Bihter kazağı Firdevs gömleği yok sattı...

Kadınlar tarih boyunca beyazperdede gördükleri ünlüler gibi olmak istediler. Onların giydiğini giyerek moda yarattılar. Şimdi ise diziler kadınları etkiliyor

a
a
Cumartesi, 31 Ekim 2009 - 05:00


Bihter kazağı Firdevs gömleği yok sattı...

 

Sıla tokaları, Hatırla Sevgili elbiseleri ve Aşk-ı Memnu modası... Nişantaşı’ndaki Closh Butik’in ortakları Selvin Parunakyan ve Serli Keçoğlu’nun tasarımları, Aşk-ı Memnu’ nun özellikle ilk bölümlerinde büyük patlama yapmış. Bihter rolündeki Beren Saat ile Firdevs rolündeki Nebahat Çehre dizide giyer giymez, butik halkın akınına uğramış. ‘Bihter kazağı’, ‘Firdevs gömleği’ yok satmış. Onların butiğine “Bihter kızı olmak istiyorum” diye gelenlerin sayısı hiç de az değilmiş. Öyle ki yeni koleksiyonlarına, hala ısrarla sorulan ‘Bihter kazağı’nın yeni versiyonlarını da katmışlar...

Çok gençsiniz, eski dönem giysilerine nasıl merak duydunuz?

Serli K.: Biz çocukluk arkadaşıyız. Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar’da, Selvin ise Yeditepe Moda Tasarımı’nda okudu. Buralarda okuduğumuz kostüm tarihi bizi etkiledi. Fırfırları, fiyonkları çok seviyoruz. Aslında işin Victorian tarafı benim, Selvin biraz daha sadeleşmiş daha boyutsal kıyafetleri tercih ediyor.

Tasarımlarınızı nasıl tanımlarsınız?

Selvin P.: Eski dönem giysilerini, o dönemi yansıtarak günümüze uyarlıyoruz. Fiyonklar, fırfırlar, korsajlar, danteller, inciler, kullandığımız materyaller. Korse çok kullanıyoruz.

Eski zaman giysisi havası vermek için mi?

Selvin P.: Aslında kadın vücudunu daha güzel gösterdiği için. Kıyafetleri yaparken biz de o dönemin bütün tekniklerini kullanıyoruz. Aynı o dönemlerdeki gibi, vücudu daha sıkı tutması için korselerde demir balenler, elbiseyi daha kabarık tutması için tütüler... Eskiden üstlerinde olduğu kadar içlerinde de kıyafet oluyordu.

Sizin mağaza müşterileriniz var, bir de dizi müşterileriniz. Mağaza müşterileriniz eski dönem giysileriyle bütünleşmiş olarak mı geliyorlar?

Selvin P.: Mağazaya girince giysilerin büyüsüne kapılıyorlar. Ama bir diziden sonra ben şu kıyafeti istiyorum diye uçağa atlayıp başka şehirlerden gelen müşterilerimiz bile var.

 

 

Gerçekten mi?

Serli K.: Eskiden böyle değildi, bu durum dizilerle başladı. Biz Aşk-ı Memnu’yu giydirince oldu. Özellikle ilk 10-15 bölümünde neredeyse sadece bizim kıyafetlerimiz vardı. Dizide kıyafetleri beğenen dükkanımıza geldi. Kendi müşterilerimiz dışında bizi diziyle tanıyanlar da oldu. Aradılar ve buldular.

 

Moda yaratan dizilerimiz oldu. Sıla tokası, Hatırla Sevgili elbisesi... Aşk-ı Memnu’da öne çıkan ne oldu?

Selvin P.: Bihter’in giydiği büstiyer gibi örgü, kollar tül, manşetleri ve boğaz kısmı yine örgü bir kazak vardı. Adı ‘Bihter kazağı’ kaldı. Yazın bile sordular; merserizesini yapmak zorunda kaldık. Derya Baykal’a çıktı, nasıl yapılır öğretildi. Taklitler yapıldı. Kazağın vitrinden fotoğrafını çekiyorlardı.

