'Beni tiyatro zayıflattı'

Özge Özberk, oyunculuktan önce oğluna adeta aşık bir anne... Kısa süre önce boşandı. Ama konuyla ilgili bir şey söylemiyor,çünkü söyleyeceği her kelimenin oğlu Leo'yu etkileyeceğini biliyor. Yeni filmi için koştururken bir yandan da uzun bir aradan sonra döndüğü tiyatro sahnesinin heyecanı içinde... Özge Özberk, Seninle Dergisi'ne röportaj verdi

24 Kasım 2012, Cumartesi 05:00
A A

- Şöyle bir gözlerinizi yumun ve geçmişe gidin. Neredesiniz? Neler yapıyorsunuz?

Aklıma ilk gelen, ilkokul yıllarında annemin bizi sokaklardan toplayamadığı günler... Okul dönüşü önlük bir yana, çanta bir yana, kendimizi sokağa, oyun oynamaya atardık. Çok çocuklu bir sitede büyüdüm. Arkadaşlığın, paylaşmanın, yaramazlığın ne olduğunu iyi bilirdim. Şimdiki çocukların sokakta büyüme kültürünü yaşayamaması çok üzücü.

- Ya sahne, kameralar... Onlar ne zaman hayatınıza girdi?

Lise yıllarında sahne denemelerim oldu ama tiyatroya 1994’de BKM’de Otogargara müzikaliyle başladım. Kameralarla tanışmam da aynı yıllara denk gelir.

- Peki şimdi hayat nasıl gidiyor, neler yapıyorsunuz?

Oğlum Leo’ya daha fazla vakit ayırabiliyorum. Bu yıl yuvaya gidiyor. Oyun oynamanın hayattaki yerini ve önemini iyi bildiğim için evde sürekli hareket halindeyiz. Şimdi tam olarak konuşmaya başladı. Bıcır bıcır olduğu bir dönem. Çok keyifleniyorum. Bunun dışında yapımcısı olduğum filmim ‘Napcaz Şimdi’ vizyona girdi. Onun koşuşturması içindeyim.

- Ünlü ve sevilen bir kimliksiniz. Bazen “Oğlum için bu iyi olmayacak, onun hayatını da etkileyeceğim” diyor musunuz?

Leo henüz 2.5 yaşında. Ün, şan, şöhretle pek ilgili değil. Sadece televizyonda gördüğünde “Anne çıktı” diyor, şaşırmıyor. Zaten ‘şöhret’ olmaktan vazgeçmem için çok geç. Yani kaygılanmam bir işe yaramayacak.

- Güzel kadın olmanın zorluklarını yaşadınız mı?

Zorluk olarak görülen şeyin güzel olabileceğini düşünmüyorum. En azından, size iyi gelmeyen bir şeydir. Güzel kadın olmak da göreceli. Kime ve neye göre ‘güzel’?

- Siz kendinizi güzel buluyor musunuz?

Mood’uma bağlı olarak, evet. İç enerjim yüksekse benden güzeli yok. İyi bir günümde değilsem zümrütten, yakuttan taçlar takayım, nafile.

‘Tiyatro stresi bambaşka’

- Ne kadar cesursunuz?

Cesaretinizin sınırı nerede başlayıp biter? İnandığım ve bildiğim konularda cesurumdur. Çok radikal kararlar verecek bir yapıda değilim. Cesaretin sınırı nerede başlar bilemiyorum ama insanların size inandığı ve güvendiği zamanlarda da cesaret sınavından geçebilirsiniz.

- Fazla kilonuz yoktu ama son aylarda daha da zayıfladınız. Rejim mi yaptınız?

Herhangi bir rejim programı uygulamadım. 6 yıl ara verdiğim tiyatroya başlamamla birlikte yemeden içmeden kesildim. Uzun, zorlu ve bir o kadar da yaratıcılık dolu bir prova dönemi geçirdik. Onun stresi bambaşka. Aklınıza yemekten önce gelen tek şey, unutmamanız gereken replikleriniz oluyor.

- Hayatla ilgili neler düşünüyorsunuz? Pişmanlıklarınız var mı?

Hayat, siz izin verdiğiniz sürece size pişmanlıklar yaratır. Bazen bunlar üzerinde düşünüyorum. Geriye döndüğümde şansım olsa değiştirmek istediğim şeyleri görüyorum. Değiştiremediğinizde bunu kabullenmek için bir gücün gelip sizi sarmalamasını bekliyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz, zaman geçmiş, büyümüşsünüz.

‘Kolay mutlu olurum’

- On yıl sonra kendinizi nerede ve nasıl görüyorsunuz?

Çok uzun vadede plan yapanlardan olmadım. Şimdiyi düşünüyor, yarını garanti ediyorsam, mutluyum. Bu işe başlayalı 19 yılı geçti. Geriye dönüp bakıyor, “İyi ki yapmışım” dediğim işlerle anılmak istediğimi düşünüyorum. 10 sene sonra da aynı fikirde olacağım.

- Sizi neler sinir eder, neler sevindirir?

Çok kolay mutlu olurum. Sinir olduğum şeylerin başında ise zaten çok kısa olan şu hayatımızda zamanı boşa geçirmek geliyor. Mesela trafiğe harcadığımız zaman... Günde yaklaşık 3-4 saatimiz, haftada ortalama 24-25 saat, yani bir günümüz boşa geçiyor. Boş bir gününüzde neler yapabilirsiniz, siz hayal edin artık.

- Zor bir insan mısınız?

Kolay mutlu olabilenlerin, zor insanlar olduğunu söyleyemem. En azından ben böyleyim.

‘El kremim olmazsa olmaz’

- Bakım sırlarınız var mı?

Her şeyde olduğu gibi saç, cilt ve vücut bakımında en önemli kural, temizlik. Cildim için E vitaminli kapsül kullanıyorum. Bunların cildimi canlandırdığını düşünüyorum. Onun dışında bilinmeyen bir sırrım yok.

- Çantanızdan ayırmadığınız güzellik malzemeleri var mı?

Ellerim ve dudaklarım çok kurur. Bunun için çantamda bir el kremi ve bir ruj muhakkak bulundururum.

- Mutfağa girer misiniz?

Yemek yemeyi de misafir ağırlamayı da çok seviyorum. Bu aralar en sık yaptığım yemek, fırında karamelize soğanlı-mantarlı somon. Bunun dışında özel soslu makarnalar denemeye bayılıyorum.

‘Boy kısmını ne yapacağız?’

- Geçtiğimiz günlerde defilede podyuma çıktınız. Bu ilkti. Podyumdayken neler hissettiniz?

Çok heyecanlanırım sanıyordum. ‘Beceremezsem’ diye kaygılandım başta. Düşsem bile, havalı düşeyim diyordum. Ama finalde, tek kıyafetle çıkacaktım, durumum rahattı. Bir de defile başlamadan akış ve yürüyüş provası yapıldı. Başarıyla tamamladım akışı.

- “Keşke model olsaydım” dediğiniz oldu mu?

Modellik disiplin ve ciddiyet gerektiriyor. İş, sadece kıyafeti giyip salınarak orada yürümek değil. Kurallar var. Bütün bunlar tamam diyelim, boy kısmını ne yapacağız?

(17.11.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;