Benim canım arkadaşım

Doğuştan engelli olan Hatun'un kararan hayatının ışığı 5 yaşında tanıştığı arkadaşı Dilek oldu

Benim canım arkadaşım

Mersin’de 3 çocuklu boyacı Hüseyin Büyükbaş ile ev hanımı eşi Serpil, 17 yıl önce doğan kızlarına ‘Hatun’ adını koydu. Bir süre sonra bebekleri Hatun’un bacaklarında bozukluk ve sırtında portakal büyüklüğünde bir kitle oluştuğunu fark eden çift soluğu hastanede aldı.

BİRLİKTE BÜYÜDÜLER

Doktorların “Bebek, hamilelik sürecinde yeterli gıda ve vitamini almadığı için engelli olacak” dediği ve hastalığının tedavisi olmayan Hatun, 4 yaşından itibaren tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Hatun henüz 5 yaşındayken oturdukları sokağa taşınan ailenin kızı olan yaşıtı Dilek Kılıçatan ile arkadaş oldu. Birlikte büyüdüler. Dilek gösterdiği arkadaşlık ve duyarlılığıyla Hatun’un en iyi dostu oldu. İlköğretim hayatını birlikte tamamlayan iki arkadaşın yolları liseye başladıklarında ayrıldı.

OKULUNU DEĞİŞTİRDİ

Dilek, başka bir ilçedeki okulda, Hatun ise Yahya Günsur Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde eğitimine başladı. Evlerinin yakın olması nedeniyle biricik arkadaşı Hatun’un çektiği sıkıntıları gören Dilek buna seyirci kalamadı. Dilek ailesiyle görüşüp kaydını Hatun’un okuluna aldırdı.

HİÇ AYRILMAYACAKLAR

Dilek her gün tekerlekli sandalyesini ittiği arkadaşıyla birlikte okula gidip gelmeye başladı. Liseyi bitirince bilgisayar teknisyeni olmak isteyen Hatun, “9 yıldır canım arkadaşım Dilek’le okula birlikte gidip geliyoruz. Ondan ayrılmayı hiç istemiyorum, ama büyüyoruz. Akülü bir arabam olsa ona yük olmadan hareket edebilirim” dedi.

HAYIRSEVERLERE ÇAĞRI

Dilek ise şöyle konuştu: “Hatun’u okula götürüp getirmek hiç zoruma gitmiyor. Çünkü biz çok yakın arkadaşız. Arkadaştan, kardeşten bile öteyiz. İyi günde de kötü günde de onun yanında olmak istiyorum. Ama kendini daha iyi hissetmesi için akülü arabası olması gerektiğine inanıyorum. Ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için hayırsevere sesleniyorum. Ne olur, arkadaşımın akülü araba hayalini gerçekleştirin.”  Kerem KOCALAR/AA