ya da araban için yaklaşan bir kıza evet der misin?

Nereye kadar yaklaştıracağıma ben karar veririm.

Geleneksel bir adamım, aldatmayı affetmem

Aşk yaşadığın kadında neyi affetmezsin?

Geleneksel bir adam olduğum için herkesle aynı. Aldatma, yalan gibi şeyleri affetmem.

Seçeceğin kız camiandan mı olmalı, anlamalı mı seni?

Kimseye böyle kriter koymamalısın bence. Konuşmadan anlaşacağın şeydir bu. Karşındaki de biliyordur durumunu.

“İyi pazarlanırsa açık saçık sahnede oynarım”

Sınırın var mı peki? Türkan Şoray kuralların? ‘Soyunmam, açık roller oynamam!’ diye?

Bu kuralları gerektirecek bir iş olmadı şimdiye kadar. Kurallar silsilesi yaratmak yerine, iş çerçevesinde değerlendirmeli.

Yani açılıp saçılır mısın?

Bugün ‘Yapmam!’ dediğim şeyi yarın yapmak durumunda kalabilirim, öyle bir ambalajlanır ki, olur. Burada işin pazarlanması önemli. O zaman okey! Yoksa ‘kırmızı noktalı’dan ne farkı kalır ki?

90’lar da komik bir iş. Yaşından ötürü seni zorluyor mu?

Çok rahatım bu projede. Ucundan kıyısından yaşamışlığım var 90’ları. Bir kere geniş bir çalışma alanımız var, bize ait. Keyfim yerinde, zorlanmıyorum. İşimi severek yapıyorum. Bizim sektörde “Öff hadi çekin gidelim” çok vardır. Çok sabırlıyımdır ben. Sonra da ‘Cuma atm’ye koşalım’ olmaz, işe haksızlık olur.

Senin kanal tercihin var mı projeyi kabul ederken?

Var evet, verdiğim emeğin kimlere sunulduğu, izleyici kitlesi ve zamanı önemlidir.

“Köfteci olayım dedim psikolojim bozuldu!”

Hayatında dibe vurduğun bir zaman var mı?

2009-10 senesi benim dibe vurduğum yıldır. Bağdat Caddesi’nde bir köfteci açmıştım, marka sahibiyle olan ilişkim sebebiyle maddi-manevi çok sıkıntı çektim. Bu bir yıl, benim için psikolojik olarak da zordu.

Köfteciliği kıvıramadın mı?

İyi gidiyordu, evlere servise bile gidiyordum. Sorun marka sahibiydi. Küçük yaşta, hiç bilmediğim bir sektörde büyük sorunlarla karşı karşıya kaldım. Tarvmatik oldu ama atlattım.

Kilo vermeye kararlı

Bir de ralli merakın var? Ondan bahsetsene...

10 yıldır var hayatımda. Artık yarışlara katılıyorum. 16 Kasım’da Volkan Işık’ın düzenlediği Volky Car var mesela. 2014’te de Türkiye şampiyonasındaki tüm yarışlara katılmak istiyorum. Neo Motor Spor Takımı ile yarışıyorum ben. 

Zayıflamak da var mı planların arasında?

Evet var!