'Benim şarkılarımın bir derdi var!'

Derdi olan şarkılar yaptığını söyleyen Emre Aydın'ın şarkıları şimdi herkesin dilinde. Genç şarkıcıyla yeni albümünü, dertlerini, sevinçlerini konuştuk...

Cumartesi, 22 Mayıs 2010 - 05:00

'Benim şarkılarımın bir derdi var!'

Emre Aydın ilk albümü ‘Afili Yalnızlık’la herkesin tanıdığı ve sevdiği bir şarkıcı oldu. İkinci albümü için beklenti büyüktü, Afili Yalnızlık’taki başarıyı yakalaması gerekiyordu. Genç şarkıcı ‘Kağıt Evler’ isimli ikinci albümüyle de çok büyük bir başarı yakaladı.

Derdi olan şarkılar yaptığını söyleyen Emre Aydın’ın şarkıları şimdi herkesin dilinde. Genç şarkıcıyla yeni albümünü, dertlerini, sevinçlerini konuştuk...

Artık albümler satmıyor ama sizinki gayet iyi gidiyor...

Evet. Beklediğimden de iyi gidiyor. Satış, tepkiler çok iyi. Birinci albümle çok iyi bir çıkış yaptıysanız ikincide yapmanız gereken onu devam ettirmektir. Ama bu albüm Afili Yalnızlık’ı da geçti. Tepeye çıktı.

Sizin şarkılarınızın genelde hikayesi oluyor. Kağıt Evler’inki nasıl?

Daha modern ve olgun bir albüm. Unutmakla unutamamak üzerine bir kompozisyon.

Olgun derken yaşınızı mı, tecrübenizi mi, bilginizi mi kastediyorsunuz?

Hepsiyle alakalı. 30’lu yaşlara geçiş dönemim. Mutlaka yaşımın etkisi var. Yaşınızla birlikte dinlediğiniz şeyler de değişiyor. Ben caz hiç sevmiyordum ama geçenlerde radyoda bir istasyon buldum ve epey dinledim. Eskiden bana hiç kimse 30 saniye caz dinletemezdi.

Özel hayatta yaşanılan şeyler de insanı olgunlaştırır...

Şöyle şeyler yaşadım da onlar beni olgunlaştırdı diyeceğim bir şey yok. İyi ve derdi olan şarkılar yapmaya çalıştım. Albümün bir derdi var mı, havadan sudan mı bahsediyor yoksa bir şey anlatıyor mu, genel olarak bir ruh halini yansıtıyor mu? Benim kriterlerim bunlar. ‘Kağıt Evler’ bunlara uygun bir albüm oldu.

Peki kadınlara bakışınızda değişiklik oldu mu?

Ben bu ilişkimde şunları tecrübe ettim. Bir dahakinde yapmayacağım dediğim ne kadar şey varsa hepsini yaptım. Daha fazlasını bile yaptım. Benim bakış açımda herhangi bir değişiklik olmadı. Zaten böyle bir durumda kontrol edemediğiniz biri oluyorsunuz. Aşıksanız kendinizi kontrol edemiyorsunuz. Aşkın mantıksızlık, hastalık olduğu söyleniyor, katılıyorum.

Bu kadar güzel ve romantik besteler nasıl bir ortamda ortaya çıkıyor?

Aslında kafamda bir tema oluyor, o temayı uzun süre taşıyorum. Gitara ya da piyanoya yanaşıp nasıl olur diye bakıyorum. İnsanların bir albüm yapmadan önce 30 tane bestesi oluyor. Bende öyle olmuyor. Benim kafamda ufak ufak melodiler de oluyor. Onlarla ilgili en son kayda girmeden önce ya da heyecanlandığım zamanlarda oturup şarkı haline getiriyorum. Mesela ‘Hoşçakal’ diye bir şarkı yazacağımı çok uzun süre biliyordum. O hikayeyi de biliyordum. Bestesini yapmamış olsam da nasıl bir tınısı olacağını biliyordum. Sonra şarkıyı yazdım.

Kafanızda ufak bir senaryo yazıyorsunuz yani...

Evet tam olarak bu aslında.

Ve genelde de efkarlı senaryolar çıkıyor...

Evet. 6. Cadde grubundayken neşeli şeyler yazmıştım ama sonra onları dinlediğimde hoşuma gitmedi. Bir de kendi dinlediğim şeyler öyle değil. Eğlenceli şarkılar dinlemem. Dinleyici olarak çok tercih etmediğim için elim o akorlara gitmiyor, çok hoşlanmıyorum. Dinlemediğim için şarkı da yapmıyorum.

İnsanın içi hiç mi kıpır kıpır olmaz? Öyle zamanlarda neşeli şarkılar yazmak istemez misiniz?

O tip anlar benim şarkı yazma modundan en uzak olduğum zamanlar. Benim geride bırakmak istediğim derdi olan, bir şeyler anlatan şarkılar. Onlar da genelde hüzünlü şeyler oluyor.

Siz de öyle misiniz? Dertli ve hüzünlü?