Serli K.: Komşularımız dükkan kapandıktan sonra fotoğraf çekmeye gelenlerin 11-12 kişilik kalabalıklar oluşturduğunu söylüyordu. Dizi boyunca kanala ve dizi ekibine en çok sorulan kıyafet o kazak oldu. O hafta ne gelen telefonlara cevap verebildik, ne gelen müşterilere kazağı yetiştirebildik. Bihter o kazağı giydi, 7 hafta insanların isteği sürdü. Biz 7 hafta Bihter kazağı yetiştirmeye çalıştık. Kazağı Bihter rolündeki Beren Saat giymişti dizide ama Firdevs rolündeki Nebahat Çehre çok beğenip günlük hayatında giymek için satın aldı.

Peki Bihter kazağının modası geçti mi yeni koleksiyonda yine var mı?

Selvin P.: Bihter kazağımızın yeni versiyonları var. Taşlarla, tüllerle süsledik.

Aşkı-Memnu’da görülüp moda olan başka bir giysi oldu mu?

Selvin P.: Firdevs gömleği. Nebahat Çehre giymişti. Korsajı ve beyaz fırfırları vardı. Bihter kazak, Firdevs gömlek, Aşk-ı Memnu’nun yarattığı iki moda oldu.

Serli K.: Mesela 11’inci bölümde Bihter’in giydiği ya da 10’uncu bölümde Firdevs’in giydiği elbise diye soruyorlardı. Biz artık akşam diziyi iş olarak da seyretmeye başlamıştık...

Başka dizilere ve filmlere giysi veriyor musunuz?

Selvin P. : Şubat ayında yayınlanacak Aşk Tadında diye bir filme verdik.

 

 

Nasıl bir süreç yaşanıyor sizde dizi ya da filmlere kıyafet verirken?

Serli K. : Bizde sürekli ürün çıkar. Mağazamıza her hafta yeni ürün gelir. Kış koleksiyonu, yaz koleksiyonu diye ayırım yoktur koleksiyonlarımızda. Koleksiyon bitmez. Her şey tektir. Onun için de her hafta farklı ürün verebiliyoruz dizilere.

Dizilerin ya da filmlerin modaya katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Selvin P.: ‘Bihter kadını’ olmak istiyorum, ya da ben Sarah Jessica Parker olmak istiyorum diyen kadınlar çok oluyor. Aynı giysileri giyerek onlara benzemek istiyorlar...

Size böyle gelenler var mı?

Selvin P.: Çok mail geliyor; mağazaya da gelen çok oluyor.

 

Ne diyorlar?

Selvin P.: Ben Bihter kadını olmak istiyorum diye çok gelen var. Bir de Nebahat Çehre’yi çok beğeniyorlar, çok iyi taşıyor çünkü.

 

 

Filmlerde görüp başka giysi talepleri oluyor mu?

Serli K.: Biz gelinlik de yapıyoruz. Bazen Helen gibi olmak istiyorlar, bazen kraliçe gibi kabarık gelinlik istiyorlar.

Bu gelinlikleri modern bir düğün ortamında mı giyiyorlar?

Selvin P.: Sinagog ve kilise ortamında giyiyorlar, şimdi konsept düğünler çok moda, organizasyona da yansıtıyorlar. Daha nostaljik bir hava yaratıyorlar.

Dünyada modayı belirleyen, etkileyen filmler var. Sizce en iyi örnek hangisi?

Serli K.: Eski dönemde Rüzgar Gibi Geçti. Bizim de tarzımıza çok uygundu Scarlette O’Hara’nın kıyafetleri. Daha sonra Breatfast at Tiffany mesela siyah elbise.

Selvin P: Bence Sex and the City.

Siz tasarımlarınızı yaparken filmlerden etkilenir misiniz?

