Bergüzar Korel bir diziyi kurtarır mı?

Çarşamba, 25 Ağustos 2010 - 05:00

Bir Yeşilçam klasiği daha ekrandaydı önceki gece. Urla’nın güzelliklerini saymazsan “Bitmeyen Şarkı” (atv) için bir övgü kelimesi bulabilir miyim; emin değilim.
Bende yarattığı ilk duygu, “klasik bir Yeşilçam hikayesi daha” oldu. Ama bu işler böyle. Ekranda prim yapan işler belli. Aşk ve trajedi bu işlerin başında geliyor. Neyse... Son olarak “Canım Ailem” dizisinde bıraktığımız Koca Yanak Mertcan (Alpay Salha) yine bir büyümüş de küçülmüş velet olarak çıktı karşımıza. Muhtemelen iki dizinin yönetmeni de Sadullah Çelen olduğu için şanslıydı Alpay. Sanırım ekranda ergenliğe geçişini gördüğümüz çocuk oyunculardan biri olacak o da. Bu arada dizideki telefon numaralarının “0532” ile başladığını gözden kaçırmadık. Urla’da tercih edilen operatörün farklı olduğunu telefon rehberimden iyi bilirim ama hadi abartmayalım meseleyi. Son olarak da sadeliğiyle ve inceliğiyle farklı bir Bergüzar Korel görmemize rağmen, bıyıkları ve oyunculuğu birkaç dizidir aynı kalan Bülent İnal farklı bir duygu yaratamadı bende. Bir Mesut Yar klasiği olan “İlk bölümün günahı olmaz” saptamasını tekrarlayıp Bitmeyen Şarkı’nın çabuk bitmemesini diliyorum.

Neden talk şova çıkmazlar?
Çok soru geliyor okurdan. Mesela biri “Neden ünlü dizi oyuncularını talk şovlarda az görüyoruz” diyor. Bir şekilde yanıtlayalım bu soruyu. İki nedeni var. İlki, oyuncunun bizzat kendi tercihi olması.
Dizisinin dışında bir “gerçek” karakter olarak çıkmak istemiyor izleyicinin karşısına. Saygı duyarım. İkinci neden de bizzat yapımcının ya da kanal yöneticisinin tercihi. Bunda da dizide yaratılan etki alanının ya da büyünün bozulması riskinin büyük payı var. Çünkü benim sevgili okurum, dizilerde kasılırken gördüğünüz birçok oyuncu arkadaşın içi boş. Zarf var ama mazruf yok yani...
Dolayısıyla hayranı olduğunuz karakterleri dizilerde izlemekle yetinin derim ben. Yoksa büyük hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz!

LiDERLERiN SESi KISILDI...
Siyaset Meydanı Özel (Show TV) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı önceki akşam.
Tedirginlik yaşasalar da Ali Kırca ve Tuba Atav ikilisi sorulması gerekenlere en yakın soruları yöneltti Başbakan’a. Her yanıtı onaylamadan da soru sorabiliyormuş gazeteciler demek ki. Neyse...
Aynı saatlerde Habertürk ekranlarında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu vardı. O da hakkındaki birçok iddiaya yanıt verdi yalınlıkla. Orada gelen sorular da adildi. Ben başka bir ayrıntıyı yakaladım ve bölüşmek istedim sizinle. İki liderin de sesleri kısık ve neredeyse konuşmakta zorlanıyorlardı. Bu referandum karmaşasında alanlarda bağırmaktan solukları kesilmişti anladığım kadarıyla.
Keşke ikisi de ortak bir adres belirleyip bir TV programında karşı karşıya gelse. Aralarına MHP ve BDP liderleri de katılsa ve referandum enine boyuna tartışılsa. Kendimizden vazgeçtik, bari liderlerimiz seslerinden olmasa; ne dersiniz?

En iyi aşk “Aşk ve Ceza” dizisinde!
Ekranda dikkat önemlidir. Bakmakla görmek arasında bir fark vardır bilirsiniz. Ben gördüklerimi, gözden kaçırmayın diye not düşeyim hemen. Aman dikkat... “Çakıl Taşları’na” dikkat edin. Alıştığımızın ötesinde bir gençlik dizisi olarak yol alıyor ekranda. Şimdilik kötü giden tek yanı reytingleri Çakıl Taşları’nın. Ama tutar da anlatımını bozmazsa, ekranda gördüklerinden ödü patlayan ebeveynler olarak çocuğumuzu daha rahat gönderebileceğiz okuluna. “Hayrettin” ismine dikkat edin. Çok yakında Star ekranında patlayacak bir isim bu. Birkaç zamandır işlerini ilgiyle izlediğim genç bir oyuncu (ismi bende saklı) kahkaha ezberimizi bozacak. Hayrettin’e dikkat edin işte.
“Nikahta Keramet Var”, ekranda süre giden İzdivaç modasının son temsilcisi. Show TV ekranlarında yayınlanmaya hazırlanıyor. Bu işlerde birini diğerinden farklı kılan hiçbir şey yok. Ama bu program dikkat çekici olacakmış. Göreceğiz yakında. Şu ana kadar ekranda yaşanan en gerçekçi aşkı “Aşk ve Ceza”da buluyormuş izleyici. Bu çok sayıda ağızdan duyduğum bir şey. Dikkat edin bakalım öyle mi? Değilse alternatifinizi yazın, onları da not düşeriz artık.

Yüzbaşı Volkan yetim kaldı...
Evet biliyorum. Fox TV’deki “Yer Gök Aşk” dizisi ünlü İngiliz yazar Philippa Gregory’in “Boleyn’in Kızı” isimli romanından esinlenmiş. Hatta eser daha önceden sinemaya uyarlandı ve iyi gişe yaptı. Şimdi de bizde dizi olmuş, izleniyor. Ben sevgili okurlarımın bundan etkilenip serzenişte bulunmasına hiç anlam veremiyorum. Kaç adet orijinal iş görüyorsunuz ki ekranda? Durun daha Boleyn serisinden daha ne hikâyeler var dizileştirilecek. “Bir ara” diyorum, “yegane çizgi roman kahramanlarımızdan Yüzbaşı Volkan’a da el atsalar”. Göklerde yetim kaldı vallahi adamcağız, vallahi!