Bernanke de KOBİ'ye destek istiyor

Salı, 20 Temmuz 2010 - 05:00

Geçenlerde uluslararası bir televizyon kanalında ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke’nin konuşmasını dinliyordum. KOBİ’lerle (küçük ve orta boy işletme) ilgili bazı sözleri dikkatimi çekti. Önce birkaç önemli veri aktardı:

- KOBİ’ler, çalışan Amerikalıların yarısına iş veriyor, istihdam artışının yüzde 60’ını sağlıyor.

- Yeni işletmeler, yani 2 yaştan küçük olanlar çok önemli... Son 20 yılda istihdam artışının üçte biri bu şirketlerden geldi.

- KOBİ’ler için kredi koşulları ilk 3 ayda iyi olmadı. KOBİ’lere açılan kredi miktarı 2008’in ikinci çeyreğinde 710 milyar dolardı. 2010’un ilk çeyreğinde 670 milyar dolara geriledi.

Kredinin önündeki 3 engel

Bu saptamaları yaptıktan sonra kredi gerilemesinin ‘talep düşmesi’, ‘ekonomik koşullar’ ve ‘bankaların krediyi sıkı tutmasından’ kaynaklandığını söyledi ve ekledi: “Ne olursa olsun kredi almaya, değer şirketlerin krediye ulaşması için yeni önlemler almalıyız.”

Bernanke’nin değerlendirmeleri ne kadar tanıdık değil mi? Sanki Türkiye Merkez Bankası Başkanı konuşuyor. KOBİ’lerin krediye ulaşamamasından, bankaların işi sıkı tuttuğundan söz ediyor.

Rakamlar da Bernanke’yi destekliyor, anketler de... Amerika’daki KOBİ’ler de krediye ulaşamamaktan, bankaların işi sıkı tutmasından şikayetçiler.

‘Bankalar işi zorlaştırıyor’

Bu sayfadaki tabloyu görüyorsunuz... Atlanta Merkez Bankası’nın yaptığı anket, ‘Neden kredi kullanmıyorsunuz?’ konusunu sorguluyor. Türkiye’de de benzer bir anket okumuştum. Neredeyse oranlar ve gerekçeler aynı. Bir bölümü, ‘ihtiyacım yok, çünkü satış desteklemiyor’ diyor... Bir bölümü, ‘bankalar vermiyor’ gerekçesini ileri sürüyor. Dikkate değer bir bölümü, ‘bankalar veriyor ama zor koşullar öne sürüyor’ görüşünü dile getiriyor.

Gördüğünüz gibi KOBİ’ler, Amerika’da da olsa sıkıntı çekiyor, bankalardan şikayet ediyor.

Hazır giyimin maliyet yolculuğu!

Bursa Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Celal Sönmez, tekstil tesislerini kapattığı günlerde yaptığımız sohbette, “Bu iş giderek Doğu’ya kayıyor, mükemmel üretim yapıyorum ama yine de rekabet edemiyorum” demişti. Tekstil, maliyet başta olmak üzere çevre gibi faktörler nedeniyle İngiltere’den başladığı yolculuğuna devam ediyor. İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Türkiye, Doğu Bloku derken Çin ve Hindistan’ın yükselişine tanık olduk.

Doğu’dan yükselenler

Bu arada Pakistan ve Bangladeş gibi ülkeler eklendi. Ama Çin, her zaman büyük güç olarak yerini korumayı bildi. Ama son dönemde özellikle konfeksiyonda Çin’in rekabet avantajını kaybetmeye başladığına yönelik haberler geliyor. Çin payını kaybederken, Bangladeş, Kamboçya ve Vietnam ise yükseliyor.

Örneğin, Bangladeş, bölgede hızlı bir giyim tedarikçisi haline geliyor. Bu ülke, 2004-2009 yılında arasında giyim ihracatını tam 2’ye katlamayı başardı. Ülkenin 8 milyar dolar civarındaki ihracatında hazır giyimin payı yüzde 80’e ulaştı. Böylece Bangladeş, Çin ve Türkiye’den sonra gelişmekte olan ülkeler arasındaki üçüncü büyük ihracatçı haline geldi.

En düşük ücret

Peki hazır giyimde Bangladeş, Vietnam ve Kamboçya neden öne çıkıyor?

Bunun basit bir yanıtı var: ‘Ücretler’. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre, Bangladeş, dünyanın en düşük asgari ücretine sahip ülke konumunda... Bu ülkedeki 64 dolarlık asgari ücrete karşılık, Çin’de 117-147 dolar arasında değişiyor.

Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Barry Eichengreen’in değerlendirmesini okudum bu konuda... Şöyle diyor: ‘Bu alandaki Çinli şirketler sıkıntıya girmeye başladılar. Onların yerini Doğu Asya ve Orta Amerika ülkeleri dolduracak.’

Yani tekstil ve giyimin büyük ‘maliyet’ yolculuğu Doğu’ya doğru devam edecek.

Kazandibi benchmarking’i

Bundan yaklaşık 13 yıl önce, 1997 yılının Ekim ayında Capital dergisi ile bir kitap yayınlamışız: ‘Benchmarking’. Kitabın girişinde bu kavramın tanımını ise şöyle yapmışız:

‘Benchmarking, bir şirketin, kendini rakipleri, diğer sektörler ve dış pazarlardaki uygulamalar ile karşılaştırıp, en iyi uygulamaları örnek alıp, zayıf yönlerini geliştirmesi anlamına geliyor.’

Otel patronunun arayışı

13 yıl önceki kitabı bana hatırlatan ETS Turizm’in yönetim kurulu başkanı Mehmet Ersoy oldu. Ersoy, otellerindeki aksayan ya da geliştirilmesi gereken alanları, ‘en iyilerden’ örnek alarak gerçekleştiriyormuş.

Beni en çok etkileyeni ise ‘kazandibi’ uygulaması oldu. Otellerinde standart ve müşterisini tatmin edecek kazandibi servisi yapmak isteyen Mehmet Ersoy, bunun için en iyi uygulamayı bulup, her aşamasında örnek almış. Şimdi aynı standart ve kalitede, Voyage Otelleri’nde kazanbidi bulmak mümkünmüş...

Sadece kazandibi değil. Başka alanlarda da ‘benchmarking’ yapıyorlarmış. Amaç, ‘en iyiyi’ yaygınlaştırmak... Aslında ‘benchmarking’, gelişim peşindeki herkes için ideal bir ‘iyileşme’ stratejisi... Tabii ideali, gidip izleyip, uygulamak değil, şirketlerle, hizmet ve üretim alanında paylaşıma girerek bunu gerçekleştirmektir...