Serli K.: Bir filmi gördüğümde “Ah bundan ne güzel tuvalet çıkar” diye bir ışık yanıyor. Esinlenme oluyor.

Dönem giysilerini en iyi yansıtan film hangisiydi? En iyi dönem kıyafeti Oscar’ı vermek isteseniz hangi filme verirdiniz?

Selvin P. : Boleyn Kızı ve Elisabeth muhteşemdi.

Serli K.: Titanic çok iyiydi. Truva’daki kostümler inanılmazdı. Truva takılarını sadece Türkiye’den Mardin’den aldı. Şile bezleri dokundu, inanılmaz bir koleksiyon olmuştu. Kıyafetlerle tam bir sanat filmiydi. Helen’in kıyafetleri tam bir Helenistik dönemi yansıtan kıyafetlerdi.

Siz en çok hangi dönemi seversiniz?

Serli K.: Mesela modanın başlangıcı Erte diye geçiyor, art deco tasarımlar inanılmaz. Victorian dönemde zaten kadınlar çok iyi giyinmek zorundalar, saraylılar; 1500’lü yıllarda da muhteşem kıyafetler var, Helen döneminde, Helenistik dönemde de uçuşan kıyafetler, takılar...

 

Bihter kızı olmak istiyorum diye size geliyorlar. Siz ne kızı olmak isterdiniz?

Selvin P.: Serli, sen bir Helenistik kızsın. Ben de Victorian kızı herhalde.

İkoncanlar var şimdi. Bir de sinemadan çıkan gerçek moda ikonları. Sizin ikonunuz kim?

Selvin P.: Audrey Hepburn. Marilyn Monroe, manken Twiggy, mini elbise ve sıfır beden. Serli K.: Amerikalı, Londra’da yaşayan stil ikonu Daphne fark yaratıyor. Dünya üzerinde en iyi giyinen kadınlardan birisi. Biri de şarkıcı Cher.

Sizin müşterileriniz kimler?

Selvin P.: Hem çok ünlü müşterilerimiz var, hem de inanmayacağınız kadar çok kapalı müşterilerimiz var.

Neden sizi tercih ediyorlar?

Selvin P.: Biz Kadir Topbaş’ın gelinini giydirdikten sonra kapalı kesimden inanılmaz müşteri geldi.

 

 

Evet, Kadir Topbaş’ın gelinine Helin Avşar’ın kısa kollu gömleğinin uzun kollusunu yapmıştınız...

Evet, Helin Avşar’ın bizden aldığı kısa kollu bir gömleği çok beğenmişti, ona uzun kollusunu yapmıştık. Dönem kıyafetleri çok onlara uygun, zaten kapalı, yerlere kadar kıyafetler. Bütün Florya bizden giyiniyor diyebilirim.

Müşterileriniz arasında ünlülerden kimler var?

Müjde Ar, Nebahat Çehre, Beren Saat, Azra Akın, Hale Caneroğlu, Özlem Yıldız, Hülya Avşar, Helin Avşar.

Hollywood’da Oscar törenlerinde kostüm Oscar’ını almaya büyük bir ekip çıkar. Siz hem kendi koleksiyonunuz için hem de diziler için nasıl çalışıyorsunuz?

Serli K.: Tasarımlarımız, eğer onları ortaya çıkaracak kimse olmazsa çizim olarak ya da harika bir resim olarak elimizde kalır. Bunu üç boyuta geçiren terzilerin, kalıpçıların ve bütün işçiliği yapan herkesin emeği çok büyük. Ekibimizin başındaki Nerime Ercan aynı zamanda şirket ortağımız, proje geliştirdiğimiz ekibin başındaki Natali Ohannesyan bizi yönlendirir. Çalıştığımız başka bir atölye var ve oranın başındaki Ceyda Kadayıfçıoğlu bize en iyi elemanları bulur. Yani bu bir ekip işi ve biz de kalabalık bir ekibiz.

4