Hayır. Öyle şarkı yazmanız sizin devamlı o modda gezmenizi gerektirmez. Eminim ki çok neşeli işler yapan insanlar da çok hüzünlü oluyordur. Hatta belki karakter olarak benimle karşılaştırırsak ben daha neşeli bir tipimdir.

Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

En belirgin özelliğim birden samimi olmamam. Tabii ki iletişim kuruyorum ama otuzuncu saniyede ‘Sen ne yaptın ya?’ diye lafa giren biri değilim. Ailemden aldığım eğitimle de ilgili sanırım biraz daha mesafeli oluyorum. Mesafe zaman içinde kırılması gereken bir şey. Bence biraz da olması gereken bir şey. Zor bir sektörde çalışıyoruz. İşin içinde ego olduğu için sanatı pazarlayanlar da, satın alanlar da o egoya alışıyorlar. Egonun çok şişkin olduğu bir sektör olduğu için mesafenin yararı oluyor.

Aslında soğuk duruyorsunuz ama bir yandan da şarkılarınızla tüm özelinizi herkesle paylaşıyorsunuz?

Kendinizi ve duygularınızı herkese açıyorsunuz... Evet, aynen. Aslında çok açmam kendimi. Çevremde bir-iki insan vardır, onlarla bile az konuşurum. Bu albümde acaba çok mu anlattım diye sordum kendime. Bazı kriterlerim var tabii. Şarkıda başkaları geçiyorsa, şarkı onların hayatında problem çıkaracaksa bazı şeyleri kırpıyorum. Belki bu bile yanlış. Nihayetinde bir şarkı. Bitmiş bir aşk da olabilir, başka bir şey de ama bitmiş bir şey için şarkıyla onu deşmenin bir anlamı yok. Kendimi çok açtığım zamanlar oldu. O zaman da boşver deyip geçtim.

Bu albümü İsveç’te yaptınız. Bu durum ruh halinize ve albüme de yansımış sanırım...

Benim oranın havasını yansıtmak gibi bir niyetim yoktu. Birinci önceliğim soundu iyi olsundu, ikincisi ise iyi bir prodüktördü. O prodüktör İsveç’te olduğu için oraya gittim. Dinleyince fark ettim ki oranın havası yansımış. Ama hiç şikayet edilecek bir şey değil, çok da güzel bir tat olmuş.

'Bu Yağmurlar’ şarkınızda ‘Tutunuyorum uçurum kenarına, annem için’ diyorsunuz?

Annenize çok mu bağlısınız? Bağlıyımdır, aslında aileme bağlıyım, babama da, anneme de, kardeşime de. Ailemi önemserim. Babama da yazdığım şarkı var ama bitmedi. Zaten önemsediğiniz şeylerle ilgili şarkı yazıyorsunuz.

Peki kız arkadaşınız var mı?

Hayır yok.

Çok fazla genç kız hayranınız var. Bu durum özel hayatınızı etkiliyor mu, kıskançlık krizleri yaşanmasına sebep oluyor mu?

Hayır, çünkü bu biraz da dinleyicilerinizle kurduğunuz iletişimle alakalı. Beni insanlar ailesiyle dinlemeye geliyor. Dinleyicilerimle aramda her an bir şey olabilir gibi bir tınım yok. Çok da ilişkim olmaz zaten.

Ben de tam tersi bu kadar güzel sözler sık aşk yaşanmadan yazılmaz sanıyordum...

Bitmiş bir ilişkiyle ilgili söylemediğiniz ama söyleseniz daha iyi olacağını düşündüğünüz bin tane laf olur. Onları şarkı yapıp yapıp anlatabilirsiniz. İlla yeni bir sevgiliye yazılması gerekmez.

İlk görüşte aşka inanır mısınız?

İnanırım. Olmadı ama herhalde oluyordur. Bu işlerden pek anlamam.

Neden anlamam diyorsunuz?

Gerçekten anlamam. Kadınlar üzerine, ilişkiler üzerine ahkam kesecek kadar ne tecrübem var ne de bilgim. Benim yaptığım şey içinde aşk da olsa kendi hikayelerimi şarkıyla anlatmak. Aşk üzerine, ilişkiler üzerine derin sözler söyleyecek bir adam değilim.

Nasıl bir aşık olursunuz? Romantik mi, aptal aşık mı? Ayakları yere basmayan mı?

Hepsini tek tek olduğum oldu. İçinde bulunduğum duruma göre, karşımdaki insana göre ve benim psikolojime göre değişiyor. Hepsi oldu tek tek.

Sürpriz yapar mısınız?

Yine karşımdakine göre değişiyor. Sürprizlerle dolu bir insan değilim ama ufak tefek bir şeyler yaparım. Bir çiçek çoğu zaman kız arkadaşınız için arabadan daha güzel bir hediye olabilir.

Siz aslında iktisat mezunusunuz. Şarkıcılık yapmasaydınız ne olmak isterdiniz?

İktisat ailem istediği için okuduğum bir meslek. Veteriner olmak ya da anaokulu öğretmeni olmak isterdim. Hem çocukları hem de hayvanları çok seviyorum. Severek yapardım.

4