Bi cumartesi gecesi

Pazartesi, 27 Nisan 2015 - 05:53

- Cumartesi gecesinin son demlerindesin. Pazar moduna tam ayaklarını uzatmışsın. Aaa bi de bakmışsın; mahkemeler birbirine girmiş. Memleket ‘çarşamba pazarına’na ışınlanmış. İşte biz buna ‘18G hızında Yeni Türkiye Teknolojisi’ diyoruz...

- Yeni Türkiye’nin pazar tatili de yok. Sürekli bi aksiyon. Hükümet ‘Çalışkan’lıkla övünmekle vallahi haklı!

- Gece yarısı çıkan gürültüde, uykusu ağır Türkiye uykudan uyandı mı bilemem. Ama kabine pijamalarıyla tivitırda yerini aldı.

- Sosyal medya, gece geyiğin dibine vurdu. Son 5 yılda kahkaha atarak korku filmi izleme yeteneği kazandık. Bence, iktidar bunu da ‘başarı’ hanesine yazsın...

- Gecenin köründe ‘Sulh ceza’- ‘Asliye ceza’ mahkemelerinin yetkilerini tartışarak, kanımca dünyada bi ilke daha imza attık. Bu da ‘Yeni Türkiye’ gurur tablosuna pek ala eklenir. Ne de olsa, eşi benzeri görülmeyecek bi vaka.

- Diğer dünyalılar bu tivitleri görseydi şayet, “Çok entellektüel ülke” derdi yemin ediyorum. Nerden bilecekler gerçeği. Havamız olurdu.

- Bi zamanlar ‘Derin devlet’ vardı. Neyse ki demokrasi geldi de, şükürler olsun derinliği kalmadı. 7+24 gözümüzün önündeler.

- Askeri, gazeteciyi, aktivisti ‘Kaos yaratıp darbe yapacak’ diye içeri attılar. Ama asıl kaosçular cumartesi gecesi ‘Ben burdayım’ diye sırıtıyordu.

- Gün ışıdı. Vatandaşa yine içinde ‘paralel, darbe, hain’ geçen 3 cümle kuruldu, yetti arttı. Zaten geçmişteki kardeşliği ‘Saflık’ diye açıklayan hükümetin yandaşı da saf olur. Çok şey etmemek lazım.

- Bu arada kişi başına düşen ‘Darbe’ sayısı önceki gece ile bi dadet arttı. Gerçi; ‘Yeni Türkiye’de ‘Darbe oldu’ diyorsun, adam artık okeyden kafasını kaldırmaya bile tenezzül etmiyor.

- Şimdi benden olanları ciddi ciddi analiz etmemi, hukukbağımsız yargı çerçevesinde anlatmamı bekliyorsunuz di mi? Kusura bakmayın ama çok beklersiniz. Onlar çooooktaaaan atlarına binip gittiler.

***

Olgunlaştık

- Bilim ve teknoloji politikalarımızı belirleyen TÜBİTAK’a geçen yıl, müdür yardımcısı olarak Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü Mustafa Sancar atanmıştı. Oysa biz daha; “Aslen ilahiyatçı olan Sancar’ın hayvanat bahçesinde ne işi var’ı çözememiştik.

- O sıralarda, eskiden güreş hakemliği yapmış olan Su Ürünleri Hal Müdür Yrd. Şevket Demirkaya, Şehir Tiyatroları’nın Müdürü olmuştu. Bu atamadan sonra da zaten bi daha soru sormamaya yemin etmiştik.

- O yüzden; TÜBİTAK’ın bilim adamlarının işe alınmasından sorumlu insan kaynakları (İK) müdürlüğüne, İstanbul Belediyesi’nin park, ağaç işleri biriminin İK çalışanı Muhammed Ali Peru atanınca... ‘Olgunlukla’ karşıladık.

***

Çay için

Kaynak tartışması aldı başını gidiyor. İhtişamlı AK Saray’a hiç girmeyeceğim. Neticede, ben hayatında Saray’daki hamamın mozaik parası kadar bile toplu para görmedim. Benim kaynak hesabı basit: Saray’da içilen kilosu 4 bin TL olan Beyaz Çay yerine, memur annemin, işçi babamın çayını içeriz olur biter. Kısaca diyeceğim o ki; aranan kaynak Vicdan’da, gerisi palavra...

***

Zeka testi

Seçim yasakları 10 Mart’ta başladı. Ama biz neredeyse her gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “400 oy istiyorum”larını dinliyoruz. Sadece 2 haftada, Erdoğan’ın TV’de görünme süresi tam 1735 dakika! YSK ve RTÜK’ün gıkı çıkmıyor. Eleştirenlere de “Cumhurbaşkanı Anayasa’nın tarafsızlık şartına uyuyor ama’ diyorlar. Çünkü; parti adı vermeden oy istiyormuş! Yandaşın halka reva gördüğü ‘zeka seviyesi’ buysa, şaka maka bunların hepsine bi zeka testi yaptırmak lazım. Dönemin belgesi olur fena mı.

***

Göreve dönüş 2

- Bi süredir ‘Acaba Nerde?’ diye ünlü liberal iş adamı Cüneyt Zapsu’yu sayıklıyordum. Tabi ki tamamen mesleki meraktan.

- Zapsu, daha başbakan olmadan önce Tayyip Erdoğan’ı iş dünyasına takdim eden, hiç yanından ayırmadığı danışmanıydı. Rahmetli meslek abim Turan Yavuz ‘Çuvallayan İttifak’ kitabında da; Zapsu’nun, Erdoğan’a, ABD desteğini nasıl şevkle organize ettiğini tane tane anlatır.

- Erdoğan’ın kariyerinde fazlaca mühim bi isim olan Zapsu, uzun süredir ‘görünmez’ olmuştu. Cumhuriyet’ten öğrendim ki 9 Nisan’da İstanbul Conrad Otel’de, sessiz sedasız bi grup toplanmış. PODEM diye bi oluşumun temelleri atılmış. Zapsu da bu oluşumdaymış. Habere göre bu PODEM, Erdoğan’ı, şu sıralar çok kızdıran TÜSİAD’ın alternatifiymiş. Anlaşılan Zapsu göreve dönmüş, hayırlı olsun.

***

Bu da benim ev halleri...

Haftanın 6 günü, geç saatlere kadar çalıştığım için evle ilişkim pek sıkı fıkı değil. Benim evi derleyip toplamaya dünya tatlısı bi kadın gelir. 1 çocuğu var, en büyük arzusu onu okutmak. Haftanın her günü oğluna hasret, çalışıyor. Geçen yine bende... Bana dağınıklığım konusunda üstü kapalı ayar çekerken, ortamı yumuşatayım diye ‘Ya ikinci bi çocuk yapsanıza?” deme zevzekliğinde bulundum. Elindeki viledanın sapıyla bana öyle bi dönüş yaptı ki; ‘Dur ben de dolabı toplayayım’ diye oradan savuştum. ‘En az üç çocuk’ desem, sanırım tüm evi ben toplayacaktım.