Beşir'in kerameti nedir?

Cumartesi, 15 Mayıs 2010 - 05:00

TTÖH yani “Tron Tron Öksürüğü Hastalığı” dolayısıyla ciğerleri sönmek üzere olan Beşir, giderayak Aşk-ı Memnu (Kanal D) coğrafyasını birbirine kattı...
Malum Bihter ve Behlül ikilisinin sevişme görüntüleri elindeydi birkaç zamandır. Bu CD’yi bir günah gibi iç cebinde taşıyan Beşir, daha sonra işi sağlama alıp kiralık kasa tuttu... Ama anlamadığım kiralık kasa denilen şeyin anahtarı öyle elden ele gezemezdi. Bankalar kanunu mu değişti, yoksa Beşir hem Matmazel hem de Süleyman efendiyi içerik söylemeden kasaya ortak mı etti?.. Bu durumda bile üçlü imza istiyor ve sanıyorum her ortağa bir anahtar veriyor bankalar, kafana göre gidip açtığın kasa filan yok buradaki bankalarda...
Tamam, kusur bulmak istedikten sonra seri şekilde buluyor insan.
Ama çok izlenen, hatta izlenmeyip içine girilen dizilerin maksimum dikkat etmesi gerekiyor her konuda... Yine Beşir ve yine gol. Doktor adamımızın odasına giriyor. Beşir’in ciğerleri dinleyip, “Seni oksijen çadırına almamız gerekiyor” diyor. Beşir, gerek yok iyiyim ben diye kestirip atıyor konuyu. Doktor da çıkıyor odadan... Bunu fakültede bir profesör öğrencisine yapabilir ancak. Beşir, Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı ne zaman geçti de aldı diplomayı eline? Of anam...

Boşanma programları yolda!
Gelecek yılın formatının boşanma programları olacağını yazmıştık. İstatistikler de ekran yoluyla başlayan evliliklerin ömrünün üç ayı bulmadığını ortaya koyunca formatı acilen yayına sokmakta yarar var derim ben... Ekranda mutluluk arayanlara, yine ekran yoluyla özgürlüklerini vermek yapılabilecek en şık hareket olur sanırım. Yine televizyonlar kazanacak, yine birileri 15 dakikalığına ünlü olacak ama olsun. Topyekûn bir mutsuzluktan daha iyidir böylesi... Bir de sanırım sunucu sorununu çözmemiz gerekiyor. Bu konuda rekoru elinde tutan Seda Sayan ve Mehmet Ali Erbil ikilisi favorimdir. Hele ki ikisi birden sunarsa ballı kaymak olur, ne dersiniz?

İşte erken tatilciler...
Kanal D, Star ve CNN Türk’te iç yapımların çok önemli bir bölümü ay sonu itibarıyla veda ediyor ekranlara. Büyük bir haber değil bu. Hepsi tatile gidiyor çünkü... Yani “neden bir anda ortadan yok oldular” dememeniz için küçük bir uyarı bu. Uzun yaz tatiline hazırlanan yüzlerin bazılarını da sayalım; Güneri Cıvaoğlu, Ruhat Mengi, Mehmet Ali Birand (32. Gün), Ömür Gedik ve genelde hafta sonu ekranlarından aşina olduğumuz diğerleri...

Ezel yırtabilecek mi?
Ezel’in kan kaybettiğini önce bu köşenin okurları öğrendi. Şimdi o kanı yerine nasıl koyacaklarını da öğrenecek... Ezel, daha önceki kanalında yaptığı gibi meseleyi baştan sona özetleyen “özel” bölümler hazırlayarak, arada kaybettiği seyircinin hafızasına kayıp bilgileri yerleştirecek...
Yani bir şekilde, diziden; kimi zaman akamayan hikayesinden filan bunalarak kanal değiştiren izleyiciye kaçırdıklarını gösterecek. Bunu ekran yoluyla olduğu kadar SMS yöntemiyle de destekleyecek... Yani hikayenin bilinmeyenleri isteyenlerin cep telefonuna gelecek. Durun bakalım; bu ileri yöntemler sayesinde durumu kurtaracak mı fenomen dizi, yaşayıp göreceğiz!

BAMBAŞKA BİR ŞEY LAZIM!
‘Defne’ Her şey Bambaşka (atv) için söyleyecek çok şey yok. Uzun yıllar saatini her gün haber bülteni için kurmuş bir profesyonelin yaşayabileceği yabancılaşmayı yaşıyor ekranda... Belki bu yüzden reytinglerde istediği rakamların çok uzağında duruyor.
Defne’yi tekrar ekrana döndürmek iyi bir projeydi.
Ama kuşak programları çok habercinin sonu oldu... Yapmasın demeyeyim. Çünkü ekrana çok yakışıyor Defne Samyeli. Ama biliyorum çok daha iyi adresler var onun için; her şeyin bambaşka olabileceği...

Geniş Aile de transfer olur mu?
Star’a yeni transferler olacağını yazmıştım. Bunun içeriden olacağını da ekleyerek. Haneler tam bir iç yolculuğun sonunda adresine ulaşan mektup oldu...
Bundan sonra Star ekranında yayınlanacak olan kabarenin altındaki imza D Prodüksiyon’a ait. Küçük Kadınlar’ın da öyle. Aynı imzayı taşıyıp başladığı kanalda kalan bir Geniş Aile var... Acaba diyorum, o da bu iç yolculuğa çıkacak mı?..
Yıllardır kendi grubunun kanalı olan Star’a iş yapamayan/yaptırılmayan D Prodüksiyon şeytanın bacağını kırmanın üstüne bir de rekora gidecek mi? Hakikaten merak ediyorum...

Türk Malı ve Geniş Aile’nin benzerliği...
Türk Malı (Show TV) ve Geniş Aile’de (Kanal D) dikkat çeken bir kolaycılık oluştu. Türk Malı, deyim ve özdeyişlerin harfleriyle oynayarak komiklik yaratıyor...
İlk duyuştaki ilgiyle, iki kelimeden birinin bu hale dönüşmesi sonrasındaki ilgi aynı değil. Hatta iş baygınlık boyutuna varıyor. Arada bir üstünde oynamakla suyunu çıkarma ayrı şey çünkü...
Aynı duyguyu Geniş Aile’deki Ulvi lakaplarında da yaşar oldum. Başlangıçtaki yaratıcılık yerini ezber bir kalem çalışmasına bıraktı. Parlaklığı gidince mizahın güldüren yanı da ölüyor. Başka hatlar bulmak lazım yüz güldürebilmek için!